Kültür Manşet

Animasyonun müzikle tanışması

Animasyon tarihindeki yolculuğumuz bu ay da müzikle devam edecek. Hatta daha net olalım; klasik müzikle.

Çok fazla bahsi geçmese de çizgi filmler, bir insanın klasik müzikle ilk tanıştığı mecralar arasında. Özellikle ebeveynleriniz size çocukluğunuzda klasik müzik dinletmediyse, bu müziklerin sizi karşıladığı ilk yerlerin çizgi filmler olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. En azından bizim çocukluğumuzda öyleydi. “Peki neden böyleydi?” diye soracak olursanız bunun birkaç sebebi var.

Bu sebeplerden bir tanesi animasyonun doğal gelişimi. Senkron tekniklerinin fazlasıyla geliştiği altın çağ öncesinde en iyi sonuçlar klasik müzik eserleriyle alınıyordu. Zaten yine bu dönemde -sessiz sinema dönemindesalonlarda küçük orkestralar bulunuyordu. Animasyon filmi sessiz olarak gönderiliyor, orkestra ise perdeye yansıtılan filmin üzerine canlı çalıyordu.

Bu noktada çok önemli bir isimden bahsetmek gerekiyor. Müzik ve çizgi arasındaki dansın tam bir uyum içinde olmasını sağlayan Carl Stalling…

Carl Stalling ve Walt Disney

Carl Stalling, çizgi filmlerde müziğin babası sayılıyor. Aynı zamanda animasyon tarihinin en üretken
isimlerinden biri. Kendisi 1920’lerin başında Kansas’ta bir sinema salonunda filmlere canlı müzikle eşlik eden bir orkestra yönetirken genç Walt Disney ile tanışıyor. Çok iyi arkadaş oluyorlar ve bu arkadaşlık animasyonda müziğin de temellerinin atılmasını sağlıyor.

Walt Disney 1928 yılında Kaliforniya’ya taşınırken (Steamboat Willie daha yeni yapılmış) Carl Stalling’e de iş teklif ediyor ve Stalling Disney stüdyolarının ilk müzik direktörü oluyor. Bundan sonraki dönemde Disney’in ilk 20 filminden 19’unun müziklerini yapıyor. Stalling’in çok önemli bir figür olmasının en önemli sebebi müziğe uygun çizgi film yapılması fikrini ortaya atan kişi olması. O güne kadar, var olan aksiyona göre müzik yapılırken tüm yöntem tersyüz ediliyor ve yeni bir dönem başlıyor. (Bu arada bu senkronizasyonu sağlamak için click track tekniğini kullanmaya başlayan ilk kişi de Stalling.)

Carl Stalling, Walt
Disney ve Warner Bros.’a parlak ve çok sesli yıllar yaşattı.

Disney’in yeni serisi Silly Symphonies çok başarılı olmakla kalmıyor, peşinden gelecek takipçi serilerle bir devrimin fitilini de ateşliyor. Merrie Melodies ve Looney Tunes gibi serilerde klasik müzik başrolü oynuyor. Tüm animasyon stüdyoları bu alandaki zenginliği görüp etkin kullanmaya çalışıyor.

Ancak klasik müzik kullanımının zirveye çıktığı nokta Disney’in 1940 yapımı Fantasia’sı. Kolaylıkla bir başyapıt olarak niteleyebileceğimiz Fantasia 8 ayrı bölümde farklı klasik müzik eserlerini alıp ayrı ayrı yorumluyor. Bazı bölümler son derece abstrakt çizimlerle hayata geçerken bazı bölümlerde klasik çizgi hikâyeler izliyoruz. Döneminin en iyi animatörleri tarafından üretilmiş ikonik karakterlere sahip Fantasia’nın aynı zamanda klasik müziğin çizgi film alanındaki yerini de perçinlediğini ve nerelere gidilebileceğine dair yolu aydınlattığını da söyleyebiliriz rahatlıkla.

Hatta Walt Disney’in konuyla ilgili sevdiğim bir sözünü de anayım burada: “Seyircinin normal şartlarda dinlediği müziğe dair yakalayamayacağı şeyler vardır, bunlar ekranda müziği temsil eden görüntülerle birlikte seyredilince ayrı bir anlam kazanır”.

Disney, Fantasia’yı sadece bir uzun metraj olarak planlamıyor, yıllar içinde bölümler halinde eklemlenecek bir klasik müzik & çizgi film serisi olarak düşünüyor ancak 2. Dünya Savaşı’nın da araya girmesiyle planlara sekte vuruluyor. Yoksa aradan geçen dönemlerde Salvador Dali gibi isimlerle ortak çalışmalar yapıyorlar. Burada biriken eserler daha sonra Fantasia 2000 olarak ayrıca piyasaya çıkıyor.

Warner Bros. yılları

Carl Stalling’e dönecek olursak, kariyerinin ilerleyen dönemlerinde Warner Bros.’a geçen Stalling, Looney Tunes için çalışmaya başlıyor. Bu dönemde Warner Bros. normalde uzun metraj filmleri için kullandığı 50 kişilik orkestrayı Carl Stalling’e emanet ediyor. Stalling’in sadece Warner Bros çizgi filmleri için 600 civarı parça yazdığı sanılıyor. Sadece özgün müzik yazmakla da kalmıyor, enstrümanlarla yapılan ses efektlerini de tasarlıyor. Mesela parmak uçlarında yürüyen bir karakterin her adımında duyduğumuz kontrbas sesi gibi incelikler hep Stalling’e ait.

Televizyonda izlediğimiz ve çocuklukta hafızalara kazınan, bugün bile izleyende aynı şekilde keyif yaratacak, klasik müzik kullanan klasik çizgi filmleri hatırlamak isterseniz biraz web taraması yapmanızı önereceğim.

Yazı: Kreatif Direktör Gökhan Yücel

Benzer Yazılar

100’e 4 kala bir yazar portresi: Hıfzı Topuz

Ad Hoc

Felsefenin çekici

Ad Hoc

Video oyunlarda siyasetin izini sürmek

Ad Hoc