Kültür

“AN”ları çoğaltmak

İnsanlık tarihi, bir anlamda göçler tarihidir. İnsanlık, yerleşik kültürler oluşana dek yiyecek ve güvenlik açısından yaşam alanı yetersizleştiğinde, zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yer değiştiriyordu. Neolitik dönemle birlikte mülkiyet, sınıf, din ve etnisite gibi yeni kavramlarla tanışınca büyük savaşlara girişti; göçler daha sosyolojik ve politik nedenlere dayandı. Topluluklar ve ülkeler arasındaki iç savaşlar, savaşlar, devletlerin parçalanması ya da yeni devletlerin kurulması gibi olgular, göçleri daha acımasız, ölümcül ve zorunlu hale getirdi. 20’nci yüzyılın başlarında hızlanan, belli lokasyonlarda daha belirginleşen göçler, yüzyılın sonlarında büyük ölçüde Doğu toplumlarından Batı ülkelerine doğru oldu.

Türkiyeli 18 Süryani’nin izinde
Türkiye’nin 20’nci yüzyılın başından itibaren göçlerle yitirmeye başladığı zenginliklerinden biri olan Süryaniler üzerine sözlü tarih araştırmasına dayanan bir belgesel film çalışması yürütüyoruz bugünlerde. Araştırmaya ve belgesele konu olan ise bir fotoğraf karesi; bir enstantane, bir “an”. Yaklaşık 30 yıl önce İdil’de çekilen, 18 Süryani’nin yer aldığı fotoğraftaki kişilerin neredeyse tamamı o gün İdil’de yaşarken, bugün dokuzu göç ettiği Almanya’da, yedisi İsviçre’de yaşıyor. Fotoğrafla sosyal medyada karşılaşmıştım; önce fotoğrafın, sonra da fotoğraftakilerin peşine düştüm. Yaklaşık bir yıldır üzerine çalışıyoruz projenin. 18 kişiye de ulaştık ve şu ana kadar 15 kişiyle sözlü tarih görüşmesi yapmayı başardık. Fotoğraf karesinde çocuk olanlar şu anda çocuk, hatta torun sahibi. Fotoğrafta bir arada olmalarına karşın şu anda neredeyse her biri ayrı bir kentte yaşıyor. Çoğunun ortak noktası Türkiye ve İdil’i özlemle anılan, unutulamayan bir “dünya” olarak anmaları.

Sözlü tarih yakın geçmişin, bizzat o geçmişi yaşayan kişiler aracılığıyla doğrudan anlatımı. Kişisel anılar üzerine kurulan ve geçmişin yaşayan belleğini bulgulayan yöntemin temel hareket noktasını yaşına, mesleğine, sınıfına ya da cinsiyetine bakılmaksızın herkesin kendi yaşamına ilişkin olarak anlatabileceği ve başkalarıyla paylaşabileceği bazı öykülerin varlığı oluşturuyor. Biz de araştırma ve belgeselimizde fotoğrafta yer alan kişilerin bu fotoğrafı nasıl “an”dıklarını, nasıl algıladıklarını, o günlerin İdil’inde gündelik yaşamı, Süryani kültürünün o günlerdeki yaşam pratiklerini, bölgede yaşayan farklı etnik gruplar arasındaki ilişkileri, göçün geride kalan bu grup üyeleri üzerinde yarattığı etkileri, bıraktığı izleri saptamaya çalışıyoruz. Bu grup özelinden elde edilecek olan verileri yazılı literatür araştırmaları ve gözlemlerle bir araya getirerek, yakın tarih Süryani göçleri hakkındaki bilgileri zenginleştirmeyi amaçlıyoruz. Şu ana kadar Türkiye’de İdil ve Nusaybin’de; Almanya’da Frankfurt, Stuttgart, Manheim, Nagold, Leonberg, Pfullendorf’ta; İsviçre’de Zürih ve Lugano’da çekimler yapıldı. Temmuz ayında yeni çekimlerin yapılacağı proje 2019’un sonunda bitirilmiş olacak.

Sıradan bir an nasıl çoğalır?
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Maltepe Üniversitesi, Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı ve Albert Sevinç Vakfı tarafından desteklenen “AN” projesini benzer sözlü tarih araştırmalarından ayıran ve onu özgün kılan en önemli nokta ele alınan olayın da son derece “sıradan” bir olay; mutlu bir anı ifade eden sıradan bir fotoğrafın çekilme “an”ıyla sınırlı olması. Fotoğrafın çekildiği günün de hiçbir özel yanı yok. Sıradan bir Pazar günü; Süryanilerin herhangi bir Pazar günü gibi, ayinden çıkılmış, çalışılmayan, dinlenilen, sohbet edilen, gezilen bir gün. Fotoğrafta yer alanlardan sadece üçü o tarihlerde Avrupa’ya göçmüş kişiler. Çoğu çocuk olan 15 kişiden 13’ü de daha sonra göçe katılacak… Geriye Türkiye’de sadece iki kişi kalacak. Aradan geçen 30 yılda bu “an”a sayılamayacak kadar çok “an” eklenmiş olacak…

Sözlü tarih görüşmesi gerçekleştirilen her kaynak kişi o “an”ın farklı yüzlerini görmemizi sağlıyor. O “an”ı yaşayan ve anımsayanların bugünkü “an”larını, o “an”a ekleyerek “an”ları çoğaltmaya, sivil tarihi yeniden kurmaya çalışıyoruz. Çünkü tarihin de buna ihtiyacı var.

Hakan Aytekin
Öğretim Üyesi

Benzer Yazılar

Bir zamanların ‘beyaz gelini’ Siirt

Ad Hoc

Animasyonun müzikle tanışması

Ad Hoc

Bisikletin bir ‘imaj cilâlayan’ olarak portresi

Ad Hoc