Ekonomi Manşet

Aslan sofrası

Aslında biz pazarlamacılar isteklerin ve ihtiyaçların doyurulması üzerine hareket ederiz. Çünkü rasyonel taraftan baksak dahi insanlığın ihtiyacı, giderildiğinde başka alanlara yönelir. Bir aslan karnı doyduğunda etini stoklamaya, ayırmaya kalkmaz. Örneğin, aslanın sofrasında kalan et parçaları ekosistemdeki diğer hayvanlarla veya organizmalarla bölüşülür. İnsan ise bir şekilde tatminsiz gelmiştir dünyaya.

Peki, mutlu mutlu, az ürün ve hizmetle tatmin olabilecekken insan neden daha fazlasını ister? Neden daha güçlü ya da varlıklı olmak için çaba sarf eder? Bu insanın içinden gelen bir doyumsuzluk mu yoksa çevreden mi öğreniyoruz? Tarihin tozlu raflarında şöyle bir gezinsek… Örneğin insanlık toplayıcılığa binlerce yıl önce başlamış. Bunu kendini koruma ve yaşama tutunma güdüsüyle yapmış. Avcılıktan toplayıcılığa geçişte, gerçekten de yaşamın sürdürülmesi açısından gerekli bir faaliyet, bir kenara saklama, yığma ve depolama… Ama yapılan eylemin temelinde sadece koruma güdüsü olmasa gerek.

İnsan merakının olası başlangıcı

Öte yandan, kolaycılığın varlığı, insanı daha başka makinelerin keşfine yönlendirmiş. Bir şeyleri kendi ihtiyacını karşılamak ya da olağanın dışında kullanmak için de kullanabildiğini fark edince ve bu da yaşamına konfor getirince neden bu şekilde sürdürmesin ki? Bu kolaycılığı sağlamak, etrafı gözlemlemek, çevredeki malzeme ve materyalleri bazen olduğu gibi bazen de çeşitli düzenlemeler yaparak kullanmak değer yaratmaya başlayınca; alanının dışındakilere, daha ileriki yerlere ya da keşfedilmemiş alanlara girmek için çabalar sarf eder.

İşte belki de insan merakı böyle başladı. Yaratıcılık denilen şey bir konu, sorun ya da durumda oluşan istek, ihtiyaç, ilgi ya da kaygı gibi durumları çözümlemek üstüne oluşturulan unsurlardır. Yaratıcılık, olmayan bir şeyi hayal edebilme ya da şeyleri olduğunun dışında kurgulayabilme, herkesten farklı yollarla yapabilme ve yeni fikirler geliştirebilme yeteneğidir. Herkesin gördüğünün dışına çıkabilme, aynı şeyleri görse, duysa da farklı değerlendirip yorumlayabilme gibi özellikleri gerektirir. Aslında yaratıcılık ve yenilik konusunun özünde bu farklılık konusu ve kabullenici olmama, farklı bir şekilde ele alma ve çözme gibi, hatta belki de biraz da itaatsiz olmakla ilgili durumlar yatıyor olabilir. Var olan durumdan memnuniyetsizlik gibi konular bu tarz eğilimlere sebep olabilir. Öte yandan çevredeki toplayıcılar kendi yaşam çabasında yolu kat etme manasında aynı zamanda kazananlara dönüşmüşlerse ve toplumsal eğilimleri buna yönelik gelişmişse… Hiç de ihtiyaç duyulmayan şeylerin ihtiyaç gibi hissedilmesini sağlayan ortamlar yaratılmışsa… Temel gereksinimlerinin ötesinde farklı ihtiyaçlarını bu tarz ürün ve hizmetlerle tatmin etme sağlanmışsa… Bunlar birçok işkolunu besleyen pazarlama, satış ve iletişim gibi sektörler için de fırsatlar sunuyorsa…

Birey üzerindeki etkiler

Kısacası hem içsel hem de dışsal yönlendirmelerin insan seçimlerinde etkili olduğu ve tüketim ürünleri arttıkça da insanın daha doyumsuz bir hale gelmesine yol açtığı söylenebilir. Küreselleşme, tüketicilik gibi kavramlar da bunu tetikliyor. Hatta bu doyumsuzluk 2000’li yıllarda “No Logo” gibi kitaplarda tartışıldı. Örneğin “No Logo”da bahsedilen küreselleşme dünya toplumlarının ve dolayısıyla insanlarının birbirine benzeme süreçleri ve tek bir küresel kültüre dönüşümün ortaya çıkardığı sorun ve sıkıntılar üzerinedir. Hatta firmaların ayakta kalma stratejileri üründen ziyade ürün ile tüketici arasında duygusal bağın kurulması, yani markalaşma bireyleri etkiler hale gelmiştir. Ancak küreselleşmenin ve tüketiciliğin getirdiği olumsuzluklar insanlığın kendi değerlerini bir kez daha gözden geçirmesine sebep oluyor. Sürdürülebilir olmak, geleceğe daha temiz bir dünya bırakmak, yaşamı etkin kılmak gibi değerler giderek daha çok ön plana çıkıyor. O yüzden insanlık yaratıcılığını ve geliştiriciliğini bu alana kaydırmalıdır.

Yazı: Öğretim Üyesi Gonca Telli

Benzer Yazılar

Fütüristler kriz anlarında ne işe yarar?

Ad Hoc

Mobil uygulamaların önlenemez yükselişi

Ad Hoc

Hakikaten ekonomik kriz var mı?

Ad Hoc