İnsan

Bana bu dansı lütfeder misiniz? Ya da daha fazlasını…

Bana bu dansı lütfeder misiniz? Ya da daha fazlasını...

Planlanmış etkinlikler ya da bizi pek de fazla şaşkınlığa uğratmayan ufak tefek olaylar… Öte yandan gündelik hayatın kabuğunu çatlatmasa da, küçük aralıklar yaratmaya yeten karşılaşmalar da var. Etkileri değişkenlik göstermekle birlikte, birisiyle yolda karşılaşmak, sevindirici ya da üzücü bir haber almak bu tür olaylar arasında sayılabilir. Bir de çok daha basit, belki de belleğimizin çoğunlukla tutmaya bile değer bulmadığı sıradan olaylar var. Bir espriye gülmek, esnemek, hapşırmak… Fakat bu olaylar da kendi çaplarında büyüyebilir. Bir gülme krizini düşünelim. İlk başta ortada mutlaka gülünecek bir şey vardır. Ama bir süre sonra olay kontrolden çıkar ve neredeyse ilk baştaki hikâyeyle ilgisiz bir hale gelir. Şimdi artık sadece gülmek ve daha fazla gülmek vardır. Hatta bu durum başkalarına da bulaşıp daha şiddetli bir hal alabilir. Kolektif bir gülme krizi. Bulaştıkça güçleniyor, güçlendikçe bir salgına dönüşüyor.

Tüm şehri harekete geçiren bir salgın

İnsanlık tarihi bu tür, basit bir olay olarak başlayıp sonra kolektif bir salgına dönüşen olaylarla dolu. Uyku salgınları, kedi gibi miyavlama salgını, gülme salgınları… Bunlardan biri de, Ortaçağ Avrupasında meydana gelen bir dans salgını. Bu dönemde Avrupa’da çok sayıda dans salgını kayıt altına alınmakla birlikte, 1518 yılı Temmuz ayında Strasburg’da meydana gelen dans salgını hem iyi belgelenmiş olması hem de bölgede yaygınlık kazanıp bir yönetim sorunu haline gelmesi açısından dikkat çekiyor. Gözlemcilerin aktardıklarına göre, Frau Troffea adlı bir kadın caddeye çıkar ve ortada bir müzik de olmamasına rağmen dansa benzer hareketler yapmaya başlar. Çevredekiler önce bunu sevinçle karşılar, kadının etrafında alkış tutup eğlenmeye başlarlar. Fakat sonra kadının dans etmeye aralıksız devam ettiğini, yüzünde hiç de keyif alıyormuş gibi bir ifade olmadığını fark ederler. Bir süre sonra etraftakiler de kadına katılırlar. Dans edenlerin sayısı bir hafta içinde 34’ü, bir ayda 400’ü bulur. Bu durum yerel yetkilileri de harekete geçirir ve dönemin önde gelen kişilerinden bir konsey oluşturulur. Konsey dans salgınının beyindeki kanın aşırı ısınmasından kaynaklandığı teşhisini koyar ve dans edenlerin müzik eşliğinde rahatça kurtlarını dökebilecekleri bir eğlence platformunun kurulmasını önerir. Bölgede büyük bir konser düzenlenir ve dans edenler bu alana toplanır. İnsanlar günlerce dans ederler, fakat bu da salgını durdurmaya yetmez. Dans salgını iki ay boyunca devam eder, komşu kasabalara sıçrar ve sonunda da kendi kendine durur.

Bu esrarengiz olayı açıklamaya çalışan çok sayıda modern varsayım var. Örneğin kimi tarihçiler bölgedeki kitlesel açlığın böyle bir histeriyi tetikleyebileceğini öne sürüyorlar. Bir antropolog, şeytani etkilere dönük inancın, stres gibi etkenlerle de birleştiğinde böyle sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor. Bölgede yaygın bulunan zehirli bir mantar türünü neden olarak gösterenler de var. Belki de tek bir neden yok ve bütün nedenler bir araya gelerek bu salgını ürettiler.

1518 dans salgını sonucunda gündelik hayat sürdürülemez hale geliyor. Belki de bu yüzden bu olayı ilginç buluyoruz. Gündelik hayatı kesintiye uğratan, nereden geldiği bilinmeyen, neden-sonuç ilişkileriyle tam olarak açıklanamayan bir olay. Bir anda çalan yangın alarmına verdiğimiz tepkiye benziyor biraz. Bunun bir tatbikat olduğunu bilsek bile gündelik hayatımızda bir kesinti doğuyor. Binanın tahliye edilişi, açık alanda toplanılması, belki de hiç tanımadığımız insanlarla edilen ufak tefek sohbetler. Hatta ortamı saran belli belirsiz bir sevinç dalgası… 1518 dans salgını hiç de sevinçli bir olay değil kuşkusuz, tıpkı bir yangının olmadığı gibi. Fakat her iki olayda da başkalarıyla birlikte maruz kalınan şaşırtıcı bir olayın ne kadar hızlı ve irademiz dışında yayılabildiğine tanıklık ediyoruz. Belki de her olayın doğasında bu vardır: biraz şaşırma, biraz bulaşıcılık.

Yazar: Emre Sünter

Benzer Yazılar

Distopyadan kaçmak heterotopyada özgürleşmek

Ad Hoc

Kahramanlar ve ahmaklar: Aramızdaki gayrimeşru mesafe

Ad Hoc

Felsefenin çekici

Ad Hoc