Kültür

Basit bir iddianın hediyesi: Animasyon

En başlarda sadece şaşkınlık duyarken zaman içinde anlamlandırmaya, daha sonra nasıl yapıldıklarını araştırmaya başladım. Araştırmalarım akademik ya da sistematik bir biçimde gelişmedi, bana ilham veren rastgele konulara dalıp çıktım hep. Buradaki yazılarda sizlerle bu heyecanı paylaşmak, kendi kontrolsüz araştırma macerama sizleri de dahil etmek istiyorum.

İlk konumuz, hareketli görsellerin kökeni
Görüntülerin hareketli olduğunu düşünmemiz, zihnimizin bize oynadığı bir oyunun sonucu. Aslında hareket etmeyen sabit görseller arka arkaya hızla gösterildiğinde hareket varmış algısını yaratıyorlar. Fotoğraflar birleşerek standart filmleri, çizimler birleşerek animasyonları oluşturuyorlar.
Animasyonun kökenine indiğimizde kendini tekrar eden görüntülerin yer aldığı çeşitli objelerle karşılaşıyoruz. Birbirinden garip isimlere sahip bu animasyon öncülü alet edevatları daha sonra detaylı biçimde inceleyeceğiz ancak bu sayıda akan fotoğraf ve çizimleri birleştiren başka bir konudan bahsetmek istiyorum: Bahis.

Evet, tarihteki akan görüntülerin (hem fotoğraflardan oluşan ilk filmin hem de çizimlerden oluşan ilk çizgi filmin) doğuş nedeni iddialar.

Hareketli fotoğrafları inceleyelim önce. 1872 yılında, Boston’da insanların çok tartıştığı bir konu var, o da dörtnala koşarken atın tüm ayaklarının yerden kesilip kesilmediği. Birçok insan aksine inanırken Leland Stanford dört ayağın da yerden kesildiğini düşünüyor. Bunun için bir iddiaya tutuşuyorlar. Ancak çıplak gözle böyle bir gözlemde bulunmak mümkün değil. Dolayısıyla Stanford, bir fotoğraf sanatçısı olan Eadweard Muybridge’e başvuruyor ve ona, 25 bin dolar karşılığında bu sorunun çözümünü bulup bulamayacağını soruyor. Muybridge o dönem için çok ciddi bir meblağ olan rakamı kabul ederek çalışmalara başlıyor.

Sorunun çözümü için yaklaşık altı yıl çalışmak zorunda kalıyor ancak bir atın koşuşu sırasında hareketlerini mükemmel biçimde yakalayacak sıralı 12 fotoğraf çekmeyi başarıyor. Yan yana fotoğraf makinelerinin dizili olduğu bir arazide, Occident isimli atın tetiklediği küçük ipliklerle çalışan bir sistem kuruyor. Atın koşusu bittiğinde her makine fotoğrafını çekmiş oluyor. Muybridge bu 12 fotoğraf sayesinde atın dört nalının birden yere değmediği bir anı yakalamayı başarıyor. Daha sonra Zoopraxiscope adını verdiği bir düzenek de hazırlıyor. Bu düzenek sayesinde insanlar bu 12 fotoğrafı projeksiyonla arka arkaya akacak şekilde izleyebiliyorlar. Böylece tarihin ilk akan görüntüsünü elde etmiş oluyoruz.

Little Nemo’yu hatırlayan?
Bir diğer iddia ise bizi animasyonun doğuşuna götürüyor. Animasyon adına yapılmış ilk iş olmasa da özellikle profesyonelliği sebebiyle ayrışan Winsor Mccay’in Little Nemo’yu yapışına… Mccay ünlü bir çizer, özellikle gazeteler için yaptığı aşırı detaylı editöryel çizimler sayesinde fazlasıyla tanınıyor. Ayrıca bir de bant karikatür (comic strip) olan Little Nemo’yu yapıyor. Little Nemo bu alanda çığır açan bir çalışma. Hem çizim kalitesi hem de anlatım biçimi açısından benzersiz. Bölümlerin her birinde Nemo rüya görüyor (zaten tüm olay rüyalarda geçiyor) ve her bölümün sonunda da yere düşerek uyanıyor. Bunun örneklerini internette bulabilirsiniz. Neyse, biz iddiaya dönelim.

Bir gün Mccay, gazetede birlikte çalıştığı arkadaşlarına, bir ay içinde hareket eden dört bin kare çizebileceğini iddia ediyor ve başarıyor da. Sonuç, 11 dakikalık bir film ve Mccay’in arkadaşlarıyla girdiği iddia ile açılıyor. İlk 7 dakika bu iddia ve Mccay’in nasıl çalıştığını gösteriyor. Sondaki 3 dakika ise 4 bin çizimden oluşan animasyonu içeriyor. Her ne kadar Winsor Mccay Little Nemo için ilk animasyon filmi dese de kendisinden önce animasyon filmi üretmiş isimler var. 1900 yılında Blackton’ın klasik animasyonu Humorous Phases of Funny Faces ve 1908 yılında Cohl’un Fantasmagorie gibi eserleri animasyonun ataları sayılıyor. Her ikisi de çok basit tebeşir çizimlerinin hareketlendirilmiş hali gibi göründükleri için belki de Winsor Mccay kendi işinin ilk gerçek animasyon film olduğuna inanmak istemiş olabilir.
Mccay, Little Nemo’dan sonra birçok animasyon film yapıyor. Bunlardan en önemlisi Gertie the Dinosaur. En başta Gertie karakterini sahne şovunun bir parçası olarak tasarlıyor ve sahnede dinozorla etkileşime giriyor. Çizgi karakter, sahnedeki Mccay kırbacını yere vurunca korkuyor, sahneden elma atınca (atılan elma perdede beliriyor) ağzıyla yakalıyor. Şovun başarısından dolayı hemen film haklarını satın alıyorlar ve karakter, sinemalarda kendi çizgi filmiyle boy göstermeye başlıyor. Bundan sonrası, animasyon tarihi. O tarihe dair başka konuları da inceleyeceğiz elbette, ancak bu ay için bize ayrılan alanın sonuna gelmiş bulunuyoruz.

Bir sonraki sayıda başka enteresanlıklarda buluşmak üzere.

Gökhan Yücel / Kreatif Direktör

Benzer Yazılar

Kepenk indiren dünya müzik hazineleri

Ad Hoc

Modern hippilerin adresi: Semadirek

Ad Hoc

Süper kahramanlar neden dönüyor?

Ad Hoc