İnsan Manşet

Bilginin sınırsızlığı ve agnotoloji

Bilginin sınırsızlığı ve agnotoloji

Bilgi, sınırları ve doğruluk ölçütüyle felsefi ve bilimsel sorgulara konu oluyorsa cehaletin ve cehaleti yaymanın da incelenmesi gerekmez mi? Epistemolojinin klasik ve modern olarak ayrılışından sonra, bilgiyi de modern zaman koşullarında ele almak durumunda kalan insanlar için durum biraz daha fazla karmaşa içeriyor. Descartes ile başlayan modern epitemoloji bile yerini bilginin her an erişilebilir olduğu bir düzene bırakıyor. Sınırsız bilginin yayılması gibi bilgisizliğin ve cehaletin yayılabilir olması Russell’ın de sözünü ettiği problemleri doğuruyor.

Toplum değerlerinin hassas ve kırılgan olmasının yanı sıra insan psikolojinin esnekliği manipüle edilmeye hazır ve güdülecek bir sürü gibi görüldü, yüzyıllarca. Sonrasında ise bilgisizlik bilimi adı verilen “agnotoloji”den söz etmeye başladık. Agnosis’in bilgisizlik anlamı ontolojiyle yani varlık felsefesiyle birleşince bilgisizliği araştıran bir bilim dalı ortaya çıktı. 1979 yılında sigara ve tütün karşıtı kampanyaların üstesinden gelmeyi amaçlayan şirketler insanları manipülatif bilgi yığınına maruz bırakınca, Stanford Üniversitesi’nden Robert Proctor’un araştırmalarına konu oldu. Aradan geçen 16 yılın sonunda dilbilimci Iain Boal, cehaleti yayma bilimi olarak bildiğimiz agnotolojiyi kavramlaştırdı. Agnotoloji bugün inandığımız değerlerden toplumsal ilişkilerimize kadar çok derin anlamlar içeriyor ancak bunlara geçmeden önce insanın bilme eğilimine yönelmekte fayda var.

İnsan doğası gereği bilmek ister

Aristoteles’in metafizik incelemelerinde belirttiği gibi bütün insanlar, doğaları gereği bilgiye açtır ve bilmek ister. Kendi değerlerinden yaşamın anlamına bir şeyleri kavrama ihtiyacı insanın doğasında var.

Alman Filozof ve Psikolog Wilhelm Wundt, insanların düşünme yetilerine odaklanır ve ondan geri nelerin kalacağını sorgular. Zira insan, düşünen bir hayvandır. Psikoloji alanındaki bir başka görüş, Freudcu yaklaşım ise istem duygularımızın bilinçaltında yatan tercihlerden ibaret olduğunu ekler. Cinsel dürtüler, tutkular ve bilgi… Freudcu yaklaşıma göre insan karşısındaki kişiyi daha çok etkilemek için bilmek ister. Böylece doğası gereği arzularını ve içgüdülerini tatmin ederek hırsından kurtulur. Peki, bugün bilinçaltında hangi dürtülerle bilmeyi arzuluyor olabiliriz? Bir ev, araba, kariyer, daha fazla para… İnsan doğasının yönetilebilirliği pek çok arzunun ve dürtünün ayarlarını değiştirmesine sebep olmuş olabilir mi?

Cahil cesareti

Evrim Teorisyeni Darwin, cehaletin bilgiyle değil güvenle sağlandığını söyler. Bir sorunun bilimle çözülemeyeceğini iddia edenlerinse çok bilenler değil, az bilenler olduğunu… Bizim dilimize yerleşen cahil cesareti de tıpkı Darwin’in ifade ettiği gibi bilginin güven vermesiyle örtüşüyor. Ve yıllar geçtikçe bilimsel araştırmalara konu olan cahil cesaretine bir sendrom adı veriliyor: Dunning-Kruger Sendromu.

Cehaletin güven artırması üzerine teori ortaya atan ikili, Justin Kruger ve David Dunning, 1999 yılında bir dizi deneyle fizyolojik ve fiziksel alanda ölçümler gerçekleştiriyor. Tüm araştırmaların sonunda ortaya çıkan bulgu; gerçekten bilgisiz ve niteliksiz olan insanların ne derece niteliksiz ve bilgisiz olduklarının farkında olmamaları. Bu sebepten bildiklerinin kendilerine yeteceğini düşünen ve bunları abartma eğilimine girenler bir başkasının bilgisinin de farkına varamıyorlar.

Dunning ve Kruger Nobel Ödülü’ne layık görülüyor ancak fikirlerinin teori olarak kalmasının önüne geçilemiyor. Sonraki yıllarda dünyanın çeşitli üniversiteleri tarafından gerçekleştirilen yüzlerce araştırma cahil cesaretine ışık tutuyor. Ve sonuç, her şeyi en iyi bildiğini iddia edenlerin çoğunlukla bilgiyi ve eğitimi aşağılama eğilimi. Üstelik bu sendroma sahip kişilerin inanmama çabasına ek bir de inandırma çabası dikkat çekiyor. Dolayısıyla hiçbir fikirleri olmasa bile size sizden çok daha iyi bildiğini kanıtlamaya çalışıyorlar ancak elbette bunun bile farkında değiller.

Bilgi gibi yayılan cehalet

Menfaat gereği cahil kitleler oluşturanları, bilgisizliği ve cehaleti yayma eylemlerini inceleyen bilim dalı agnolojide amaç; ekonomik, siyasi ya da sosyal amaçlar olabilir. Zira temelinde karşı tarafın doğru bilgiyle donatılmasını önleme amacı ve yanlış olanları doğru gibi göstermek vardır ve bu sadece bir insanı değil, koca bir toplumu cahilleştirmeye yetebilir.

Bugünün küreselleşen dünyasında her ne kadar her an bilgiye erişebilsek de bu her seferinde doğru bilgiye ulaşabileceğimiz anlamına gelmiyor. Çünkü süzgeçten geçirilmeden, doğruluğu teyit edilmeden ulaşılabilir ortamlara sunulan bilgiler bir algı üretiminin sonucu da olabilir. Son zamanlarda özellikle sağlık alanında teyit edilmeden aktarılan bilgiler, sosyal medyada kazanç elde etmek için yayılan yanlış yöntemler ve internetin her alanında denk gelebileceğimiz yalan haberlerden şikâyet ediyoruz. Ancak halen farkında olmadığımız üretilmiş bir etki politikasının kurbanı olduğumuzu fark etmiyor olmak da bilginin sınırsızlığını bizlere sunan en güzel örneklerden.

Bu yazı ilk kez Ad Hoc Haziran 2020 sayısında yayımlandı.

Benzer Yazılar

İmkânsızı istemek neden gerçekçidir?

Ad Hoc

Asistanlar sanal, deneyimler gerçek

Ad Hoc

Sanatta grinin keşfi

Ad Hoc