Ekonomi

Bir Çin rüyası (?)

2017 Dünya Bankası verilerine göre 1.386 milyar nüfusu olan Çin’in 2030’a kadar ABD’nin önüne geçerek dünyanın en büyük ekonomiye sahip olan ülke unvanını elde edeceği öngörülüyor.

Çin Eğitim Bakanlığı’nın verileri, 1987’den bu yana toplam 4 milyon Çinli öğrencinin eğitim amaçlı yurtdışına gittiğine ve bunların 2,2 milyonunun geçtiğimiz yılın sonuna kadar eğitimlerini tamamlayarak Çin’e geri döndüğüne ışık tutuyor. Bakanlık raporuna göre, 2015 yılında yurtdışına 523 bin 700 Çinli öğrenci eğitim amaçlı giderken, geçtiğimiz yıl bu öğrencilerden 406 bin 100’ü evine geri dönmüş bulunuyor. 2000’li yılların başında yurtdışına giden her 10 Çinli öğrencilerden yalnızca biri evine dönerken güncel istatistikler 10 Çinli öğrenciden sekizinin 2017’de evine geri döndüğünü vurguluyor. 2010 senesine kadar öğrencilerin yurda dönüş istatistikleri durağan bir eğri çizerken, 2010 itibarıyla büyük bir ivme kaydediyor ve bugün hâlâ Çinli öğrenciler arasındaki yurda dönüş trendi hız kazanarak devam ediyor. Bu değişiklik, farklı kaynaklar tarafından 2030’da dünyanın en büyük ekonomik gücü olarak karşımıza çıkması muhtemel gözüken Çin’in önümüzdeki dönemde tüm dünyadaki dengeleri yerinden oynatacak pek çok sonuca gebe olacağını gösteriyor olabilir.

Yüzde 80’den fazla yüksek lisans diploması

Uzun yıllar Konfüçyüs’ün öğretisinde olduğu gibi üretenlerin çok, tüketenlerin az olması üzerine kurulu olan Çin, bu öğretinin şekillendirdiği kültürel ve siyasi yapısıyla yıllarca kapalı bir toplum olarak ilerledi. Ancak Mao sonrası dönemde özel teşebbüslere kapısını açan ülke, kendi özgün iradesiyle çemberin dışında kaldığı dünya güçleri arasında hızlıca yerini aldı ve giderek konumunu daha da sağlamlaştırıyor. İşte, aslında dünyadaki network’ün bir parçası olmak adına eğitimini yurtdışında almayı seçen Çinli öğrencilerin anavatanlarına geri dönüşünün ardında yatan en büyük sebeplerden bir tanesi olarak, ülkenin son yıllarda artan iş imkânları gösteriliyor. Çinli öğrencilerin genellikle işletme ve pazarlama gibi eğitim programlarına kayıt olduklarından ötürü, teknoloji uzmanlarına öncelik verilen ABD pazarında iş bulmaları pek de kolay olmuyor.

Verilere göre genellikle Çinli öğrencilerin eğitim amaçlı favori destinasyonu Birleşik Krallık oluyor. 2015 yılında yurtdışında eğitimini tamamlayarak ülkesine geri dönmüş Çinli öğrencilerin yüzde 80’inden fazlasının yüksek lisans diploması bulunuyor ve yükseklisans için Çinli öğrencilerin yüzde 43’ü Birleşik Krallık’ı tercih ediyor. Ardından yüzde 19 ile ABD, yüzde 10 ile Avusturalya, yüzde 4 ile Fransa geliyor.

“Daha iyi bir ulusa katkı için rol almak”

Çin menşeli bir haber kaynağı yurtdışında eğitim görüp ülkesine dönen Çinlilere neden döndüklerini soruyor. ABD Cornell Üniversitesi Elektrik Mühendisliği mezunu olan 33 yaşındaki Wang Yufei bu soruyu şöyle yanıtlıyor: “Çok hızlı bir ekonomik büyümeye sahip olan Çin’de benim için daha fazla iş fırsatı olduğunu düşünüyorum.” London School of Economics and Political Science mezunu olan 26 yaşındaki medya profesyoneli Grace’in görüşü de Yufei’yi destekler nitelikte. Grace, Çin’in hızlı bir şekilde gelişimini sürdürdükçe vatandaşlarına herhangi bir Batı ülkesine kıyasla çok daha fazla iş olanağı sunduğunu savunuyor, “Mesela internet gelişimine baktığınızda, Çin Avrupa’dan çok daha hızlı bir gelişim gösteriyor”diyor Grace.

Geçtiğimiz yılın şubat ayında Nobel ödüllü fizikçi Chen Ning Yang ve Turing ödüllü Andrew Yao, ABD vatandaşlıklarından vazgeçerek ABD pasaportlarını bırakıp, yalnızca Çin vatandaşı olduklarını açıklamıştı. Yani aslında bahsedilen “geri dönüş” yelpazesi yalnızca öğrencilerle sınırlı kalmıyor ve çok daha büyük bir kitleye sesleniyor gibi görünüyor. Mart 2017’de Pekin’de gerçekleştirilen Çin’in Two Sessions konferansında, Çin Başkanı Xi Jinping’in, Çinli entelektüellere “inovasyon merkezli gelişimi desteklemek” ve “daha iyi bir ulusa katkı için rol almak” adına ülkeye dönüş çağrısı yaptığını da hatırlatmadan geçmeyelim.

Pekin menşeli “Centre or China and Globalisation”ın güncel raporu, Çinli öğrencilerin daha iyi kariyer olanakları, yüksek tazminat ve göçmenlik kısıtlamalarından kurtulmak nedenleriyle ülkelerine geri döndüklerine ışık tutuyor. ABD Austin’deki Texas Üniversitesi’nde üç yıl boyunca elektrik eühendisliği okuyan Sun Di, bu çıkarımları doğru bulan Çin vatandaşlarından bir tanesi. Çin”in daha yüksek kariyer pozisyonları sunduğunu belirten Di, sosyal statünün ve gelir durumunun denizaşırı ülkelerden daha kötü olmadığını ancak bireyin anavatanında yaşamasının rahatlık getirip, dil bariyerini ortadan kaldırma gibi pozitif etkiler yarattığını söylüyor.

Pekin, Şanghay’dan sonra Çin’in en büyük ekonomisine sahip ikinci şehir konumunda.

Ülkeye dönüşü destekleyen yasal düzenlemeler

Ayrıca Çin, vatandaşlarının ülkesine geri dönerek Jinping’in deyimiyle “ulusa katkı için rol almalarına” yardımcı olabilmek adına elinden geleni ardına koymuyor. 2014 senesinde özellikle yurtdışındaki eğitimini tamamlayarak ülkesine dönenler için toplamda 305 iş geliştirme merkezi açan ülke, bu iş geliştirme merkezlerinde 22 bin start-up’ı ağırladı ve yurtdışından geri dönen 63 bin öğrenciyi istihdam etti. Bu tabiri caizse kuluçka merkezlerinin açılımından yaklaşık iki yıl sonra, yani 2016 senesinin sonunda, kuluçka merkezlerinin sayısı 347’ye yükseldi ve start-up’ların sayısı ise 27 binin üzerine çıktı.

2015’de Çin Komünist Partisi Merkezi Komitesi, yurtdışında okuyup Çin’e dönen vatandaşların birlikte çalışacağı bir platform oluşturduğunu resmi olarak açıkladı. Bundan bir yıl sonra ise aynı komite, denizaşırı ülkelerde eğitim görmüş profesyonellerin deneyimlerini kendi ülkelerinin faydasına kullanabilmeleri ve ülkeye katkı sağlayabilmeleri amacıyla ülkelerine geri dönmeleri konusunda özel bir ilgi gösterileceğini ve çaba harcanacağını belirten yasal bir düzenleme getirdi.

Şu an için hükümetin bu konudaki çabalarıyla ilgili birbirinden farklı spekülatif bilgi ortalıkta dolaşıyor olsa da, bu durumun esas nedeniyle ilgili keskin bir şey söylemek pek mümkün değil. Ancak Çin’in öngörüldüğü üzere 2030’a kadar dünya ekonomisinin en güçlü devi olması pek şaşırtıcı olmaz. Tencent, Alibaba ve SAIC Motor gibi şirketlerin dünyadaki tüm dengeleri yerinden oynatarak hızlı bir şekilde diğer dünya devlerini geride bırakmaları Çin’in yakın gelecekte tarif edilemez bir güç olarak terazileri sarsacağının habercisi. Hükümetin ulusalcı politikaları, gençleri ulusun faydasına kullanabilmek adına yapılan büyük yatırımlar ve bilim insanlarını ve alanının uzmanlarını Çin’e geri çekme çabaları ülkenin dünyanın en büyük gücü konumuna gelmek adına ne kadar ısrarcı ve azimli bir politika izlediğini de gözler önüne seriyor.

İlk 10’da yedi Çinli şirket

Forbes’un en çok büyüyen şirketlere yer verdiği “Global 2000: Growth Champions” listesinin ilk beşini yalnızca Çin menşeli şirketler oluştururken, (sırasıyla; Greenland Holdings Group, HNA Technology, S.F. Holding, Hubei Biocause Pharmaceutical ve Sumec Corporation) ilk 10’da yedi Çinli şirket bulunuyor. 2017’de aynı listenin ilk 10’unda yalnızca dört Çinli şirket yer alıyordu.

Benzer Yazılar

Küresel eşitsizlikler devam edebilir

Ad Hoc

Duvarları yıkmak mı gerekli inşa etmek mi?

Ad Hoc

Milenyum kuşağı ve üstün kalite zırvalıklar

Ad Hoc