Kültür

Bir “hareket” nesnesi olarak bisiklet

Bir “hareket” nesnesi olarak bisiklet

vrupa Hareketlilik Haftası/European Mobility Week bu argümanla yola çıktı. 2002’den beri 16-22 Eylül tarihleri arasında kutlanan haftanın bu yılki sloganı “Walk with us” (Bizimle yürüyün) olarak belirlendi.

Türkçe, hareket ve yürüyüş sözcüklerine çok sayıda olumlu özellik atfetmiş bir dil.
“Hareket berekettir” diye bir özdeyişimiz var mesela.
Siyasi tarihimizin incilerinden biri olan “Yollar yürümekle aşınmaz”ı kim unutabilir?
Ya da Cumhuriyet’in kuruluşuna giden yolda “Yürüyelim arkadaşlar” marşını?
Bir aşk şarkısı olarak yola çıkan, sonrasında başka bir anlam dünyasına dahil edilen “Beraber yürüdük biz bu yollarda”yı da listeye eklemek gerekir.
Peki, “hareket”e bu kadar çok iltifat edilen bir ülkede, Hareketlilik Haftası nasıl değerlendiriliyor?
Aslına bakarsanız, Türkiye 2002’den beri bu etkinliğe aşina.
İlk başlarda resmi düzeyde ve göstermelik bir-iki ritüel ile geçiştirilen hafta, zaman içinde değişik bir dinamiğe kavuştu. Özellikle AB uyum süreçlerinde hız kazanan bir sürü olumlu şey gibi… Sonrası için nasıl bir ifade kullanmalı? “Dalgalı bir seyir” diyebiliriz herhalde.
Türkiye’ye tekrar döneceğiz, ama önce bu önemli haftanın Avrupa’daki seyrine kısa bir göz atalım.

Bisiklet ülkesi Hollanda
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yaşanan ekolojik değişim birçok soruna yol açınca bu vahim gidişatı gören ilk ülke Hollanda olur. Bir dizi faktör, demokratik kültür ile birleşince hemen çözüm yolları aranır. O faktörlerden ilki geleneksel Hollanda şehirlerinin otomobile göre tasarlanmamış olmasıdır. 1950’lerden itibaren otomobilleri sığdırmak için sokaklar genişletilmiş, evler ve yayalar geri adım atmış, “Refah” fetişizmi toplumsal bir rıza üretmiştir.

Ama yetmişlere gelindiğinde aynı toplum duruma uyanır. Mesele sadece şehirlerin bozulmasından ibaret değildir. Otomobil kaynaklı çocuk ölümleri trajik bir biçimde artmaktadır. Sivil inisiyatif devreye girer ve “Stop Kindermoord” (Çocuk Cinayetlerini Durduralım) diye bir eylem dizisi başlar.

Bütün bunlara ek olarak, 1973’te patlak veren petrol krizi katalizör işlevi görür ve bugün bir bisiklet ülkesi olarak tanıdığımız “yeni” Hollanda inşa edilir.

Hollanda’nın gösterdiği feraseti diğer Avrupa ülkelerinin –hemen- gösterdiğini söyleyemeyiz. Mesela İngiltere’nin Hollanda benzeri bir refleks göstermesi için Ken Livingstone’u beklemesi gerekecektir. 2000-2008 arası Londra Belediye Başkanı olan Livingstone, 9 bölgeden oluşan şehrin merkezine gelen araçlardan ayakbastı (ya da tekerbastı) paraları almaya başladı. (Bugün Londra’da şehir merkezine özel aracınızla girerseniz ekstradan 11,50 Pound vergi ödemeniz gerekiyor.)

İlk başlarda çok tepki çeken bu uygulama zaman içinde doğal karşılanmaya başlandı. Sonradan gelen yönetimler de bu teamüle uydu. Zaman içinde bütün Avrupa ülkeleri konuya dair çalışmalara yapmaya, çözüm üretmeye, projeler geliştirmeye başladı.

Mobility Week, bu ve benzeri konuların altını çizmeye, halen yapılacak çok şeyin olduğunu hatırlatmaya vesile oldu /oluyor. Kardeş eylemler olan “yürümek” ve “bisiklet sürmek” bu haftanın gözde aktörleri… Haftanın son günü olan Car Free Day/Otomobilsiz Kentler Günü’nde çoğunlukla bisiklet sürüşleri düzenleniyor.
Okuduğunuz yazı kaleme alınırken, organizasyonun sitesinde 16 Eylül’e 10 gün kala, 2 bin 172 şehirden bin 962 etkinlik olacağı yazıyordu.

Söz konusu bu şehirlerden -Ankara, İzmir, Rize, Edremit, Bartın ve ilçesi Amasra olmak üzere- 6 tanesi bizim ülkemizden.. Belediyeler düzeyinde yapılan katılım sadece bir rakam… Sayı bile değil ve maalesef keyif kaçırıcı bir durum. Ama durun!

Teselli ikramiyesi: Süslü Kadınlar Bisiklet Turu
2013’te tarih öğretmeni Sema Gür’ün girişimiyle başlayan ve yakın dostu Pınar Pinzuti ile büyüyen SKBT yani Süslü Kadınlar Bisiklet Turu, her yıl Otomobilsiz Kentler Günü’nde yapılıyor ve Türkiye’nin bu konudaki kötü karnesini yıldızlı pekiyilerle dolduruyor.

6 yıl önce sadece İzmir’de yapılan SKBT, bu yıl 14 farklı ülkede ve içlerinde Washington DC ve Tahran’ın da olduğu 120 ayrı şehirde hayata geçecek. SKBT, başta kurucularının bile öngöremediği bir yere doğru evirildi. Artık sosyolojik bir olgu. Her sosyolojik olgu gibi onu ortaya çıkartan ve büyüten tarihsel şartlarla yakından ilişkisi var. Yaklaşık 100 yıl evvel, ABD ve İngiltere’de kadınların oy hakları için mücadele veren Suffragette hareketinin bir tür “torunu” desek abartmış olur muyuz?

1890’ların Amerika’sında oy hakkı olmayan, dolayısıyla da eşit yurttaş görülmeyen kadınların mücadelesinde bisikletin önemli bir yeri vardı. Suffragette’in önde gelen isimlerinden Susan B. Anthony’in şöyle bir cümlesi bile var: “Kadınların oy hakkı için verdikleri mücadelede bisikletin yaptığını kimse yapmamıştır.” (Bu konuda Sue Macy’in yazdığı çok güzel bir kitap, Sarah Gavron’un yönettiği- adı da Suffragette olan, Meryl Streep’in de oynadığı- çok güzel bir film var.)

Uzun mücadeleler sonucu ABD’li kadınlar 1920’de, İngiltereli kadınlar 1918’de oy hakkını elde ettiler. Bizim ülkemizde bu hak kadınlara otuzlu yılların başında verildi. Birçok Avrupa ülkesinden çok yıllar evvel bu hakkı elde etmiş olan Türkiyeli kadınlar, ülkenin mevcut sosyolojisinde hem kazandıkları hem de kazanmak istedikleri hakları için sesini çıkartıyor. “SKBT’de o ses çıkarma mecralarından biri…” diye devam etmek istiyoruz ama Word’ün kelime sayacı yazının sonuna geldiğimizi söylüyor.

Bu konuyu tekrar ele alacağımızı ekleyip, son sözü SKBT’nin Manifestosu’na bırakalım:
“Bisiklete herkesin binebildiğini, hatta çok güzel bindiğini, o da yetmezmiş gibi süslü püslü bindiğini göstermek için her yıl Dünya Otomobilsiz Kentler Gününde kadınlar bisikletleri ile meydanlarda olacak. Kadının görünürlüğü, kamusal alanda hakkını talep edebilmesinin anahtarıdır. Bisiklete binmek, kadınların toplumda görünür hale gelmesi ve özellikle şehirle etkileşime girmesinin tamamen yeni bir yoludur. Süslü Kadınlar Bisiklet Turu, bisiklet sürmenin özgürleştirdiğini hatırlamak ve şehirlerde daha fazla kadının bisikletli ulaşımı seçmesini özendirmek için kadınlar tarafından kadınlar için gönüllülük esasında düzenlenen bir etkinliktir.”

Aydan Çelik
Çizer Yazar

Benzer Yazılar

Bisikletin “şeytan arabası” olarak portresi

Ad Hoc

Animasyonda Sovyet ekseni

Ad Hoc

Adventure oyunları ve LucasArts efsanesi

Ad Hoc