Ekonomi Manşet

Bir kukla olarak dijital medya

Bir kukla olarak dijital medya

Geleneksel medyanın tüm dünyada saygınlık sorunu yaşadığı bir süreçte olgunlaşan yeni medya daha katılımcı ve demokratik bir dünya düzeni için hepimize bir ütopya sundu. Andy Warhol’un “Birgün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak” mottosuyla pazarlanan teknoloji, iletişim ve medya devrimini alkışlamaya halen devam ediyoruz.

Bilgisayar oyunlarındaki karakterler gibiyiz

Bu ütopyaya o kadar inanmak istiyoruz ki, gözlerimiz açık ama kapalı. Yeni kamusal alanda bıraktığımız dijital izlerin devletler ve küresel şirketler için harika bir açık istihbarat kaynağı olduğunu biliyoruz ama önemsemiyoruz. Çünkü yeni medya araçlarının başat kültürü gözetim. Herkesin birbirini, bizim de herkesi gözetleyebildiğimiz bu renkli evrende bilgisayar oyunlarındaki karakterler gibi buluşuyoruz. Dijital medya çağında aktif ve katılımcı olan bireyler seslerini duyurabiliyor, kitlesel olarak aynı amaç etrafında harekete geçebiliyor ve eylem yapabiliyorlar. Buraya kadar her şey normal. Peki ama dünyanın en güçlü ekonomisinin itici gücü konumuna gelen bu küresel iletişim devlerinin İngiltere’yi Brexit’e sürükleyen Rupert Murdoch gibi geleneksel medya patronlarından daha masum olduklarına neden inanıyoruz veya inanmak istiyoruz? Aynı etiket (hashtag) altında buluştuğumuz sosyal kampanyalarda hedeflenen ekonomik kazanımları ve bu kazanımlara nasıl hizmet ettiğimizi gerçekten anlıyor muyuz? Son 20 yılda demokrasi adına yeni medyayla kucaklaşırken aslında giderek güçlenen küresel kapitalizmin piyonları mı olduk?

Davranışsal Opsiyon Piyasaları’na hoşgeldiniz

Harvard Business School’un emekli profesörlerinden Shoshana Zuboff’un yeni kitabı Gözetim Kapitalizmi Çağı (The Age of Survelliance Capitalism) bu bağlamda oldukça sarsıcı bir perspektif sunuyor. Zuboff kitabında şöyle diyor: “Gözetim Kapitalizmi, tek taraflı olarak sahiplendiği insan deneyimini hammadde olarak alıyor ve davranışsal verilere dönüştürüyor. Bu verilerin bir bölümü hizmetlerin geliştirilmesi amacıyla kullanılıyor. Üretim fazlası denilen arta kalan bölüm ise makine zekâsı olarak bilinen gelişmiş üretim süreçlerini beslemek, şimdi ve gelecekte ne yaptığınızı ve yapacağınızı tahmin eden öngörüler üretmek için kullanıyor. Bu öngörüler, Davranışsal Opsiyon Piyasaları dediğim yeni bir piyasada işlem görüyor.”

Pokemon Go ne deneyiydi?

Kapitalizm ve yeni medya araçlarını “Teknoloji bir kukla, Gözetim Kapitalizmi ise kukla oynatıcısı” olarak net bir biçimde birbirinden ayıran Zuboff’a göre bir dönemin kitlesel çılgınlığı Pokemon Go da insan davranışını şekillendirme araçlarının geliştirilmesi için üstümüzde yapılan ilk deneylerden biri. Zuboff tezlerini şöyle sürdürüyor: “Artık bize dair bilgi akışında otomasyon sağlanması yeterli değil; hedef insanları da makineleştirmek. Bütün bu süreçler, bireysel farkındalığı ortadan kaldıracak ve böylelikle kendi kaderini tayin hakkını yok edecek biçimde incelikle tasarlanıyor.”

Yeni medya araçlarının katılımcı doğası nedeniyle sınırsızca paylaştığımız bilgi yığınının sistematize edilmesinin nelere gebe olduğunu yaşayarak göreceğiz. Ancak büyük verinin kötü kullanımının önünde bireyi koruyan güçlü bir siyasi veya hukuki altyapıdan henüz bahsedemiyoruz. Bu nedenle geleceğe ilişkin beklentilerimiz akılcılık ile komplo teorileri arasına sıkışmış durumda. Bu açmazdan kurtulmak için iki taraflı iletişim ve veri toplamanın yeni normal olduğu dijital medyada etik tartışmasını üst sıralara yerleştirme zamanı geldi de geçiyor. Ne dersiniz? Yeni Medya Çağı’nda kullanıcının “#Benim hayatım, benim verim” deme hakkı var mı?

Şenay Yıldız / Gazeteci

Benzer Yazılar

Küresel eşitsizlikler devam edebilir

Ad Hoc

İş dünyasında etiğin ‘gör’ dediği…

Ad Hoc

Gig ekonomisi: Dost mu düşman mı?

Ad Hoc