Teknoloji

“Büyük teknoloji mistik bir güç değil”

Büyük teknoloji şirketlerini 21’inci yüzyılı inşa edecek mimarlar ya da çözüm ortakları olarak yüceltme eğilimindeyiz. Halbuki onlar da global siyaset ve global ekonominin birleştiği noktada hareket eden şirketler. Evgeny Morozov’a göre onları anlamak için de internetin doğasını anlamaktansa siyaset ve ekonomi ilişkilerini anlamak daha anlamlı bir yöntem.

İnternet ne zaman özgürleştirici, bireyi güçlendirici bir mecra olmayı bıraktı ve gözetim toplumunun bir aracına dönüştü?

İnternet kelimesini sevmediğimi söylemeliyim, neredeyse 5-6 yıldır kullanmıyorum. Açıkçası kimi toplumsal ve ekonomik aktivitelerin koordine edildiği altyapıları tarif etmek için uygun bir kavram olmadığını düşünüyorum. Ben interneti bir medya ya da bir havuz olarak görmüyorum. Bu altyapılar, bu platformlar, öncesinde askeri kurumlar tarafından ve Amerikan bağlamında geliştirilmiş şeyler. Daha sonra bu platformları kullanmaya başlayan büyük teknoloji şirketlerinin ya da reklamcıların potansiyelleri başlangıçta oldukça sınırlıydı ve neredeyse tek amaç belirli şeylerin satışını sağlamaktı. En başlarda bu platformların özgürleştirici ve alt üst edici güçlerinin olduğunun düşünülme sebebi sanırım global sermayenin henüz dikkatini çekecek bir büyüklüğe erişmemiş olmalarıydı. Artık bu büyüklüğe sahipler ve bu nedenle bir zamanlar özgürleştirici olduğu düşünülen potansiyel artık orada değil. Bu aslında bu platformlara ya da teknolojilere dair bir sohbet konusu değil. Artık ticari ve ekonomik güç politik güçle birleşmiş durumda ancak bunlara şimdiye dek karşı çıkabilen alternatif bir güç ya da ekonomiye sahip politik hareketler geliştirilemedi. Geliştirilenler de genellikle bir kontrol kriziyle sonuçlandı. Bu hareketlerin işe yaraması için çok daha politik projeler gerekiyor ki böyle bir proje henüz ortada yok.

Günümüzde internetin karanlık yüzünden korunmak için teyit sitelerinden dijital okuryazarlığı ve araştırmacı gazeteciliği artırmaya yönelik pek çok girişim var. Bunlar sence kısmi çözümler mi yoksa işe yarıyorlar mı?

Burada sorun bu çözüm önerilerinin kısmi oluşu değil. Bunlar sadece belirli tür sorunlara verilen çözümler ve bu sorunlar benim sorunlarım değil. Ben teknoloji şirketlerinin gücünü tartışmayı fazlasıyla önemli ve gerekli buluyorum ve konuya makro bir resim üzerinden bakıyorum. Dünya ekonomisinde neler oluyor, neden teknoloji şirketlerine bu kadar servet akıyor, tüm bunlar bilginin geleceği açısından ne anlamlar ifade edecek? Bunlar, teyit sitelerinin çözebileceği sorunlar değiller.

Büyük teknoloji şirketlerini anlamak için ABD ve Çin’in ulusal, bölgesel ve global endüstrilerde nasıl roller oynadığını iyi anlamak gerekiyor. Global politikayla global ekonominin buluştuğu noktadaki stratejiler ağını anlamak gerekiyor. Yalan haberler ya da internet bağımlılığı hakkındaki tüm bu tartışmalar sorunun yüzeysel tarafında bence, bunlar sorunun kalbine yaklaşmıyor bile. Benim için teknoloji bir sonuç değil, bir neden. Yani sorunlara bu sayılan yollarla çözüm üretmektense, problemi en başında nasıl tanımlayacağınız daha önemli. Eğer çözümüzün teyit siteleri ya da medya okuryazarlığına dair kampanyalardan ibaret olursa, sorunları artırmaktan başka işe yaramaz bu.

Bilgilerin sızmasından seçimler üzerindeki manipülasyonlara kadar pek çok dijital skandal yaşandı geçtiğimiz yıl. Neden dünya tersine dönmedi, neden insanlar daha fazla protesto etmedi?

Bunun nedeni bence bunları haberleştiren medyanın da siyasi okuryazarlığının yüksek olmaması. Bize sorunları mahremiyet ya da gizliliğe dair sorunlar olarak sunuyorlar ama aslında sorun bunlar değil. Bunlar ekonominin geleceğiyle, ülkenin egemenliğiyle ya da insanlara özel şirketler dışındaki bir şeye güvenmelerini sağlayacak nedenler sunup sunamamakla âlâkalı olacak mevzular. Mahremiyetin neoliberal bir şekilde çerçevelenmesinin bir başka örneği olarak görüyorum ben bu gizlilik tartışmalarını. Mahremiyete yönelik medyayı, siyasi partileri ve büyük teknoloji şirketlerini içine alan bir konsensüs oluştu sanki ve bu konsensüs dijital ekonominin nasıl olması gerektiğini alttan alta bize kabul ettiriyor. Diğer yanda da, “Dört Büyükler” dediğimiz, büyük teknoloji şirketlerinin partnerleri olan danışmanlık şirketleri var. Dört Büyükler, teknoloji şirketlerine büyük değerler biçiyorlar. Geriye karşı çıkabilecek sadece gazeteciler kalıyor ki onların da büyük resmi görebildiğini zannetmiyorum.

Ben daha çok, bu sorunun jeopolitik, ekonomik ve tarihsel yönüyle ilgileniyorum. Tarihsel bakış açısına göre, iyi bir vatandaşın nasıl olması gerektiğine yönelik neoliberalleşmiş soruyla birleşince, iyi bir vatandaşlık iyi bir tüketici olmakla eşdeğer hale geliyor. Yani en başında neden mahremiyete ihtiyacımız olsun ki? Neden direnç olmadığının nedeni, neoliberal ekonominin dayandığı rasyonelin tüketimi sınırlandıracak herhangi bir politik eyleme yer vermemesi. Mahremiyetinizin olmaması güzel bir şey, böylelikle şirketler sizi daha yakından tanıyorlar, istediğiniz şeyi daha iyi biliyorlar. O yüzden bizim problemlerimiz mahremiyet konusundan çok daha derin. Bizim problemlerimiz alternatif bir gelecek imkânının giderek yok olmasına ilişkin.

Ürettiğin “teknolojik çözümcülük” kavramından bahsedelim biraz. Bu kavramı eleştiriyorsun. Eleştirin, teknolojinin her şeyi çözemeyeceğine yönelik pratik bir eleştiri mi yoksa çok daha politik ya da ahlaki motivasyonların mı var?

Bu kavramı 2012 yılında kullanmaya başladım. O zamanlar ahlaki bir noktadan bakıyordum konuya. Silikon Vadisi’ndekilerin insanın derinliğini, insanlık durumunun kompleks yapısını anlamadığı yönünde şikayetlerim vardı. Artık farklı bir yerden eleştiriyorum ve bu yöndeki ahlaki eleştirileri biraz muhafazakâr buluyorum sanırım. Çözümcülük kavramı değerlere yönelik bir taraf taşısa da aslen tarihsel bir gelişme. 2000’li yıllara doğru politik çözümler çöktüğünde, çözümleri piyasa ekonomisinde aramaya başladık. Ama 2008 krizi, piyasa çözümlerine olan güveni de sarstı ve sonrasında aslında tabiatı itibarıyla yine piyasa çözümleri olan öneriler makyajlanarak teknolojik çözümler olarak sunuldu. Büyük verinin, kongrelerin ya da kapitalizmin çözemediği şeyleri çözebileceği fikri üzerinde yükselen bir inançtı bu. Bu bence bir serap, bir illüzyon. Yani, benim için toplumsal sorunlara çözüm olarak bu tarz hizmet sunma temelli söylemlerin önerilmesi biraz sorunlu. Bazı çözümlerin var olduğunu tabii ki inkâr edemem.

Ama bunu felsefi, antropolojik ya da ahlaki temelli bir problem olarak görmek yerine, sosyolojik ve tarihsel bir problem olarak görmek daha anlamlı. Bu belirli sorunlara teknolojiyi bir araç olarak kullanarak çözüm üretmenin ötesinde bir durum. Yani, örneğin enerji ihtiyacına teknolojik ürünlerle yanıt verebiliyorsan, bunun nesi sorunlu olsun? Bunun doğa için iyi mi kötü mü olacağını tartışabilirsin. Ama bunun demokratik bir zeminde tartışılması gerekiyor. Yani, bugüne kadar sunulan çözümlerin demokratik ve kapsayıcı bir süreçten doğduğunu düşünmüyorum. Her biri kapitalist bir mantığın ürünüydü.

Paylaşım ekonomisine de biraz şüpheci yaklaşıyorsun sanırım…

Bize sunuluş haline karşıyım tabii. İnsanların bu tarz paylaşımlar yapmasıyla ilgili bir sorunum yok. Ya da kaynaklarını paylaşmalarında bir sorun görmüyorum, özellikle de iklimle ilgili bu kadar sorunumuz varken. Daha sürdürülebilir yöntemlerini keşfetmeliyiz yaşamanın. Ben paylaşım ekonomisinin Airbnb ya da Uber’in sahiplendiği modeline karşıyım. Bunların hiçbiri paylaşımla ilgili değil. Bu, bize verdikleri yıkımı gizlemek için kullandıkları bir kelime.

Biraz daha açar mısın bunu?

Sanki orta sınıflara finansal krizin oluşturduğu sorunlarla baş etmeleri için yardım ediyorlar ya da kaynakları etkin bir şekilde kullanmamıza destek oluyorlar gibi bir genel geçer kanı oluştu. Hâlbuki yatırımcılarına karşı daha fazla sorumluluk hissettikleri, kullanıcılarından edindikleri verileri sakladıkları bir gerçek. Her ikisi de gig ekonomisi dediğimiz modelin birer temsilcisi. Büyük teknolojiden bahsettiğimizde mistik, soyut bir güçten bahsetmiyoruz; finansal devlerden, kapitalizmden bahsediyoruz. Uber’e milyarlarca dolar yatırım yapanlar, aynı zamanda ulaşımın her yerde Uber’le yapılması için yatırım yapan insanlar. Bu kadar globalleşmiş, entegre olmuş bir sorunla mücadele ederken dikkatli olmak ve aynı şekilde entegre çözümler üretmek gerekiyor.

Benzer Yazılar

Küresel tehdit: Aşı karşıtlığı

Ad Hoc

Bana yüzünü göster, sana ne hissettiğini söyleyeyim

Ad Hoc

Sanat için teknoloji, teknoloji için sanat

Sencer Uçar