Ekonomi

Cesur yeni dünya bu kez bisikletli

Covid-19’la sarsılan dünyada öne çıkan kavramlardan bir tanesi “sosyal mesafe” oldu. İki kişi arasına en az 1,5 metre mesafe koymayı ifade eden bu kavram, virüsten korunmanın neredeyse “en etkili” yöntemi olarak kabul ediliyor.

Hâl böyle olunca, korona sonrası hayatın en önemli değişimlerinden birinin toplu taşıma alanında olacağı söyleniyor. Dünyanın her yerinde, “yeni normal”le birlikte toplu taşıma kapasitesinin büyük oranda düşeceği, insanların “bireysel” çözümlere yöneleceği öngörülüyor. Uzmanlar bu yönelimin en büyük tehlikesinin artan otomobil kullanımı olacağını belirtiyor.

Biliyorsunuz son beş ayda, dünyadaki hava kirliliği, ses kirliliği, görüntü kirliliği ciddi oranda azaldı. Buna mukabil tabiat canlandı, şenlendi. Uzundur kenara-köşeye çekilmiş “ev sahipleri” yeniden ortaya çıktı. Bunun en çarpıcı örneği Venedik kanallarında ortaya çıkan yunuslar oldu.

Uzmanlar “şerden doğan bu hayırlı” görüntülerin, eğer bireysel otomobil kullanımı artarsa çok kısa sürede eskiye döneceğini, hatta daha kötü olacağını söylüyor. Bu konuya dair elimizde rakamlar da var. Korona’nın ilk çıktığı yer olan Vuhan’da salgın öncesi özel araç kullanım oranı yüzde 34 iken salgın sonrasında bu oran yüzde 66’ya çıkmış.

Kapalı bir kutu içinde seyahat etmek sizi virüse karşı koruyor olsa da, totalde hava kirliliğinin arttığı bir yerde virüsün etkilerinin daha ağır olduğu biliniyor. İşte bu yüzden alternatif ulaşım modelleri konusunda hemen her yerde formüller aranıyor. Bu formüllerin içinde öne çıkan modellerden bir tanesi bisikletli ulaşım. Dünya Sağlık Örgütü WHO da yürüme ve bisikleti öne çıkaran modeller öneriyor. O zaman, Dünya’da ve Türkiye’de bu konuda neler yapılıyor, kısa bir göz atalım.

İngiltere: ‘Bisikletin altın çağı olabilir’

Çoğu insan biliyor, İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Londra Belediye Başkanı iken ulaşımını bisiklet ile yapıyordu. Şehrinin bisikletlenmesi için büyük uğraş verdiği herkesin malumu.
Çok tartışılan ve çok sayıda insanın ölümüne yol açan “sürü bağışıklığı” yöntemini benimseyen, kısa süre sonra bundan geri dönse de, kendisi de hastalanan başbakan, iyileşir iyileşmez bisikletle ilgili konuşmaya başladı. “Bisiklet için yeni bir altın çağ olabilir ” diyen Johnson, yerel yönetimlere, sivil toplum kuruluşlarına ve sektöre işbirliği çağrısı yaptı.

Hükümet, Şubat ayında toplu taşıma için 5 milyar sterlin bütçe ayırıldığını açıklamıştı. Mayıs başında bu bütçenin 2 milyarının yaya ve bisikletle ilgili projelere ayrılacağı belirtildi.
Avrupa’nın havası en kirli başkentlerinden olan Londra’da eskiye dönüş, herkesin korkulu rüyası. British Cycling’in yöneticisi Julie Harrington bir dönüm noktasında olduklarını, havası kirli ve tıkanık bir şehir ile havası temiz, ferah bir şehir arasında bir tercih yapmaları gerektiğini söylüyor. Örgüt, meselenin ekonomik yönüne de değiniyor. Eğer İngiltere ve Galler’de şehir merkezlerinde bir kişi günde, 1 kilometre yürür ya da 3 kilometre bisiklete binerse, sağlık sisteminin 20 yılda 17 milyar sterlinlik bir tasarruf yapacağını hesaplıyor.

İtalya’da yollardaki otomobil egemenliğine alternatifler

Covid-19’un en çok etkilediği ülkelerden İtalya’da, Mayıs ayından itibaren göreli bir “gevşeme”ye gidildi. Seyahat kısıtlamaları kısmen hafifledi. Ama yukarıda saydığımız riskler hesaba katılınca alternatifler aranmaya başlandı.

Karantina uygulamaları devam ederken şehirlerdeki anayolların bir kısmı pop-up adı verilen bisikletlere ayrılan şeritlere bölünmüş, paylaşımlı bir model devreye sokulmuştu.

Milano Belediyesi Ulaşım Dairesi Başkanı Marco Granelli, toplu taşıma araçlarında kalabalıkların oluşmasını ya da trafiğe çıkan bireysel araç sayısının yüksek olmasını engellemek için bisiklet, elektrikli scooter gibi iki tekerlekli ve paylaşımlı araçlara ağırlık verilmesi gerektiğini söylüyor, şehirde var olan 200 kilometrelik bisiklet yoluna 35 kilometre daha ek yapacaklarını belirtiyor. Roma’nın Belediye Başkanı Virginia Raggi de, iş hayatına dönüş aşamasında “kentlerin otomobiller tarafından işgal edilmesini önlemek için bisiklet ve elektrikli scooter ile ulaşıma öncelik verilmesi” gibi seçenekler üzerinde çalıştıklarını söylüyor.

ABD’de bisikletli yolculuklar artıyor

Malum ABD korona sürecinden en çok etkilenen ülkelerin başında geliyor. Salgının en çok vurduğu New York, toplu taşımanın çok yoğun kullanıldığı bir şehir. Ama New Yorker’lar bu dönemde bireysel ulaşıma yönelmiş. Bisiklet paylaşım sistemi Citi Bike’a talep geçen yıla göre yüzde 67 oranında artmış. 1-11 Mart 2019 tarihleri arasında 310 bin 132 bisikletli yolculuk yapılırken bu yıl aynı tarih aralığında 517 bin 768 yolculuk yapılmış.

Bu yükselme grafiği Chicago’da da gözlemlenmiş. Bisiklet paylaşım sistemlerinde 1 Mart 11 Mart arasında büyük bir sıçrama yaşanmış. Geçen yıl aynı dönemde 40 bin 078 olan rakam bu yıl 82 bin 112’ye çıkmış.

Ayrıca geçen yıl aynı dönemde beş bisikletli ölümü kaydedilirken bu ay bir ölümlü bisiklet kazası yaşanmış. Şehrin Ulaşım Direktörü Polly Trottenberg, koronavirüs endişesi yüzünden daha fazla insanın metro ve otobüsleri tercih etmekten kaçındığını, sokaklardaki bisikletli sayısının her geçen gün çoğaldığını ve bunun için ekstra güvenlik önlemlerinin de alındığını belirtmiş.

Birçok ülkede teşvik sistemleri gündemde

Yukarıda saydığımız türden uygulamalar sadece Batı dünyası için geçerli değil. Örneğin bisiklet kültürünün çok güçlü olduğu, büyük şampiyonlar çıkartan Kolombiya’da, başkent Bogota’da araç yollarının 100 kilometresi bisikletliler için ayrıldı.

Bisikletin çok yoğun kullanıldığı, Hollanda, Danimarka gibi ülkelerin ise başka dertleri var. Amsterdam ve Kopenhag gibi bisikletçi popülasyonun yoğun olduğu şehirlerde sosyal mesafenin nasıl korunacağı tartışılıyor. Kaldı ki bilimsel çalışmalar, bisiklet kullanırken sosyal mesafenin 1,5 metreden daha fazla olması gerektiğini söylüyorlar. Mevcut bilgiler ışığında yeni formüller aranıyor.

Bisiklet kullanımına dair teşvikler sadece teknik planda yapılmıyor; ekonomik alanda da girişimler var. Mesela, İtalya’da Bari Belediyesi, bisiklet kullanmayı özendirmek için 250 euro’ya varan teşvik ödemesi yapıyor. İkinci el bisiklet satın alanlara 100, yeni bisikletler için 150, elektronik bisikletler için ise 250 euro’ya varan fon sağlanıyor. Ayrıca projenin ilk dört ayı boyunca ev-iş ya da ev-okul arası ulaşımda bisiklet kullananlara kilometre başına 20 cent ödeme yapılacak. Gün içinde başka amaçlarla bisiklet kullananlara da kilometre başına 4 cent ödenecek.

Berlin’de bisiklet paylaşımı artık ilk 30 dakika boyunca ücretsiz. Ücretsiz bakım istasyonları kuruluyor. Glasgow gibi birçok şehirde paylaşımlı sistemler sağlık çalışanları için ücretsiz olarak hizmet veriyor. Böyle çok örneğimiz var ama yerimiz dar. Şimdi biraz da Türkiye’ye bakalım.

Türkiye kentleri de bisikletleniyor

Türkiye’de Covid-19 öncesinde, istenen düzeyde olmasa da, bisikletle ilgili bir canlanma söz konusuydu. Bisiklet satışları yükseliyor, bisikletçi sayısı, bisiklet yolları, dernekleri, örgütleri çoğalıyordu. Merkezi ve yerel yönetimlerin yaptığı bazı girişimler, teşvik tedbirleri vb. biliniyordu.
Sağlık Bakanlığının obezite mücadelesi kapsamında dağıttığı bisikletleri biliyorduk. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının belediyelere bisiklet yolu yapma karşılığında verdiği destek çoğumuzun hafızasında. Turizm Bakanlığının bisiklet turizmi ile ilgili hazırlıklar yaptığından haberdardık.

Covid-19 sonrasında ise bu canlanmanın hızlanacağına dair çok sayıda alamet var. Mesela İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurulan Bisiklet Şefliği Birimi yoğun bir çalışma programına sahip. Yukarıda örneklerini verdiğimiz pop-up bisiklet yolları hayata geçirilmeye başlandı. Yöneticiler yakında başka projelerin gündeme geleceğini söylüyorlar. İzmir’de, Eskişehir’de mevcut yollara yenileri ekleniyor. Bugüne kadar bir bisiklet yolu olmayan Ankara’ya ilk etapta 53 kilometre bisiklet yolu yapılacağı açıklanıyor. 500 kilometre ile Türkiye’nin en uzun bisiklet yoluna sahip şehri Konya’da, son yıllarda düşen bisiklet kullanım oranlarının giderek yükseldiği ve daha da yükseleceği söyleniyor. Bunun yanı sıra bisikleti teşvik edecek prim sistemleri planlanıyor.

Bisiklet sektörü ne durumda?

Peki, bu tablo içinde Türkiye bisiklet sektörü ne durumda? Konuyu, Bisiklet Endüstrisi Derneği (BİSED) Yönetim Kurulu Üyesi ve Accell Bisiklet Genel Müdürü Anıl Şakrak’la konuştuk.

Anıl Şakrak, şu anda dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bisiklet satışlarında bir patlama yaşandığını, bunun gelip geçici bir şey mi, yoksa kalıcı bir kazanım mı olduğunu kestiremediklerini, ama korona sonrası dönemde bisikletin “yıldız” olacağına dair beklentilerin ağır bastığını söylüyor. Bunun gerçekleşmesi için, sektörün yaşadığı sorunların doğru teşhis edilmesi, doğru projeksiyonların hayata geçirilmesi gerektiğini de not düşüyor. Özellikle kurlara bağlı fiyat artışlarının ve üstüne gelen ek vergilerin sektörü zor durumda bıraktığını ifade ediyor. Bunun “ithalatı kısmak, yerli üreticiyi korumak” gibi kendi içinde tutarlı görünen bir yaklaşım olduğunu ama Türk bisiklet sektörünün bu anlamda yerli bir üretiminin olmadığını ekliyor. Bu noktada, otomobil sektöründen gelen biri olarak, o sektörde yapılan “yerlileştirme” stratejisinin bisiklet için de yapılması gerektiğinin altını çiziyor.

2000’li yılların başında Türkiye otomobil sektöründe başlayan bu stratejinin bugün meyvelerinin toplandığını, şu anda otomobil yan sanayiinin, otomobil ana sanayiinden daha büyük bir hacme sahip olduğunu anlatıyor. Türkiye’de bir bisiklet yan sanayisi oluşmadığını, neredeyse bütün parçaların ithalat kalemi olduğunu, dolayısıyla kırılgan olduğunu hatırlatıyor. Ama halen bir potansiyel taşıdığımızı, dünyada büyük patlama yaşayan elektrikli bisikletler için çalışmalar yapmak gerektiğini ekliyor.
Elektrikli bisikletin en önemli bileşenlerinden biri olan pil konusunda Türkiye’de bazı üretim girişimleri olduğunu, motor konusunda ise başka girişimler olduğunu söylüyor. Çok ünlü bir motor üreticisini Türkiye’de fabrika açmaya ikna etmeye çalıştıklarının bilgisini paylaşıyor. “Eğer bunu başarabilirsek hem bisiklet kültürüne hem de ihracatımıza büyük katkısı olacak” diye tamamlıyor.
Anıl Şakrak son olarak çok önemli bir noktanın altını çiziyor: “Durum ‘normal’leştikten sonra, Haziran ayından itibaren, BİSED olarak belediyeleri ziyaret etmeyi planlıyoruz. Farkındalık sahibi olan belediyelerden ziyade bu işe göreli olarak uzak duran belediyelerle görüşmeyi planlıyoruz. Ondan sonra bir rapor hazırlayıp bunu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile paylaşmayı planlıyoruz. Zaten bakanlığın kendisi de bu konuda açıklama yaptı. Konuya çok olumlu yaklaştıklarını biliyoruz. Burada en önemli konu, ulusal bir bisiklet stratejisinin olması ve bütün paydaşların koordine biçimde çalışması. Bunu sağlayamazsak çok yol alamayız. Zaten sınırlı olan kaynaklarımızı verimli kullanmak zorundayız…”  

Aydan Çelik
Çizer Yazar


Benzer Yazılar

Zeki, çevik, progresif

Ad Hoc

Önerge 22 ve düşündürdükleri

Ad Hoc

Aslan sofrası

Ad Hoc