Tematik

Çocuklar, oyunlar ve sokaklar

Carlo Collodi’nin Pinokyo’sunda, Pinokyo gece boyunca konuşan bir sıpanın sırtında yolculuk eder ve şafak vaktine doğru “eğlenceler ülkesi”ne varır. Masalda, şöyle anlatılır bu ülke:

“Bu ülke dünyanın hiçbir ülkesine benzemiyordu. Nüfusu tamamıyla çocuklardan oluşuyordu. En büyükleri 14, en küçükleri ise 8 yaş civarındaydı. Sokaklarda bir neşe, bir şamata, aklınızı başınızdan alacak bir gürültü! Her yerde sürüyle yumurcak vardı: kimi misket, kimi seksek, kimi top oynuyordu; kimi bisiklete biniyor, kimi tahta atın üzerinde koşturuyordu… Kimi rol yapıyor, kimi şarkı söylüyor, kimi ölümcül atlayışlar yapıyor, kimi elleri yerde ayakları havada yürüyerek eğleniyordu… Kısacası, öyle bir kıyamet, öyle bir cırıltı, öyle bir şamata vardı ki, sağır olmamak için kulakları pamukla tıkamak gerekirdi.”

Eğlenceler ülkesinde çocuklar çizgisel zamanı, iş ve üretimin, takvim yapraklarının zamanını unutur ve sonsuz, bitimsiz bir oyun evreni yaratırlar kendilerine. Kurallarını kendi belirledikleri, kendi yarattıkları dünyanın şifrelerini çözmeye çalıştıkları, keşfettikleri, keşfederek büyümeyi öğrendikleri, kendileri için kurgulanmamış ya da kurumsallaşmamış gerçek deneyimler yaşadıkları bir dünyadır bu. Eğlenceler ülkesi, evlerden değil, sokaklardan oluşur. Çocuklar hep dışarıdadır orada. Bugünün çocukluğundan çok farklı bir yerdir orası.

Modern çocukluğun koruma kalkanları
Son üç senedir dünyanın pek çok bölgesinden toplanan bulgular çocukluk ve sokak arasındaki ilişkinin kaybolmakta ya da zayıflamakta olduğunu işaret ediyor. National Trust’ın Birleşik Krallık’ta yaptığı araştırmalar günümüz çocuklarının, ebeveynlerinin yarısı kadar dışarıda zaman geçirdiğini ortaya koyuyor.
Bugün, İngiltere’de bir çocuğun haftalık ortalama dört saatini dışarıda geçirdiği tahmin ediliyor, anne ve babaları ise çocukluk dönemlerinde haftada ortalama 8,2 saatlerini sokakta oynayarak geçiriyorlardı.

Kanadalı spor markası Kamik’in ABD’de yaptığı bir diğer araştırma ise Amerikalı çocukların ebeveynlerinden yüzde 35 daha az dışarıda zaman geçirdiklerini gösteriyor. Hollanda’da da durumlar farklı değil; Jantje Beton’ın hayata geçirdiği bir anket Hollandalı çocukların yüzde 15’inin dışarıda neredeyse hiç zaman geçirmediklerini gösteriyor. Türkiye’ye gelince, yine benzer bir tablo karşılıyor bizleri. Eğitim Reformu Girişimi araştırmacısı Umay Aktaş Salman’ın “Gri Kentin Oyuna Uzak Çocukları” çalışmasına göre, Türkiye’de her 10 çocuktan 6’sı günde bir saat ya da daha az süre dışarıda oyun oynuyor. Unilever’in Persil/Omo markası için 2016 yılında hayata geçirdiği “Kirlenmek güzeldir” kampanyası kapsamında tüm dünyada 12 bin ebeveynle gerçekleştirdiği Global Oyun Araştırması ise kimi ülkelerde çocukların dışarıda, kapalı cezaevlerindeki mahkûmlardan bile daha az zaman geçirdiğine işaret ediyor.

Çocukluğu yeniden “vahşileştirmek” için 2014 yılında yola çıkan İngiltere menşeli organizasyon The Wild Network, çocukların dışarıda geçirdikleri zamanın azalma nedenleri arasında zamansız ebeveynleri, riskli caddeleri, yabancı korkusu, çocukları her türlü riskten sakınma endişesi, yoğun trafik, araç tehdidi ve okul müfredatının yoğunluğu gibi durumları gösteriyor. Etkisi giderek hissedilen bir başka nedense çocuk oyunlarının giderek dijitalleşmesi. Unilever’in global araştırmasında, ebeveynlerin yüzde 78’i çocuklarının, ardında herhangi bir teknoloji olmazsa, oyun oynamayı reddettiğini ifade etmişti. Yüzde 80’i ise çocuklarının sokaklarda gerçek bir sporla ilgilenmektense, evde kalıp sanal oyunlarla oynamayı daha keyifli bulduğunu dile getiriyordu.

Dış dünyanın karşı konulmaz faydaları
Bugün çocukların elektronik cihazlarla bu kadar yoğun bir şekilde haşır neşir olması Harvard Medical School yayınlarından Harvard Health Publishing’in fakülte editörü Claire McCarthy için de sokaklardan uzaklaşılmasının ardındaki en önemli etkenlerden biri. Programlanmış aktiviteler ve başarılarsa bir diğer neden. Ancak McCarthy’ye göre, bunların hiçbiri dışarıda geçirilen zamanın faydalarıyla boy ölçüşemez.
Fiziksel faydalarla başlayalım. Güneş ışığıyla edinilen D vitaminin sağlıklı kemik ve bağışıklık sistemi gelişimine sağladığı katkıların yanı sıra, bir çocuğun dışarıda aktif şekilde oyun oynayarak -örneğin bir topun ardında koşarak ya da bisiklete binerek- zaman geçirmesi, fiziksel sağlığı üzerinde içeride yapacağı egzersizlerden daha fazla olumlu etkiye sahip. Dışarıda geçirilen zamanın sosyal ve zihinsel faydaları ise çok daha derinlikli. McCarthy, dünyanın giderek betonlaşmasına rağmen, ağaçlara tırmanan, toprağı kazıp solucanlarla oynayan, hayvanları doğal habitatlarında gören çocukların doğaya daya duyarlı olduğunu belirtiyor. Dışarıda oynayan çocukların bir başka gelişen yönüyse yönetimsel kabiliyetleri. Programlanmış oyunlardansa, yalnız başlarına ya da diğer çocuklarla bırakıldıkları anlarda kendilerini eğlendirmek için geliştirdikleri oyunlarda sorun çözmeyi, öncelikler geliştirmeyi, çok yönlü düşünebilmeyi, pazarlık ve plan yapmayı deneyerek öğreniyorlar. Bu da sosyalleşme, dayanışma pratikleri üretme ve diğerlerinin duygu ve düşüncelerini dikkate alma yetilerini güçlendiriyor. Riskleri de unutmayalım. Evet, ağaçlara tırmanmaya çalışırken kollarını kırabilirler. Arkadaş edinmeye çalışırken reddedilebilirler. Ancak bu, fildişi kulelerde yaşayıp yalnızca başarıyı tanıyarak büyümelerinden çok daha öğretici.

Sokakları geri kazanmak
Bugün, sokakları çocukların oyun oynayabilmesi için güvenli hale getirmekten bir kenti tamamen bir çocuğun gözünden tasarlamaya kadar pek çok girişim var neyse ki. Örneğin, Unilever’in eğitimci Sir Ken Robinson’la hayata geçirdiği ve öğrenmeyi yılda bir gün dışarıya taşıyan Okul Dışarıda Günü, tasarımcıları, planlamacıları ve kent stratejistlerini bir araya getiren ve sürdürülebilir, güvenli ve sağlıklı kentler yaratmaya sokaklardan başlayan Global Designing Cities Initiative ve Streets for Kids programıyla kent caddelerini sürdürülebilir ve güvenli kılma çalışmaları yapan İngiltere menşeli FIA Foundation bunlardan bazıları. Dünyanın dört bir yanında da alt orta sınıf mahallelerde bazı caddelerin çocukların oynaması için trafiğe kapatılması ya da mahalleleri birbirinden ayıran duvarların yıkılarak çocukların öteki mahalleleri keşfetmesinin önündeki engellerin kaldırılması gibi yerel çalışmalar yapıldı. Umuyoruz ki devamı gelecek ve çok daha meraklı ve mutlu çocuklar yetişecek.

Benzer Yazılar

Dijital çağda sokak protestoları

Ad Hoc

Nakitsiz toplumda sokak çalgıcıları

Ad Hoc

‘Evinde gibi’ hissettiren ofisler

Ad Hoc