Kültür

Dante Alighieri ve sanattaki yansımaları

Dante Alighieri ve sanattaki yansımaları

“… Bin delilden biri yeter kanıtlamaya
Onun sürgününün nasıl eşi benzeri yoksa
Ayak basmamıştır yeryüzüne de ondan daha büyüğü…”
— Michelangelo Buonarrotti

Ölümünün 700’üncü yılında tekrar gündeme gelen ve özellikle vatanı İtalya’da 2021 yılında birçok etkinlikle anılacak olan, hepimizin bir şekilde adını duyup bildiği çok önemli bir isim Dante Alighieri.
Ne yazık ki adını herkes bilse de başyapıtı İlahi Komedya’yı tümüyle okuyan çok azdır. Bu gerçeği en güzel dile getiren Voltaire olmuştur: “Hiç kimse onu okumadığı için Dante’ye daima hayranlık duyulacaktır.”

Ortaçağın karanlık döneminde Rönesans’ın özgür düşüncesinin habercisi niteliğinde olan, “doğan güneş” tabirini kullanabileceğimiz Dante, sadece İtalya’nın en büyük şairi değil; aynı zamanda iyi bir yazar, siyasal düşünür, siyasetçi, asker, edebiyat kuramcısı ve ahlak felsefecisi. İtalyanca dilinin adeta babası sayılan üstat, hayal gücü ve üslubu ile kendinden sonraki tüm kuşakları etkilemiş ve günümüzde de hâlâ birçok sanat disiplininde etkisini göstermeye devam ediyor sanki.

Türkiye Dante ile 1956 yılında tanışıyor

Ülkemizde ilk kez 19’uncu yüzyılın sonlarında Osmanlı gazete ve dergilerinde adı geçen Dante, İlahi Komedya’nın tercüme edilmesi ile gündeme gelmiş olsa da dönemim padişahı II. Abdülhamit bunu yasaklamıştır. Bu nedenle tam çevirisi ülkemize ancak 1956 yılında, oldukça geç gelmiştir.
Edebiyat eserlerinin çevirisi başlı başına ayrı ve zor iken özellikle bazı eserlerin çevirisi dil ve anlatım yapısı nedeniyle daha da özel ve zor olur ki Shakespeare gibi Dante eserleri de -ki özellikle İlahi Komedya’nın 3 cildi- fazlasıyla iyi bir çeviri gerektirir. Bir diğer yapıtı “Yeni Hayat” ise ancak 1995 yılında çevrilmiş ve Türkiye’deki okuyucularla buluşmuştur. Ancak 20’nci yüzyılın ikinci yarısında Türkçe’ye kazandırılabilen Dante yapıtlarının kültürümüzü etkilememesi bu bağlamda normaldir.
Buna rağmen birçok önemli edebiyatçımızı eserlerinde söz edecek kadar etkilemiştir bu eserler. Bunlardan en bilineni Cahit Sıktı Tarancı’nın meşhur “Otuzbeş Yaş” şiiridir ki orada Dante gibi ortasındayız ömrün der yaşın 35 olduğunu belirttiği dizesinde:

“…
Yaş Otuzbeş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün…”

Sonra Cemal Süreya, Ahmet Oktay, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Halide Edip Adıvar, Hüseyin Nihal Atsız, Orhan Pamuk ve Elif Şafak gibi yazarların da eserlerinde Dante’den, İlahi Komedya’sından ve Beatrice’e olan aşkından bahsedildiğini görebiliriz.

Batı sanatında Dante tasvirleri

Edebiyatçılarımızı etkilese de Türk sanatında yeteri kadar yer bulamamıştır Dante. Oysa hem yaşamı hem de eserleri Batı sanatında sadece edebiyatı değil, sanatın birçok alanını etkilemiştir. Örneğin resim ve edebiyat ilişkisi bağlamında çok ciddi çalışmalar görülür. Dante Alighieri’ye saplantı derecesinde ilgisi olan ressam adaşı Dante Gabriel Rossetti (şair, ressam, çevirmen) onunla ilgili sayısız resim yapmıştır.

19’uncu yüzyılda resim ve edebiyat ilişkisi iyice belirmeye başlar ve özellikle Dante hem portreleriyle hem de kitaplarından alınmış sahnelerle resim sanatının merkezinde yerini alır.

Dante’nin fiziksel özelliklerini ölüm maskından ya da resmedilmiş bu portrelerden bilsek de belki de gerçeğe en yakın olan tasviri, döneminde yaşamış olan bir başka önemli yazar Boccacio’dan öğreniriz. Onun yazılarındaki tasvirine göre Dante, orta boylu ve yaşı ilerledikçe kamburlaşmış, ağırbaşlı yürüyüşe sahip, sakin yapılıdır. Yaşına göre giyinir ve uzun ince yüzünde kemerli burnuyla dikkat çeker. Gözleri ne küçük ne büyük, çenesi güçlü, sivri, alt dudağı yukarı doğru kıvrımlı, teni koyu ve yüzü hep hüzünlü ve düşünceli bir ifade taşır. Beatrice’in ölümünden sonra ise sakal bırakmıştır. Bu detayı İlahi Komedya eserindeki Araf bölümünde Beatrice’in sözlerinden de anlarız ( Araf, XXXI,67).

Dünyayı iki yazar paylaşıyor

Diyebiliriz ki Batı sanatında 19’uncu yüzyıl ile başlayan edebiyatın resme etkisinde iki önemli isimden biridir Dante. Diğeri kuşkusuz onun gibi birçok sanat eserine ilham olmuş William Shakespeare’dir.
T.S.Eliot (1888-1995), Dante ve Shakespeare’in dünyayı birlikte paylaştığını ve onlara eklenebilecek üçüncü bir ismin olmadığını söyler. Resim sanatına böylesi etki eden deha, İlahi Komedya eserinde öteki dünyaya yapmış olduğu geziyi anlatmış ve üç cilt altında toplamıştır. Bunlar sırasıyla; Cehennem (İnferno), Araf (Purgatorio) ve Cennet’tir (Paradiso).

Hemen hemen her alanda etkisinin görüldüğü eser, edebiyat alanında ilk olarak 14’üncü yüzyılda İngiltere’de Geoffrey Chaucer ile başlar, sonra John Milton’ın eserine etkisiyle de 17’nci yüzyıla dek sürer.

19’uncu yüzyılda ise Lord Byron şiirinde, Percy Bysshe Shelley yapıtlarında dolaylı da olsa etkileri hissedilir. Bu dönemde İngiltere’de Dante ilgisi, yine onun şu cümlesiyle açıklanabilir: “Dante’nin şiirleri modern dünya ile antik dünyayı birleştiren zaman ırmağının üstüne atılmış bir köprü gibidir.”
Bu dönemde Dante okumak adeta moda olmuştur. İlgideki bu artışın bir diğer sebebi de Romantik dönemin bir diğer ilgi alanı olan Gotik temaların var olmasıydı. Dante’nin Cehennem’i bu açıdan bakıldığında oldukça zengin tasvirler içeren bir metindi. Gotik ya da ikincil edebiyatın doğduğu bu yüzyılda şeytanlar, vampirler, büyücüler, cinler, hortlaklar ve iblisler kara romantizmi oluşturmuşlardı. Bu detaylar düşünüldüğünde Dante, elbette etkileyici bir referans kaynağı olarak beliriyor.
20’nci yüzyılda ise James Joyce, T.S. Eliot gibi önemli yazarlar, Dante etkisini devam ettiren isimler olmuşlardı.

Cehennem çukurundan Galileo’nun geometri derslerine

Fransa’da ilk etkileri C.D Pisan ile görülen Dante’nin daha da sahiplenilmesine Napoleon Bonaparte neden olur. Napoleon, “Dante benim için modern zamanların dehasıdır.” demiştir. Voltaire, Honore De Balzac, Alfred De Musset ve Albert Camus Dante’den etkilenen isimlerden başlıcaları olur.
Almanya’da ise Dante’den ilk bahseden yazar 15’inci yüzyılda yaşamış olan keşiş Johannes Trithemius’dur. 16’ncı yüzyılda bir tıp profesörü sıklıkla yazılarında söz ederken, ilk çeviri 17’nci yüzyıl Barok döneminde yapılmıştır.

Vatanı İtalya’da ise etkisi iki ayrı döneme damgasını vurur. İlki elbette yaşadığı yüzyıl ve ölümünü izleyen ilk 40 yıl, ikincisi ise 19’uncu yüzyıldır. Bilimsel araştırmalara da konu olan Dante ve eseri İlahi Komedya, Galileo Galilei’nin cehennem çukurunu geometrik açıdan incelemesine ve iki ders hazırlamasına neden olur. Ancak bunlar 19’uncu yüzyılda ne yazık ki unutulmuşlardır.

Mimari, müzik ve tiyatroda Dante

İtalya’da sadece edebiyat ve resim alanında sınırlı kalmayan Dante, mimari alanında da etkili olmuş, ne yazık ki bu muhteşem proje de yarım kalarak günümüze ulaşmamıştır. Proje Roma’da ozan anısına bir danteum inşa edilmesi fikri olup, İlahi Komedya’nın yapısında yaratılması hayal edilmiştir. İnşa edilebilseydi bir edebi yapıtın mimariye nasıl esin kaynağı olacağını gösteren bir örnek olacak, şüphesiz mimarlık ve sanat tarihine geçecekti. Bu mimari proje gerçekleşemese de günümüzde hâlâ varlığını sürdüren ve Buones Aires’te yer alan yapı, Dante’nin İlahi Komedya’sından esinlenmiş gotik bir yapıdır.

Gelelim Dante etkisinin yansıdığı bir başka sanat disiplini olan müziğe…
Dante, Batı’da müzik alanında da etkisini göstermiştir. 16’ncı yüzyılda başlayan bu etki, 19’uncu yüzyılda G. Rossini, Franz Litsz, G. Donizetti, P. Tschaikowsky ve G. Verdi gibi büyük bestecilerin yapıtlarıyla doruk noktasına ulaşmıştır.

Resimde ise Dante ve yapıtlarının betimlenmesi, portreler ve resimli İlahi Komedya yazmaları ilk defa 14’üncü yüzyılda Floransa’da görülmeye başlanır. Minyatürlerin dışında Giotto’nun Floransa’daki son yargı eserinde Dante portresi ve Sandro Boticelli’nin koleksiyonundaki özel yağlı boya Dante portresi örnek verilebilir.

Tiyatro alanında da etkisi görülen Dante’nin İlahi Komedya’sı birçok tiyatro gösterimi yapılmış bir eserdir. Son yıllarını geçirdiği ve öldüğü Ravenna’da Dante adına yapılmış bir tiyatro sahnesi de vardır.

Yedinci sanatta ‘Cehennem’ tutkusu

Sinema sanatındaki etkisine gelecek olursak İlahi Komedya ve karakterlerinin referanslarının, alıntılarının veya transpozisyonlarının bulunduğu filmler sayı olarak oldukça çoktur. Filmler 1900’den 1949’a, 1950’den 1999’a, 2000’den günümüze kategorilere ayrılabilir. Ayrıca üç belgesel, dört animasyon filmi ve üç video oyunu da yapılmıştır.

1907 – 1949 arasındaki ilk kategorinin ilk filmi 1907 tarihli Rimini’li Francesca adını taşır. Burada konu Dante’nin “İlahi Komedya” eserinin beşinci cehennem kantosunda söz ettiği ve bu söz edişle “Romeo & Juliet” efsanesine bir yenisini kattığı büyük aşk “Francesca & Paolo”’dur. Öyle büyük bir efsane olmuştur ki bu aşk, yedi yüzyıl boyunca birçok sanat dalına esin kaynağı olduğu gibi sinemada da etkisini sürdürmüştür. Sinema tarihinde ilk Dante etkisi bu film ile görülür ve 1949’a dek aynı adla yedi film çekilir. Bu dönem Dante konusunun en çok çeşit gösterdiği ve sadece cehennem değil, diğer konu ve bölümlerin de ele alındığı dönem olmuştur ki ilk kategori dediğimiz bölümdür.

1950 – 1999 yılları arasını kapsayan ikinci dönem kategorisinde de 1959 ve 1984 yıllarında olmak üzere iki kez aynı isimle çekilmiştir “Rimini’li Francesca.” Sonrasında bu konu sinemada görülmez ve yerini daha çok Dante’nin İlahi Komedya’sı ve özellikle de Cehennem bölümü alır.

Üçüncü kategori dediğimiz ve 2002 yılından günümüze kadar gelen dönemde konu yeniden İlahi Komedya’nın Cehennem bölümünde ağırlık bulur. Bu filmlerden en bilineni 2006 yılında Dan Brown’un Da Vinci Şifresi romanından aynı adla uyarlanan, başrolünde Tom Hanks’in yer aldığı “Cehennem/ İnferno” filmi olur. Filmde Dante’nin şehri Floransa ve bize ait muhteşem şehir İstanbul’dan görüntüler geçer. Konusu insanlığın yok olmasını isteyen güçlerin yarattığı virüs salgınıdır. Kaos, karmaşa, korku cehenneme gönderme yapan en önemli detaylarken, simge bilimci profesörün Dante üzerinden çözümü ve umudu ise filmin izleyiciyi düşündüren kısmını oluşturur. Dante, Cehennem-Araf-Cennet üçlemesinden oluşan İlahi Komedya yapıtında; “Bu yüzden yitiğiz biz, başka bir suçtan değil, tek cezamız, umutsuz bir özlemle birlikte yaşamamız” demiştir.

Ölümünün 700’üncü yılında tüm sanatseverler tarafından hatırlanması gerektiğine inandığım, çok önemli bir isim olan Dante Alighieri’nin İlahi Komedya’sının, yüzyıllar boyunca sanat disiplinlerine yapmış olduğu bu olağanüstü esin ve etkisi adına tekrar ele alınıp okunması gereken bir eser olduğu kanısındayım.  

Melissa Mey
Sanatçı–Yazar

Benzer Yazılar

Antigone’nin direnişi

Ad Hoc

Süper kahraman meselesi: Sinematik mi, sistematik mi?

Ad Hoc

Sanatta grinin keşfi

Ad Hoc