Kültür

Deniz göçerleri

Deniz göçerleri

Toplum ve coğrafya karşılıklı etkileşim halinde. Bu etkileşimi sağlayan itici kuvvet de göç. Tarih kitlesel göç hareketleri ve bunun yarattığı sonuçları yazdı; yazmaya devam ediyor. Konar-göçer toplumlarda göçlerinin güzergâhını hayvanların ihtiyaç duyduğu otlaklar belirler. Ne var ki artık dünyada konar göçerler şehirleşmenin yayılış hızına yenik düşüyor.

Zamboanga Körfezi’nden Sulu Takımadaları’na uzanan bölgede yaşayan Badjaolar gündelik hayatta deniz çingeneleri olarak anılsa da, aslında Malay kökenli bir kelime olan Badjao “deniz insanı” anlamına gelir. Yoksulluk, ayrımcılık ve yaşadıkları bölgelerdeki çatışmalar nedeniyle Badjaolar tarih boyunca sürekli hareket halinde oldu. Son 50 yıldır, Mindanao’da yaşanan çatışmalar nedeniyle Malezya’nın Sabah sularına göç eden Bajaolar, bugün bu bölgenin ikinci büyük etnik grubu haline gelmiş durumda. Hayatlarını denizden kazanan bu insanlar Güneydoğu Asya’da Sama olarak bilinir. Deniz göçerlerinin kökeni konusunda farklı görüşler olsa da, 9’uncu yüzyıla tarihlenen bir destanda Sama Bajaolardan bahsedildiği biliniyor. Avrupalılar, deniz göçerleriyle ilk olarak Macellan’ın keşif gezisiyle bugünkü Zamboanga’da karşılaşır. Kaşifler, Bajaoların sadece teknelerinde yaşadıklarından bahseder.

Kültürün en öne çıkan özelliği: Yaşam mücadelesi
Bajaoların geçmişten bugüne yaşamlarında bir değişiklik yok. Değişim onların dışında gerçekleşiyor ve Bajaolar da ayak uydurmak zorunda kalıyor. Barışçıl özellikleriyle bilinen Bajaoların yaşadıkları bölgelerde yaşanan silahlı çatışmalara tepkisi, aynı zamanda evleri olan tekneleriyle oradan uzaklaşmak olmuştur. Bu nedenle Güneydoğu Asya’da Borneo’nun doğusunda Selebes Denizi’nde ve bazı Endonezya adalarının açıklarına kadar yayılmış durumdalar.

Bajaolar takas usulüyle ihtiyaçlarını karşılamak için karaya çıkar ve tekrar teknelerine döner ancak günümüzde balık pazarları mevsimsel olmaktan çıktığı için bu durum değişmiş durumda. Büyük market alanları bu bölgelere de hakim olunca, Bajaoların denizde sürdürdükleri hayatları karaya taşınmış oldu. Hayatlarını idame ettirebilmek için karada buldukları işlerde çalışmaya başladılar. Denizde yaşadıkları için hor görülüp, kabullenilmeyince, çözümü yine göç etmekte buldular. Öyle ki, Timor ve Arafura Denizi’ne kadar uzandılar. Göç ettikleri bölgeler farklı ülkelerin kara suları olunca da, yüzlerce yıldır sürdürdükleri balıkçılık faaliyetleri birden bire kaçak konumuna düştü. İşte bu kısır döngü, Bajaoların hayatını özetler nitelikte. Balıkçılık bile yapamaz hale gelince, aslında birer serbest dalış uzmanı olan Bajaolar, insanların denize attıkları bozuk paraları toplamaya, teknelerinde ördükleri hasır örtüleri veya dizdikleri boncukları satmaya başladı.

Bugün Filipinler’de yaşayan bu en fakir toplumun üyeleri yetersiz beslenme ve hijyen koşullarına bağlı hastalıklarla mücadele ediyor, sosyal yardımlardan faydalanamıyor, sağlık hizmetlerine, elektrik ve içme suyuna ulaşmakta sıkıntı çekiyor. Küresel iklim değişikliği de hayatlarını etkiliyor. Tüm bunlar onları karaya çıkmaya mecbur bırakıyor ve karadaki hayat, onları denizdekinden daha fazla zorluyor. Kendi içlerinde de alt gruplara ayrılan bu toplum, dil ve inanç farklılığı ve eğitimsizlik nedeniyle geldikleri bölgelerde hayatı yeniden kurmakta sıkıntı çekiyor. Toplumdan dışlanıyor, ayrımcılığa maruz kalıyor, eğitimleri olmadığı için iş bulamıyor. Sosyal adaletsizliğin içinde var olmaya çalışıyor.

Denizden karaya çıkınca ne olacak?
Bajaolar yüzlerce yıl denizlerde yaşamayı başarmış insanlar. Bu toplumda doğan her çocuk ayakları yere basmadan önce yüzmeyi öğreniyor. Öyle ki, dalarken sorun yaşamamak için küçük yaşta kulak zarlarını patlatıyorlar. Hızla suyun dibine ulaşan, hatta dipteki benzersiz hareket kabiliyetleriyle nefeslerinin ve vücutlarının kontrolünü ellerinde tutan bu toplumun bireyleri, bizler gibi sadece karada yaşamayı bilen insan türünden farklı olarak, yüzlerce yıllık yaşam şekli sayesinde, genetik olarak sudaki yaşama adapte olmuş. Neredeyse 50-60 metre derine dalmayı başaran Bajaoların nefeslerini dakikalarca tutabilmelerinin sırrının geniş dalakları olduğu ortaya çıkmış.

Denizde var olmaya çalışan Bajao toplumunun karşı karşıya kaldığı bir diğer sorun da turizm. Bajaoların yaşadıkları mercan adaları; müşterilerine egzotik, yalnız ve rüya gibi bir tatil yaşatmak isteyen turizmcilerin ilgi alanına giriyor. Surabaya’da Malay bir iş adamına satılan mercan adasında yaşayan Bajaolar, adada tesis inşaatı başlamadan bölgeyi terk etmek zorundalar. Bu da onlar için yeni bir ev arayışı anlamına geliyor. Sonunda denizler de tükendiğinde, her ne kadar genetik olarak denizde yaşamaya uyum sağlamış da olsalar, tüm Bajaolar karada yaşamaya başlayacak ve sahip oldukları yaşam kültürünü kaybedecek gibi görünüyor.

Müge Aral, Haberci
Coşkun Aral, Haberci

Benzer Yazılar

Yabancı gezginlerin gözünden Türk kadınları

Ad Hoc

100’e 4 kala bir yazar portresi: Hıfzı Topuz

Ad Hoc

Gastronomide yeni trend: Az ama öz

Ad Hoc