Ekonomi

Depremlerle ve devrimlerle sarsılan ülke: Şili

Depremlerle ve devrimlerle sarsılan ülke: Şili

Şili benzersiz doğal güzellikleriyle nefes kesici bir ülke. Ülke kuzeyden güneye ince bir hat şeklinde uzansa da, her bölgesi birbirinden farklı. İstanbul’dan Şili’ye uzanan yol insanın gözünde büyüyor ama bir kez ülkeye varınca, tüm yorgunluk adeta uçup gidiyor. Başkent Santiago, İstanbul’dan gidenler için alışıldık bir metropol ama ülkenin kuzeyi ve güneyi bambaşka manzaralar sunuyor. Özellikle Patangonya, nefes kesici manzaralarıyla mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir bölge. Şili’de şehirlerarası otobüs hizmeti yaygın ve karayoluyla ülkenin en uç noktalarına kadar ulaşmak mümkün. İç hat uçuşları özellikle yaz aylarında otobüs alternatifine göre çok daha pahalı.

Kahveye yakın olsalar da…

Ülkenin orta bölgelerinde tarım yapılıyor ve özellikle yaban mersini, çilek ve ahududu bol yetişiyor. Kışın ortasında özlem duyulan yaz tatları, binlerce kilometre uzakta insana kendini evinde hissettiriyor. Sokak lezzetleri arasında completo adı verilen avokadolu sosisli sandviç, bizdeki çiğ böreğin benzeri empanada, sopaipilla adını verdikleri pişi, tulumba tatlısının bir farklı hali olan churros sayılabilir. Şekerde kavrulmuş yer fıstığı da sokak atıştırmalıkları arasında popüler. Kahveye bu kadar yakın olup da, kahve yerine çay tercih eden Şilililer, Moto Con Huesillo adını verdikleri, kurutulmuş şeftali ve şekerli suya buğday karıştırarak bir yandan içip bir yandan kaşıkladıkları içecekle serinliyor.

Gelir adaletsizliğinde 3’üncü sırada

Dünyanın en büyük bakır üreticisi olan Şili’deki bakır madenleri devlete ait. Bu madenlerin devletleştirilmesi Allende yönetiminde tamamlandı. Amerika kendi arka bahçesinde “Şili usulü sosyalizme” geçit vermemek için Allende hükümetini zayıflattı ve darbeye zemin hazırladı. Allende öldürüldü; darbeyle göreve gelen Pinochet 1990 yılına kadar iktidarda kaldı. İktidarındaki insan hakları ihlalleri hâlâ hatırda. Chicago Üniversitesi mezunu ekonomistlerin serbest piyasa ekonomisi, özelleştirme ve enflasyonla mücadele kapsamında başlattıkları reformları ve sonunda Pinochet’in iktidardan düşmesini, kimi çevreler başarı olarak nitelendirse de, neoliberalizmin bu göstermelik başarısı toplumu bütün olarak kucaklamadı. Şili, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ülkeleri arasında gelir adaletsizliği en yüksek olan Güney Afrika ve Kosta Rika’dan sonra üçüncü sırada. Bu da, ülkedeki protestoların arkasında yatan temel sebep.
7 Ekim 2019’da, başkent Santiago’da öğrencilerin metro ücret zammına karşı başlattığı protestolarla, son dönemde adını sıkça duyduğumuz Şili’de, o günden beri medyaya yansımayan birçok olay oldu. Başkentle başlayan ve tüm ülkeye yayılan bu gösteriler, diktatör Pinochet döneminden beri meydana gelen en büyük ayaklanma olarak nitelendirildi. Başkan Pinera başta ülkesinin savaşta olduğunu açıklayıp, olağanüstü hal ilan etse de, sembolik de olsa adım atmak zorunda kaldı, bazı bakanları değiştirdi. Ne var ki, yapılan bu göstermelik değişiklik kimseye yeterli gelmedi. Sular biraz durulmuş olsa da, ülke çalkantılı günleri henüz atlatabilmiş değil

Milenyum kuşağı değişimin peşinde

Gelir adaletsizliğinin sarstığı Şili, Güney Amerika’nın en zengin ülkelerinden biri olsa da, bu zenginlik küçük bir azınlığın elinde. Ülkenin neredeyse yarısı asgari ücretle geçiniyor, asgari ücret aşağı yukarı 400 dolar. Halkın büyük çoğunluğu ay sonunu zor getiriyor. Tüm bu geçim sıkıntısına ek olarak, hükümetin yürüttüğü özelleştirmeler de halkın yaşamını zorlaştırıyor. Metro zammı, bardaktan taşan su damlasıydı.
Gösteriler 3 ayı devirdi, sosyal medyada organize olan küçük gruplar sokağa çıkmaya devam ediyor. Polis, sosyal medyadan örgütlenen insanları sıkı takipte. Sokaklar göstericilerin bıraktığı izlerle dolu. Hemen her duvarda Pinera istifaya çağrılıyor, halk eşitlik istiyor, özelleştirmelere veryansın ediliyor. Nisan ayında yeni bir anayasa için referandum yapılacak. Hükümet ipleri elinde tutuyor olsa da, dünyadaki diğer örneklerde de görüleceği üzere, geçmişle kıyaslandığında bu ipler artık eskisi kadar sağlam değil. Milenyum kuşağı değişimin peşinde.

Dünyanın bugüne kadar ölçülmüş en şiddetli depreminin olduğu ülke, yine sarsılıyor. Bu defa depremle değil, sokaklara dökülen insanların protestolarıyla.

Müge Aral, Haberci

Coşkun Aral, Haberci

Benzer Yazılar

Hakikaten medyaya güveniyor muyuz?

Ad Hoc

Çeşitliliğe kucak aç ya da…

Ad Hoc

Yeni Amerikan rüyası

Ad Hoc