İnsan

Derin bir bilgi ve şifa kaynağı olarak beden

Derin bir bilgi ve şifa kaynağı olarak beden

“Duygu mu mantık mı?” sorusuyla karşılaşmamış olan yoktur. Descartes, günümüzde halen sıkça sorulan bu soruya, “düşünüyorum o halde varım” diyerek “mantık” cevabını daha 17’nci yüzyılda vermişti. Nörolog Antonio Damasio ise rasyonel kararların ancak kararın sonuçlarının önceden hissedilebilmesiyle mümkün olduğunu saptamıştı. Duyguların gelip geçici, dolayısıyla güvenilmez; mantığın ise rasyonel olana ulaştıracağı genel kanısının nedenleri ayrıca ele alınması gereken başka bir yazının konusu.

Ya bilinçdışı aslında bedendeyse?

Zihin aracılığıyla yorumlanan ve adlandırılan duygular, bir bütün olarak beden tarafından deneyimlenir. Her duygunun dışarıdan görünümü ile kişinin bedeninde hissettiği duyumları farklı olabilir. Duygunun yüz kasları, beden ve beden duruşunda ifade bulan karakteristik görünümü çevreye iletilenken, bedenin içinde hissedilenler “kendiliğe” iletilendir.

Bedenin hafızası vardır. Bazen bir koku, bazen bir tat ya da bir durum, insanın unuttuğunu sandığı anılarını geri çağırır. Kişinin bedeninde kalarak, bedensel duyumlarını adlandırması, tarif etmesi ve günlük yaşamındaki anlamını ifade edebilmesi gerekir. Bedensel duyumlar, insanın hem kendisini tanıması hem de daha iyi hissetmesinde zihinden daha güvenilir bir bilgi ve şifa kaynağıdır. Hatta William Reich’in takipçileri bilinçdışının zihinde değil bedende olduğunu belirtmişlerdi.

Bedendeki ipuçlarını takip etmek

Travma olgusu günümüzde toplumları giderek daha fazla tehdit eden önemli sorunların başında yer alıyor. Çocuklukta yaşanan ihmal/istismar, doğal afetler, terör ya da göç gibi olaylar kişiler ve toplumlar üzerinde travmatize edici sonuçlar doğurabiliyor. Çok sayıda araştırmacı, travmanın bedeni nasıl etkilediği ve bedenin iyileşmedeki merkezî rolü anlaşılmadan travmanın iyileşmesinin mümkün olamayacağını belirtiyor.

Derin bir bilgi ve şifa kaynağı olarak beden

Bu bağlamda beden odaklı psikoterapi, travma sonrası stres bozukluğunun tedavi edilmesinde en etkin müdahale yöntemleri arasında gösteriliyor. Beden odaklı psikoterapide, geleneksel terapötik pratiklere ek olarak, bedenin durumu ve duyusal algılar dikkatin odağındadır. Bedensel duyumlar, duygusal süreçlerin altında yatan nedenlerin ipuçları olarak takip edilir. Düşünme biçimini, duyguları, içsel süreçleri değiştirmek için duyumsal algıları içeren beden farkındalığının geliştirilmesi büyük önem taşır. Kişinin bedenini saygıyla yargısız dinleyebilmesi, bedeni hakkında derinliğine bilgi ve farkındalık sahibi olması değişim için uzun vadede kişiye çok zengin bir kaynak oluşturur.

Zihin ve beden bütünlüğü gözden kaçırılmamalı!

“Beden odaklı psikoterapi” temellerini Sigmund Freud’un çalışmalarından alan disiplinlerarası bir yaklaşım olup somatik eğitim yoluyla beden ve ruh sağlığını korumaya ve iyileştirmeye yönelik hareket, duruş, nefes gibi beden çalışmalarının terapötik becerilerle birleştirildiği bir müdahale yöntemi. Beden ile terapötik olarak çalışılması rahatlama, anlayış ve içgörü kazanmanın farklı yollarını gösterir. Kişinin beden farkındalığı arttıkça “insula”sının (beyinde vicdan ve empatiden sorumlu yer) aydınlandığı görülüyor. Şefkatin temeli olan empati, insula’da meydana gelen aktiviteye paralel olarak artıyor. Kişinin kendi bedensel deneyimlerinin “şimdi ve burada” farkında olması, başkalarıyla ilişkilerinde etkin dinleyici olabilmesini, derin bağlar kurabilmesini ve başkalarının deneyimlerine karşı bilinçli farkındalık geliştirmesini sağlar.

Bütüncül bir anlayışla, sinir sistemiyle eşgüdümlü olarak doğrudan ve etkileşimsel çalışılması, duygusal problemlerin çözümünde önemli katkılar sağlar. Bu sayede, psikodinamik ya da bilişsel davranış terapisi gibi geleneksel yaklaşımlarla çözümlenemeyen duygusal problemlere etkin bir müdahale gerçekleştirilmiş olur. Zihinsel ve ruhsal rahatlamaya temel olan bedenin gerginlikten arınması durumu, otomatik ve doğal bir şekilde zihnin de rahatlamasını sağlar.

Bu bağlamda beden odaklı psikoterapi, geleneksel terapilerin yerine geçen değil onları zenginleştiren bir müdahale. Bedensel duyular, hareket ve düşlemler ile çalışılması, beden-zihin bağlantısının eyleme dökülmesi anlamına gelir ve bu yüzden sinir sistemine hızla ve doğrudan etki eder. Sinir sistemi en hızlı beden odaklı psikoterapiyle gelişebilir. Değişim sürecine beden çalışmalarının dahil edilmesi değişimin sadece hızlı değil, kalıcı olmasını da sağlar.

Beden odaklı psikoterapi, psikolojinin zaman zaman zihin-beden bütünlüğünü gözden kaçırıp bedensel deneyimlerle duyusal algıları dışlayarak sadece zihne odaklanan mekanik ve indirgeyici yaklaşımına eleştirel yaklaşan bir alan olarak görülebilir.

H. Özden Bademci, Öğretim Üyesi

Benzer Yazılar

Uzun sürmüş bir yanılgının akşamı: Depresyon

Ad Hoc

Mindfulness yeteri kadar devrimci mi?

Ad Hoc

Bana bu dansı lütfeder misiniz? Ya da daha fazlasını…

Ad Hoc