Manşet Teknoloji

Dijitalde de az, çoktur: Dijital minimalizm

Dijital minimalizmi ele almadan önce, kısaca minimalizmi anlatmakta fayda var: Minimalizm öncelikle sanat ile ortaya çıkmış bir kavram ve ilk kez İngiliz felsefeci Richard Wollheim’in Arts Magazine’de yayımladığı makaleye dayanıyor. Ocak 1965’te yayımlanan bu makalede, “minimalizm” teriminin ilk kez kullanıldığı düşünülüyor. Minimalizm akımı, sanatta içerik açısından biçimsel özelliklerin aşırı yalınlığını savunuyor. Sadeliği ve objektifliği öne çıkaran bir akım olmakla birlikte sanata yeni bir estetik anlayış getiren bir akım olarak biliniyor. Özellikle tasarım, resim ve müzik gibi sanatlarda ön plana çıkan minimalizmde, sanatçıların eserlerinde genellikle eserin bir parçası niteliğinde geniş düzlükler, boşluklar ve geometrik formlar görüyoruz. Buradaki amaç, seyircide anlık görsel tepkiler oluşturmak. Minimalist sanat; karmaşık form, geleneksel yapı ve bileşenlerden kaçıyor ve sadeliğin gücü olarak yüceltiliyor.

Minimalist sanatın özellikleri

Bu sanat akımının temel özellikleri arasında tekrara dayanması öne çıkıyor. Yani, aynı imgenin, özellikle çizgiler ve kareler gibi basit geometrik formlarının birden çok görüntüsünün oluşturulması fikri minimalizmde dikkat çekiyor. Sanatçılar şekilleri tekrar eder ve dikey renk bloklarından oluşan resimler üretir. Minimalizmde birçok eser son derece basittir, görüntüyü boyamak için gereken en az sayıda çizgiye veya biçime kadar düşürülür. Alanlar, belirgin fırça darbeleri mevcuttur veya sanatçının elinden ipucu alamayan, pürüzsüzlük ve mükemmelliktedir. Minimalist sanat, geometri, çizgi ve renk gibi şeylere odaklanır.

Minimalizmde ilk eserler tek renkli (monokromatik), tek renkle ve ilgili renk tonlarıyla (siyah, gri ve beyaz gibi) sınırlıydı. Minimalist bir tabloyu tanımlamanın başka bir yolu, renk alanları arasında sert kenarlı, kesin kenarlıklar aramaktır. Gölgelendirme veya ince geçiş bulunmaz.

Minimalizmin diğer bir özelliği de, ekspresyonist olmamasıdır. Yani, sanatçı eserine kendi duygularını veya yaşantısından öğeleri dâhil etmez. Minimalist bir sanat eserinin önünde durduğunuzda büyük fikirler, karmaşık objeler veya toplumsal gündeme ilişkin şeyler göremezsiniz. Minimalist resim, renk ve geometriyle ilgilidir.

Dijital minimalizme bakış

Bugün herhangi bir toplu taşıma aracına bindiğinize karşılaştığınız tablo -çoğunlukla- şöyle olur: Başları öne eğik, önlerindeki akıllı telefona gömülmüş insanlar. Kimi oyun oynuyor kimi film/ dizi seyrediyor kimi de mesajlaşıyor… Akıllı telefon kullanmanın kötü olduğunu söyleyecek değilim ama hayatımızın önemli bir bölümünü kapladığını da kabul etmek gerekiyor. Örneğin, bugün ABD’liler akıllı telefonlarında günde ortalama 3 saat harcıyor. Yüzde 20’lik üst dilimde bu süre 4,5 saat üzerine çıkıyor. Bununla birlikte ABD’liler günde 58 defa akıllı telefonlarını kontrol ederken, bunun 30’unu çalışma saatleri içinde yapıyor. (Rakamları kullanıcıların dijital cihazlarında geçirdikleri zamanı takip eden RescueTime isimli mobil uygulamanın yürüttüğü Screen Times Report 2019 başlıklı çalışmasından aldım. RescueTime bu verileri uygulamayı en yoğun kullanan 11 bin kullanıcısına dayanarak hazırlamış). Türkiye’ye ait bir veriyi de Deloitte’un 2017’de 943 kişiyle yürütttüğü çalışmadan alıntılayayım: Buna göre, Türkler akıllı telefonlarına günde ortalama 78 defa bakıyor. Avrupa ortalamasıysa 48 olarak karşımıza çıkıyor. Tabii, akıllı telefonlarla bu kadar içli dışlı dolunca insanlarda odaklanma sorunları da artıyor. Dolayısıyla dikkatimizi o an için yoğunlaştıramıyoruz. (Bağımlılık farklı bir yazının konusu). İşte, bu ve buna benzer sorunları en az seviyeye indirmek için “dijital minimalizm” adı verilen bir kavram devreye giriyor.

Dijital minimalizmin kurucusu: Cal Newport

Cal Newport’a göre, teknoloji firmaları bugün insanların onay arzusunu sömürmekte uzman hale dönüştü. Ayrıca, bu teknolojiler bağımlılık davranışını tetikleyecek şekilde tasarlanıyor.

“Dijital minimalizm” kavramını araştırdığımızda karşımıza çıkan en önemli isim, Cal Newport oluyor. Georgetown Üniversitesi’nde bilgisayar bilimleri alanında ders veren Newport, dijital minimalizm kavramını ortaya koyan kişi olarak dikkatleri çekiyor. Peki, Newport’un fikri neye dayanıyor? Newport bu fikri yaymak amacıyla “Dijital Minimalizm” adlı (Metropolis Yayıncılık, 2019) bir kitap yazdı. Kitapta dijital minimalizmin ne olduğunu ve bunun için neler yapılması gerektiğini anlatan Newport’a göre, dijital mininalizmi şöyle tanımlamak mümkün: “Çevrimiçi vaktinizi, değer verdiğiniz şeylere faydası dokunan, titizlikle belirleyip optimize ettiğiniz az sayıdaki faaliyete odaklı halde geçirmenizi ve geri kalan her şeye gönül rahatlığıyla sırt çevirmenizi öngören bir teknoloji kullanımı felsefesi.” Newport’a göre, dijital minimalistler teknolojik yenilikleri birer dikkat dağıtma kaynağı olmaktan çıkarıp, nitelikli bir hayatı destekleyecek araçlar haline getirir.

Teknoloji şirketleri insan davranışlarını nasıl bağımlılık yaratacak şekle getiriyor?

Bir insanın günde ortalama 3 saat 15 dakika akıllı telefonuna bakması için bu cihazların kullanıcı açısından çekici hale getirilmesi gerekiyor. Bunun içinse belli başlı iki yöntemden söz ediliyor: Aralıklı olumlu pekiştirme (intermittant positive reinforcement) ve toplumsal onay dürtüsü (drive for social approval). Aralıklı olumlu pekiştirmede, ne zaman verileceği öngörülemeyen ödüllerin belli bir düzen için verilen ödüllere oranla daha cezbedici olduğu düşünülüyor. Çünkü öngörülemezlik durumu, beyinde arzu hissini düzenleyen dopaminin daha fazla salınmasına yol açıyor. Buna, Facebook’ta yaptığımız paylaşımları bu duruma örnek olarak verebiliriz. Sosyal ağdaki paylaşımlarınızın beğeni alıp almayacağını beklemek bu davranışı yeniden üretiyor. Toplumsal onay dürtüsünde ise başkalarının hakkımızda ne düşündüğü öne çıkıyor. Instagram’da son paylaştığınız gönderinin birçok “minik kalp” almasıyla içinde bulunduğunuz topluluğun onayını almış hissedersiniz. Cal Newport’a göre, teknoloji firmaları bugün insanların onay arzusunu sömürmekte uzman haline dönüştü. Ayrıca, bu teknolojiler bağımlılık davranışını tetikleyecek şekilde tasarlanıyor. Bu bağlamda saplantılı kullanıma yol açan şey birtakım kişilik bozuklukları değil kurulan bu fevkalade kârlı iş modeli.

Dijital minimalizmin ilkeleri

Dijital minimalistler zamanlarını ve dikkatlerini gereğinden fazla cihaz, uygulama ve hizmetle boğmanın toplamda olumsuz sonuçlara yol açtığını bilirler. Yani, kalabalığın pahalıya patladığının farkındadırlar. Dijital minimalistlerin gayet iyi bildiği bir başka şeyse belli bir teknolojinin değer verdikleri bir şeye faydasının dokunup dokunmayacağına karar vermenin yalnızca ilk adım olduğu… Bu faydayı en iyi ve en etkili şekilde sağlamak için de söz konusu teknolojiyi nasıl kullanmalarını gerektiğini enine boyuna düşünürler. Amaca yönelik hareket etmekse herkes gibi onlar için de tatmin edicidir. Dijital minimalistler, yeni teknolojilerle kurdukları ilişkinin daha amaçlı olması için verdikleri çabadan büyük memnuniyet duyar. Aldıkları spesifik kararlardan bağımsız olan bu memnuniyet duygusu, minimalizmi bu derece anlamlı kılan başlıca sebeptir.

Dijital minimalizm için bazı dijital direniş önerileri de mevcut. Örneğin, sosyal medyayı telefonunuzdan kaldırmak, cihazlarınızı tek amaçlı bilgisayarlar gibi kullanmak, sosyal medyayı profesyonelce kullanmak, yavaş medyayı benimsemek ve akıllı telefonları basitleştirmek bunlardan bir kısmı.

Zorunlu olmayan teknolojileri hayatınızdan çıkaracağınız 30 günlük bir süre belirlemeye ne dersiniz?

Dijital temizlik için üç aşamalı model

Cal Newport dijital minimalizmi hayatlarına eklemek isteyenler için birtakım tüyo veya püf noktalarının yeterli olmayacağı görüşüne sahip. Newport kitabında akıllı telefonundaki 112 uygulamanın bildirimlerini kapatan bir gazete yazarının durumunu örnek veriyor. Newport burada bu yazarın uygulamaların bildirimlerini kapatmaktan ziyade neden bu kadar uygulamaya ihtiyaç duyduğunu sorguluyor ve hangi dijital araçları ne amaçla hayatımıza soktuğumuzun üzerinde düşünülmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Bu durumu ortadan kaldırmak için üç aşamalı bir dijital temizlik (digital declutter) öneren Newport’un vurguladığı noktalar şöyle: Zorunlu olmayan teknolojileri hayatınızdan çıkaracağınız 30 günlük bir süre belirlemek, bu 30 gün süresince anlamlı bulduğunuz davranışları belirlemek ve 30 gün sonunda zorunlu olmayan teknolojilerden bazılarını yeniden hayatınıza sokmak. Bununla birlikte, tekrar kullanmaya karar verdiğiniz her teknolojinin hayatınızdaki hangi değere hizmet ettiğini ve bunu en iyi şekilde nasıl kullanabileceğininizi belirlemek de önemli.

Toparlamak gerekirse, dijital statükoya bağlı olanlar dijital minimalizmi teknoloji olarak damgalayabilir. Newport’a göre, dijital minimalizmin reddettiği şey internetin getirdiği yenilikler değil pek çok kişinin dijital araçlarla kurduğu ilişkinin biçimi. Newport, geçimini bilgisayar bilimci olarak sağlayan bir isim ve teknolojinin getireceği gelecek imkânlarının farkında. Ama dijital hayatlarımızın kontrolünü ele almak için gerekli çabayı harcamazsak, bu geleceğin potansiyelini gerçekleştirmeyeceğimizden emin.

Yazı: Gazeteci H. Kerem Fındık

Benzer Yazılar

Sosyal karmaşa: Deneyim telaşı, anı yakalama ve mahremiyet sorunu

Ad Hoc

Bugünün siyah kuğusu, salgınlar

Ad Hoc

Kodlama değil medya okuryazarlığı lütfen!

Ad Hoc