Manşet Tematik

Dönüşen bedenler: Olumlama, değişme ve sabit durma özgürlüğü

Bedenlerimiz dönüşür, değişir. Kimi zamanla olur, kimi aniden, kimisi kendi rızamızla, kimisi bize rağmen… Bedenimizin geçirdiği bu değişimlerin hepsi hakkında toplumsal “güzellik idealleri ve normları” ya da günlük hayattaki tasavvuruyla “otobüsteki yabancılar” kendilerinde söz hakkı bulur.

Bu “güzellik idealleri ve normları” gibi, kişinin kendi bedeni üzerinde uyguladığı dönüşümler de (bedensel modifikasyonlar) toplumdan topluma fark gösteriyor. Örneğin boynun uzatılması, dişlerin sivriltilmesi gibi modifikasyonlar Batılı toplumlara tuhaf ve egzotik görünürken; diyet, body-building, bronzlaşma, kulak deldirme veya estetik ameliyat gibi bedensel modifikasyonlar “normalleşmiş” vaziyette. Bradley Üniversitesi’nin gerçekleştirdiği bir çalışmaya göre, bu toplumlarda dövme ve vücut piercing’i gibi pratikler de yükselişte.

Neyin “normal” olup olmadığı, kültürel rölativizm kavramıyla açıklanabilecek şekilde, kültürden kültüre, coğrafyadan coğrafyaya fark gösterir. Dünya genelinden bedensel modifikasyon örnekleri olarak, Hinduizm’le ilintili olarak burun deldirme; Tayland ve Afrika’da boyun uzatma; Bali’de diş sivriltme; Afrika’da dudak ve kulak memesini esnetme; dünyanın birçok yerinde ise kadın ve erkek sünnetini sayabiliriz. Bradley Üniversitesi’nin çalışmasına göre, kişiyi bedensel modifikasyonlara yönlendiren dört esas sebep var:

  • Bedeni toplumsal güzellik ideallerine uygun hale getirmek
  • Bir gruba aidiyet ifade etmek
  • Toplumsal statü ifade etmek
  • Kişinin bireysel özellikleri veya başarıları hakkında bilgi aktarmak

Birilerinin göz zevkini bozmak mı?

“Kilo vermemek” halen Batılı toplumların çoğunda ayıplanan bir durum. Şişman kişilerin bedenleri, çoğu zaman toplum tarafından herkesin söz hakkı olan bir konuymuşçasına davranılıyor. İtiraz edildiğindeyse gerekçe olarak sağlık öne sürülüyor – fakat her ne hikmetse, bunu söyleyenlerin hiçbiri sağlığımız hakkında hiçbir şey bilmiyor. Sağlık hakkında bilgi sahibi olunsa bile, bir kişinin sağlığının, dış dünya tarafından yargılanmaya açık görülmesi son derece problematik. Tabii maalesef; hele de internet aracılığıyla küçük gri anonim figürlerin arkasına gizlenenlerin kol gezdirdiği günümüzde “göz zevkimi bozuyorsun” diyebilen densizler de mevcut – sanki göz zevklerinin, bizim bedenimiz üzerinde bir hükmü varmış gibi…

Son yıllarda yükselen beden olumlama hareketi, yargılayıcı gözlerin saldırısına maruz kalan bedenlere bir savunma mekanizması sunuyor. Beden olumlama, “öğrenilmiş algılarla mücadele etmek için ortaya çıkmış bir hareket. Etrafımızı algılamaya başladığımız andan itibaren bize dayatılan ve fark etmeden içselleştirdiğimiz değer yargılarını geri püskürtme çabası…

Her gün üzerimize üzerimize gelmeye devam eden, bedenimizin nasıl olması gerektiğine dair hükümsüz yargılara süregelen bir direniş”. Bu hareket, şişmanlık özelinde “kilo vermek zorunda değilim” demeye yarıyor, fakat bununla da kalmıyor, bedenlerin değişmemek için ya da doğal olarak geçirmekte olan dönüşümlere karşı durmak için tonla çaba göstermemesi gerektiğini savunuyor. Bedensel otonomiyi savunuyor; bedenlerin istedikleri şey olma hakkını.

Dövme, bugün pek çok toplum için kabul edilir bir güzellik aksesuarı.

“Yüzün çok güzel, biraz kilo versen mükemmel olursun…”, “Çok güzelsin aslında, cildine biraz
baksan şu çizgiler için bir şeyler yapsan…” Ve de bu söylemlere ters bir açıda yer alırmış gibi yaparken, aynı şeyi söyleyen “niye dövme yaptırıyorsun ki, yaşlandığında da orada olacak farkında mısın?” ve “niye estetik ameliyat yaptırıyorsun, hiç ihtiyacın yok, çok güzelsin” gibi ifadeler, “beden ayıplama” dediğimiz, beden olumlamaya ters düşen ve ortaya çıkmasında katalist olmuş olan söylemler. Tabii bu mesajları sadece akraba, arkadaş, tanıdık ve otobüste yanında oturma gafletinde bulunduğumuz konu hakkında hiçbir vasfı olmayan bireylerden değil, kitlesel medya araçlarından ve reklamlardan da alıyoruz. Güzellik-moda sektöründe son yıllarda beden olumlamanın popülerleşmesiyle bazı yüzeysel değişiklikler görülmüş olsa da; çoğunlukla kendi çarklarını döndürmeye deva edebilmek için, endüstrinin bu idealleri satmaya devam ettiğini görüyoruz. Epilasyon ürünü reklamları, “tüylerini almazsan senin için çok utanç verici olur” içerikli reklamlardan, “sen güçlü bir kadınsın, kendi tüylerini kendin ne zaman, nasıl istersen o şekilde alırsın” mesajlarına doğru yöneliyor.

Güzellik standartlarından uzaklaşarak güzel olmak

Yazının başında bahsettiğim, bedensel dönüşüme yönlendiren motivasyonlar arasında “bedeni toplumsal güzellik ideallerine uygun hale getirmek” maddesi, genellikle beden olumlamaya karşı görülen madde ve “makyaj, estetik ameliyat” gibi pratiklerle özdeşleştiriliyor. Bunun karşısında “Kişinin bireysel özellikleri veya başarıları hakkında bilgi aktarmak” maddesi ise bireyselliği ve yaratıcılığı ifade eden dövme, piercing ve benzeri dönüştürücü pratikleri çağrıştırıyor.

Tabii bunlar, bu kasıtlı dönüşümler üzerine genelgeçer önyargılara dayalı varsayımlar, ancak bireysel motivasyonlar hesaba katıldığında karşımıza çıkacak manzara son derece farklı olabilir. Makyaj, kişiyi toplumsal güzellik standartlarından alabildiğine uzaklaştırmak için kullanılabilir (buna şahane birkaç örnek olarak Instagram’da makyajı kendisini “yaratıklaştırmak” için kullanan @salvjiia ve günlük hayatta palyaço ilhamlı makyajlarla dolaşan @froglady444 hesaplarına göz atabilirsiniz). Diğer bir örnekte, kişi estetik ameliyatı, bedenini toplumsal idealin dışında olan, fakat kendi tasavvurunda kendi yansıması olan bir şekilde kullanabilir. Tabii son derece normlar dahilinde bir ameliyat da, kişinin kendini ait hissettiği beden temsiline yaklaştırarak, “kişinin bireysel özellikleri veya başarıları hakkında bilgi aktarmak” maddesine ait olabilir.

İlk bakışta “güzellik ideallerine uyum sağlama” seçeneği, beden olumlamaya karşıt, “bireyselliğe dair bilgi” seçeneği beden olumlamanın yanında gibi görünüyor olsa da, bir motivasyonu diğerinden üstün tutarsak, ağırlığımızı terazinin “beden ayıplama” tarafına vermiş oluruz. Elbette, bütün bunlar değerlendirildiğinde elimizden gelen, kendimizi en iyi şekilde eğitip, kararlarımızı bilinçli bir şekilde verdiğimizi ummak olacaktır…

Yazı: Moda Kuramcısı Eda Çakmak

Benzer Yazılar

21’inci yüzyılda ‘flâneur’ olmak ya da olamamak…

Ad Hoc

Hasankeyf, Allianoi ve Zeugma’nın sessiz çığlıkları

Ad Hoc

Animasyonun müzikle tanışması

Ad Hoc