Manşet Teknoloji

Enerjide yeni dönem: Güneş çağı

Enerjide yeni dönem: Güneş çağı

Santralin ardındaki dahi Thomas Edison, aynı yıl New York’ta 7 bin 200 lambayı ışıklandıracak, daha büyük bir santral kuracaktı. İlk elektrik iletim hattı ve merkezi santral fikri New York’ta hayat buldu ve dünyadaki enerji denklemini değiştirdi. 2017 yılı ise İngiltere için bir başka tarihi yıldı. 22 Nisan günü İngiltere, sanayi devriminden bu yana ilk kez bir tam günü kömürden elektrik üretmeyerek geçirdi. Rüzgar, güneş, hidroelektrik ve biyokütleden oluşan yenilenebilir enerji kaynakları 2017 yılında ülkenin elektrik ihtiyacının yüzde 29’unu karşılarken, kömürün payı yüzde 7’de kaldı. Bir devrin kapanışının işaretiydi bu. Sanayi Devrimi’ni başlatan enerji kaynağı, doğduğu topraklara artık veda ediyor. Artık herkes farkında. Adı konmasa da içinden ‘güneş’ geçen yeni bir enerji çağı başladı.

İklim değişikliği dünyadaki enerji politikalarının değişimini ve fosil yakıtlardan (petrol, kömür ve doğalgaz) vazgeçilmesini zorunlu kıldı. İklim değişikliği konusundaki en önemli bilimsel kuruluş, aralarında Türkiye’nin de olduğu 195 üye ülkeden oluşan Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli. Panel, ortalama yüzey sıcaklığındaki artışı 1,5 derecenin altında tutmak için insan kaynaklı karbondioksit (CO2) emisyonlarının, 2030 yılında, 2010 yılına göre yüzde 45 oranında azaltılması gerektiğini ortaya koyuyor. 2050’den sonra da emisyonların sıfırlanması gerekecek. Bu da başta enerji olmak üzere hayatımızın tüm bölümlerini karbondan arındırmayı gerektiriyor.

Zor ama imkânsız değil

Artan ve sıklaşan yağışlar, hortumlar ve kuraklıklarla iyice hissettiğimiz iklim krizinden çıkmak için sıcaklık artışını 1,5 derecenin altında tutmak, bu hedefe ulaşamazsak da 2 derecenin üstüne çıkmamasını sağlamalıyız. İmkânsız mı? Değil. Yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam nihai enerji üretimindeki payını 2050’ye kadar yüzde 65’lere (2015’te yüzde 18 idi), enerjiyi daha verimli kullanmamız anlamına gelen enerji yoğunluğunu da her yıl yüzde 2,8 oranında artırmalıyız. Global Energy Transformation, Road Map to 2050 – IRENA (International Renewable Energy Agency) raporuna göre, elektrik üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının payı da 30 yıl sonra bugünkü yüzde 25’den yüzde 85’lere çıkmalı. Zor görünebilir ama imkânsız değil ve teknolojik yeterlilik açısından da bir sorun yok.

Enerji sisteminin neredeyse tamamını güneş ve rüzgâr gibi kaynaklara verecek, elektrifikasyonu hızlandıracak, verimliliği ön plana çıkaracak bu değişimin gerçekleşebileceğine dair elimizde önemli deneyimler var. 2007 yılında dünyadaki güneş enerjisi kurulu gücü 9 bin megavat civarındaydı. 10 yıl içinde 390 bin megavata ulaştı; 43 kat arttı. Çok zor gibi görünen hedefin hâlâ ‘umut edilebilir’ niteliği taşıdığının en iyi göstergesi bu rakamlar.

Tercihlerimiz değil yaşam tarzımız değişiyor

Enerji dönüşümü sadece kömür ve gaz santrallarını rüzgâr gülü ve biyokütle gibi yenilenebilir enerji kaynaklarıyla değiştirmekten ibaret değil. İletim hatlarından üretim biçimine kadar yepyeni bir enerji sistemine geçişten bahsediyoruz. Elektrikli araçlar ve kendi enerji ihtiyacını karşılayan binalar geleceğimizin bir parçası olacağa benziyor. Akıllı şebekeler ihtiyacı saptıyor, talebi kontrol ederek üretimi yönlendiriyor. Büyük merkezi santraller yerine enerji kooperatifleri, küçük santraller ve kendi enerji ihtiyacını karşılayan geçmişin tüketicileri yeni dünyanın oyuncularından birkaçı. Paylaşılan otomobiller, daha çok tüketmeyi değil verimliliği öne çıkaran enerji yoğunluğu gibi kavramlar ise teknolojiden çok bilinçsel bir değişimin gerektiğini bize anlatıyor.

Başarırsak sadece iklim değişikliğini durdurmakla kalmayacağız, bambaşka bir ekonomik modeli, üretim zincirlerini, karar alma mekanizmalarını ve hava kirliliğinden ağır metallerin yol açtığı sağlık sorunlara kadar bir dizi çevre sorunundan da kurtulmuş olacağız. Teknoloji elimizde, bilim yanımızda. Tek ihtiyacımız değişime inanmak ve onu politikalarla desteklemek. Değişim başladı bile. O yüzden sorulacak soru “Var mısınız?” değil “Hazır mısınız?”. O zaman soralım. Enerji değişimine hazır mısınız?

Özgür Gürbüz, Gazeteci

Benzer Yazılar

Evrensel temel gelir meselesi

Ad Hoc

Açık adres: Bedenimiz

Ad Hoc

Yaratıcı bilinç yapay mı doğal mı?

Ad Hoc