Ekonomi Manşet

Eşitsizliğin doğal mekanizmaları

Ünlü ekonomist Alan B. Krueger, ölmeden önce yazdığı ‘’Rockonomics’’ adlı kitapta süperstar pazarlarından bahsediyor. 19’uncu yüzyılda müzik endüstrisinde bugüne kıyasla daha eşit bir gelir dağılımı vardı. Fiziksel ses kayıtları, amplifikatörler ve dijital kayıtlar gibi teknolojik gelişmelerin sonucunda bir sanatçının erişebildiği insan sayısı arttı. Artık yüz binlerce insanın bir konserde tek bir sanatçıyı izleyebildiği, bir sanatçının Spotify ya da YouTube’dan milyonlara erişebildiği ve dünyanın farklı yerlerinde günde iki, belki de üç konser verebildiği bir dönemde yaşıyoruz.

Eskiden restoranlar ve barlar popüler şarkıları çalmak üzere cover yapan müzik gruplarını işe alırlardı. Şimdi ise dünyanın hemen her yerinde küçük müzik işletmeleri giderek kapılarını kapatıyor. Yıllık konser gelirlerinin büyük çoğunluğu bir avuç sanatçıya gidiyor. Krueger’ın Pollstar’dan aldığı verilere göre, konser gelir dağılımında en iyi performans gösteren yüzde 1’lik kesim 1982’de bütün konser gelirlerinin yüzde 26’sına sahipken, bu rakam 2017 konser gelirlerine bakıldığında yüzde 60’a yükselmişti. Yani yüzde 1’lik kesimdeki sanatçılar, geri kalan sanatçıların toplamından daha çok para kazanıyor. Bu durum size tanıdık geldi mi?

New York, 2018

Eşitlik illüzyonu

Bu tarz dağılımlar istatistikte “power law distribution” yani “kuvvet yasası dağılımı” olarak geçiyor. Bir değişkendeki değişim bir başka değişkenin üsleri halinde ilerliyorsa bu ilişki kuvvet yasası olarak tanımlanıyor. Bu da bir değişkenin değerindeki küçük değişikliklerin bir başka değişken üzerinde büyük etkiler yaratabileceğine işaret ediyor. Bir karenin kenarlarını iki katına çıkardığımızda alanının dört katına çıkmasını buna bir örnek olarak gösterebiliriz.

İş dünyasında çok bahsi gecen 80/20 kuralını duymuşsunuzdur. Şirketlerin satışlarının yüzde 80’inin müşterilerin yüzde 20’sinden geldiğinden bahsedilir. Bu, Pareto ilkesidir. Bir kuvvet yasası dağılımını izler. 20’nci yüzyılın başlarında İtalyan ekonomist Vilfredo Pareto’nun İtalya’daki toprakların yüzde 80’inin popülasyonun yüzde 20’sine ait olduğunu fark etmesi üzerine ortaya çıkmıştır.

Burada 80/20 oranından ziyade bu dağılımın ne ifade ettiği dikkat çekiyor. Kuvvet yasasının geçerli olduğu durumlarda ekstrem eşitsizlikler görülüyor. Sayılı sayıda şirketin geride kalan milyonlarca küçük şirketten daha fazla para kazanması, yaşanılmış milyonlarca savaş arasından elle sayılır sayıda olanların en büyük yıkımı yaratması, yüksek şiddetli depremlerin nadir görülmesi ama en ölümcülleri olması…

Peki, bu neden önemli?

Nielsen’ın yayınladığı verilere göre, 2019 yılının ilk yarısında online platformlarda şarkıların ‘’stream edilme’’ sayısı rekor kırarak 507,7 milyara ulaştı. Yine Nielsen’a göre geçen seneden bu seneye olan yüzde 31,6’lık artış; Ariana Grande, Billie Eilish, Halsey, Khalid, BTS, Lil Nas X ve Bad Bunny’nin single ve albümlerinin başarılarına atfediliyor. En çok dinlenilen ilk 10 sanatçıya baktığımızda bu 10 sanatçının bütün stream’lerin yaklaşık yüzde 4’üne sahip olduğunu görüyoruz. Spotify’da 2 milyonu aşkın sanatçının olduğunu düşünürsek bu oranın ne kadar çarpıcı olduğunu anlayabiliyoruz. O 10 sanatçının endüstri üzerinde nasıl bir güce sahip olduğunu tahmin edebiliyor musunuz? Ya da dünya popüler kültüründe?

Bundan 15 sene önce dijital servisler ilk ortaya çıkmaya başladığında erişimin kolaylaştırılması, pazara giriş masraflarının azalması ve tüketicilerin karar süreçlerinin demokratikleştirilmesinin kârlılık ve popülerlik oranlarını çoğunluğun lehine değiştireceğinden bahsediliyordu. Bir ürünün popülerliğinin ya da “gücünün,” kısıtlı ellerde toplanıyor olmasının erişimin demokratik olmamasından kaynaklandığı teorisi vardı ortada. Yani, teknoloji geliştikçe kuvvet yasasının betimlediği eşitsizlikler daha az etkili olmaya başlayacaktı. Maalesef bunun doğru olmadığını görüyoruz. Zengin hâlâ daha büyük hızla zenginleşiyor, ölçeğiniz ne olursa olsun. Teknoloji alanındaki gelişmeler öne çıkan servis ya da ürünlerin nasıl öne çıkacağını değiştirebiliyor olsa da, sadece kısıtlı sayıdaki ürün ve servislerin sektör lideri olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Justin Bieber, YouTube sayesinde ünlü olmuş olabilir ama her YouTube’a şarkı koyan kişi bir Justin Bieber popülerliğine erişemiyor.

Konser gelir dağılımında en iyi performans gösteren yüzde 1’lik kesim 1982’de konser gelirlerinin yüzde 26’sına, 2017 yılında ise yüzde 60’ına sahipti.

Kuvvet yasası ve olasılıklar

Kuvvet yasalarının fizikten biyolojiye, ekonomiden psikolojiye, dil bilimlerinden siyasal bilimlere pek çok farklı disiplinde geçerli olduğu durumlar görüyoruz. Kuvvet yasası dağılımları görünüşte bağımsız gözüken iki değişken arasında bir bağlantı olduğunu ortaya çıkarabiliyor. Mesela, bir hayvanın büyüklüğüyle yaşam süresi arasında bir oran olduğunu kuvvet yasası dağılımları sayesinde biliyoruz – bir fare iki yıl yaşayabilirken bir balina iki yüz sene yaşayabiliyor.

Dünyaya kuvvet yasaları gözlükleriyle baktığımızda bazı ekstrem durumların istatistiksel olasılıklar olduğu ortaya çıkıyor. 1948 yılında İngiliz bilim adamı Lewis Fry Richardson yaşadığı yüzyılın savaşlarını incelediği bir araştırma yaptı. Yedi yıl süren araştırmanın sonucunda Richardson savaşların kuvvet yasası dağılımını izlediğini fark etti; ölü sayısının az olduğu savaşlar çok olduğu savaşlardan daha sık görülüyordu. Bir başka deyişle, dünyadaki savaşların yıkıcılığı bir avuç spesifik savaştan kaynaklanıyordu. Görünürde basit gözüken bu durum, dünya savaşları gibi durumların istatistiksel bir olasılık olduğuna işaret ediyor.

Bir fare iki yıl yaşayabilirken bir balina iki yüz sene yaşayabiliyor.

2006 yılında İngiliz fizikçi Neil F. Johnson terörist gruplarının da kuvvet yasası dağılımını izlediğini ortaya çıkardı. Irak, Afganistan ve Kolombiya’daki çatışma ve savaşlardan aldığı verilerde Johnson ölü sayısı ve saldırı sıklığına baktı ve ilişkinin bir kuvvet yasası dağılımını takip ettiğini gördü. Çıkan sonuçlara göre, belli bir ölü sayısına ulaştıktan sonra aynı ağırlıktaki saldırıların yaşanma olasılığı azalıyor. Kompleks sistemlerde kuvvet yasası dağılımları istatistiksel fizikte “self-organized criticality” olarak adlandırılan sistemlere yer verebiliyor. Basitçe anlatmak gerekirse, bu dinamik sistemlerde dış parametrelerden bağımsız olarak belli bir kritik noktaya gitme eğilimi bulunuyor. Johnson’ın araştırması, terörist gruplarının belli bir zamandan sonra bu tarz dinamik sistemlere dönüştüğüne işaret ediyor. Bir başka deyişle, zamanla terörist grupları verimliliklerini arttırıyor ve belirli sıklıklarda saldırılar düzenlemeye başlıyor. Bu örnekteki kuvvet yasası ilişkisinin detaylarını çözebilirse Dr. Johnson savaş stratejistleri için vazgeçilemez bir değere dönüşebilir.

Yazı: Gazeteci Nazlı Selin Özkan

Benzer Yazılar

Taht bıraktıran kadından Greta’ya 91 yıl

Ad Hoc

Gelecek, teknoloji ve fetişizm

Ad Hoc

Açık adres: Bedenimiz

Ad Hoc