Teknoloji

Geleceğin malzemeleri

Zaman kavramının anlamı günümüzde hepimiz için değişmiş durumda, çünkü zamana yetişemiyoruz. 18-20 yaşlarıma kadar geçmeyen zaman ile boğuşurdum. Şimdi, 30 yaşında bir yetişkin olaraksa zamana ben yetemiyorum. Hayat çok hızlı akıyor, teknoloji sayesinde her şeye erişim kolaylığı bizi zaman baskısı ile yüz yüze getirdi. Zamanın hızlı akışının farkındalığı oluştukça toplumda ve bireylerde sağlıklı beslenme ve besin kaynağının tükeneceği kaygıları da arttı. Son 10 yıldır gelecekte sağlıklı beslenebilmek ve gıda bulabilmek için ne yapmalıyız kaygıları ile toplumsal şekillenmeler başladı, tabii bu gıda ekonomisine de yansıyor. Yeni nesil malzemeler hayatlarımıza giriyor.

Çoğu akranımla konuştuğumda 10-20 yaş aralığımızda fast-food odaklı beslenme şeklimiz öne çıkıyor. Bu dönemlerde ebeveynlerin de engellemediği bir beslenme tarzından bahsediyoruz. Ne oldu da, 20’li yaşlarımıza geldiğimizde farkındalık artmaya başladı? Benim gibi farkındalığı artan bu yeni nesil yetişkinler, çocuklarını da sağlıklı beslenme odağında yetiştirmeye başladılar. Neden mi? Bilgiye erişmeye başladık. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu görmeye başladık. Bilgiye teknoloji ile kolay erişen nesil kendisi için doğru olana karar vermeye başladı, televizyon reklamlarının özendirdiği tüketim toplumu yerini bilgiye erişerek kendisi için doğruyu tüketen nesle bıraktı. Tabii, teknolojinin neden olduğu bilgi kirliliğinden bahsetmiyorum, o ayrı bir yazı konusu.

Yeni nesil şifalar

Farkındalık, teknoloji, zaman baskısı hepsi tüketiciyi yeni nesil malzeme arayışına, yeni nesil beslenme alışkanlıklarına yönlendirmeye başladı. Nedir yeni nesil malzeme? Yeni nesil malzeme, teknolojinin dahil olduğu üretim yöntemleri ile geliştirilen malzemeler olduğu gibi, insanlığın ortaya çıktığı zamanlardan beri hayatımızda olan malzemelerin değerinin bilinmesi olarak da değerlendirilebilir. Çölyak hastalarının yakından tanıdığı ama ülkemizde gündeme özellikle son 3-4 senedir yerleşen glüten ile glütensiz gıdalardan bahsetmeye başladık. Glütenin faydası ve zararı üzerine tartışmalar süredursun, hep bizimle olan ama glüteni az olduğu için değerini yeni anladığımız Siyez ve Kavılca isimli antik buğdaylarımız fark edilmeye başladı. Bu iki buğday türünü, marketlerde paketli ürün olarak veya restoranlarda yemeklerin içinde sıkça görebilirsiniz. Yine glüten içermeyen kinoa da bu nedenle çokça tercih edilen bir malzeme. Glisemik indeksi düşük ve glütensiz olan yeşil muz unu da Türkiye’de olmasa da dünyada birçok ülkede kullanılıyor.

Hayvancılığın sera gazı üretimi konusunda etkisi ve yetiştirilen hayvanların dünya nüfusu için yeterli olmaması gıda sektörüne bitki bazlı protein kavramını soktu. Protein kaynağı kuvvetli olan birçok bitkiden et ve tavuk ürünlerinin yerini tutacak malzemeler ve yiyecekler üretiliyor. Bu sene halka açılan Beyond Meat firması, bezelyeyi kullanarak bu işe odaklanıyor. Impossible Foods, etsiz burger yapıyor ve bu ürünü et restoranları dahil birçok restoran satın alım listesine ekliyor. Protein kaynağı çok kuvvetli olan çekirgeden burger etleri, krakerler yapılıyor. Amerika’da birçok çekirge çiftliği kurulmuş durumda.

Doğal ya da yapay… Bu ayrım artık ürkütücü değil

Teknolojinin işin içine girdiği ve laboratuvar ortamında üretilen malzemeler de geleceğin malzemeleri olarak değerlendiriliyor. 2013 yılında laboratuvar ortamında üretilen ilk et 330 bin dolara mal olmuştu. Bugüne geldiğimizde laboratuvar ortamında üretilen sadece etten değil, balıktan ve tavuktan da bahsediyoruz. Bu üretimde maliyetin yüksek olmasının en büyük nedeni, üretimde hayvansal girdilere ihtiyaç duyulması. Şu anki çalışmaların en büyük amacı bu girdiyi bitkisel girdi ile değiştirmek.

Gelecek için gıdayı konuşurken gıdanın korunması da bir diğer konu. Raflardaki ürünleri korumak ve kayıp haline gelmesini engellemek için koruyucu olarak doğal özütler kullanılıyor. Narenciye kabuklarından çıkan özütü doğal koruyucu olarak kullanıma sunan Apeel, bu teknolojiyi 2019 yılı içerisinde yaygınlaştırmak için yatırımlarına devam ediyor.

Geleceğin gıdasını üretmek için özellikle tarımda da birçok yenilik söz konusu. Şehirde tarım faaliyetleri artıyor. Topraksız tarımdan bahsediyoruz. Dünyada bu tip uygulamalar oldukça fazlayken Türkiye’de de örneklerini görmek hepimizi sevindiriyor. Akmerkez’in Ek Biç Ye İç işbirliğinde terasında tarım alanı oluşturmuş olması hepimizin yüzüne bir tebessüm koyuyor. Geleceğin gıdasının sadece yeni nesil yöntemlerle üretim değil, aynı zamanda tüketimi de dengelemek olduğunun farkına varıp kompost yöntemleri ile geri dönüşümü destekleyen yapılar da artıyor. Fazla Gıda, Türkiye’de gıda atığının değerlenmesi konusunda bir girişim ve dünyadan yatırımlar alarak büyüyor. Umarım yakın zamanda bu ve bunun gibi geleceğin gıdası için umut veren girişimlerin sayısı ülkemizde de artar.

Yazar: Gastronomi & Pazarlama Stratejisti Merve Akgül

Benzer Yazılar

Yabani otlar ve robotlar

Ad Hoc

Kodlama değil medya okuryazarlığı lütfen!

Ad Hoc

Enerjide yeni dönem: Güneş çağı

Ad Hoc