Manşet Teknoloji

Geleceğin suçları

Future Crimes Institute kurucusu ve Singularity University’de Siyaset ve Hukuk dallarında başkanlık görevini yürüten Global Strateji Uzmanı, Danışman ve Yazar Marc Goodman soruyor: “Dünyanın en iyi korunan nükleer tesisi, hiç kimse farkına varmadan nasıl sabote edilir? Milyon dolarlık şirketler
neden en gizli kayıtlarını halen kâğıt ortamında tutuyor? Dünya çapında işlem yapan borsa ve foreks
piyasaları hangi yazılımlarla manipüle ediliyor? İnternetin derinliklerinde aslında neler gizli? Her gün kullandığınız, bağımlısı olduğunuz internet hizmetleri neden bedava? Telefonunuza yeni indirdiğiniz oyun neden telefon rehberinize erişmek ister? Sanal para ve online oyunlar para aklamada nasıl kullanılır? Önümüzdeki günler, hacker’ların ve kötü amaçlı yazılımların çağı mı olacak?” Teknolojinin gelişmesiyle suç kavramının gelecekte edineceği formuna doğru ufak bir yolculuğa çıkıyoruz.

Suç mahallinden perde arkasına geçiş

2019 Küresel Riskler Raporu’na göre veri sahtekârlığı/ hırsızlık olayları ile büyük ölçekli siber saldırılar, gerçekleşme olasılığı en yüksek ilk beş risk arasında yer alıyor. Güvenlik için ne kadar para harcanırsa harcansın şirketler ya da devletlerin bu konuda sınıfta kaldığı bir gerçek. Peki, hiçbir kurum kendi bilgilerini koruma konusunda bir başkasından daha iyi durumda değilken birey olarak kendimizi teknolojinin yarattığı güvensizlik ortamında nasıl koruyacağız? Bunun için belki de nasıl saldırılara açık olduğumuza bakmak lazım öncelikle.

Bu zamana kadar suç kelimesini duyduğumuzda gözümüzün önünde kanlı bir suç mahalli canlanırdı. Ama teknolojinin hayatlarımıza sirayet etmesinden bu yana suçun artan hızda yüksek teknolojilerle bağlantılı bir form kazanmaya başladığını görüyoruz. Şu anda belki de suça dair en çarpıcı durum kimin ya da aslında neyin suçu işlediği gerçeği. Artık suçu işleyenlerin bizzat insanlar olmadığına, suç yazılımlarının (crimeware) gerçekleşmeye başladığına dikkat çeken Marc Goodman, bireysel suçları engellemenin artık gerçekçi bir çözüm yolu olmadığını söylüyor. Bu noktada ise çözümün dünyadaki her hacker’ı tutuklamaktansa internet kullanımı sırasında kendi kendini iyileştiren bir sistem oluşturmaktan geçtiği ifade ediliyor. Çünkü artık banka hesabınızı, telefonunuzu ya da kişisel bilgilerinizin çalınmasını kolaylaştıran yazılımları satın almak hiç olmadığı kadar ulaşılır hale
geldi.

DNA ile hack mümkün mü?

Veri ve biyolojinin bugünkü teknolojik imkânlar doğrultusunda bir araya gelmesi gelecekte karşımıza yeni suç türleri çıkaracak gelişmelerden birini oluşturuyor. Şu üç kavramı bir arada düşünmeyi deneyin: biyo-hacker, DNA ve yazılım.

Doğuştan gelen bilgilerin uzun süre saklanması ve aktarılması işlevi gören DNA’nın veri arşivlemek
için kullanılabileceğini hiç düşündünüz mü? DNA’nın çalışma mekanizması hâlâ daha tam anlamıyla çözülememiş olsa da geleceğin suç dünyası için önemli bir kod teşkil ettiği bir gerçek ve DNA veritabanları kötü niyetli saldırganlar için bir cazibe merkezi olmaya devam ediyor. Bundan iki yıl önce Washington Üniversitesi’nden Paul G. Allen School of Computer Science and Engineering’de doktora öğrencisi olan Peter Ney’in de aralarında olduğu bir grup araştırmacı, insan DNA’sına zararlı bir yazılım yükleyerek bir bilgisayarı hack’lemeyi başardıklarını duyurmuştu. Bu, daha anlaşılır bir ifadeyle laboratuvar ortamında DNA’ya sonradan bilgi eklemenin mümkün olabileceği ve DNA analizi sonrasında ortaya çıkan programın yazılımı bozarak karşı bilgisayarın kontrolünün ele geçirilebileceği anlamına geliyor. Bu bir taraftan da gizli kalması gereken DNA bilgilerinin de el değiştirmesinin yolunu açıyor. Burada bir parantez açarak araştırma grubunun amacının DNA hack’leme işlemindeki güvenlik duvarlarının ne denli zayıf olduğunu göstermek olduğunu da ekleyelim.

Bir sonraki durak insan vücudu

Biyoloji ve verinin gebe olduğu tehlikelerden bir diğeri, biyo-hacking. Yeni nesil bir hack çeşidi. İnsanın kendi vücuduna çip, mıknatıs özelliği olan metal parça ve implant gibi çeşitli donanımlar taktırarak vücuduyla ilgili birtakım özelliklerini değiştirmesi kısacası vücudunu hack’lemesi olarak açıklanabilir. Bu bir anlamda insan-makine etkileşiminin -birleşiminin demek daha doğru olabilir- sağlayıcılarından biri olarak görülüyor. Bu işlemi yaptıran kişilere ise biyo-hacker deniliyor ve bu işlem, biyo-hacker’ların insan vücudunun normalde yapamayacağı yeteneklerle donanmasını sağlıyor.

Liviu Babitz de bu biyo-hacker’lardan biri. Kurucusu olduğu Cyborgnest şirketi ile biyohacking çalışmaları gerçekleştiren Babitz, bu işlemler sonucunda insan bedenine sahip olduğu beş duyunun dışında yeni duyular kazandırmayı amaçlıyor. Bunların başında North Sense adını verdiği -yüzünü her Kuzey’e döndüğünde elinde bir titreşim hissettiği, içinde pusula çipi ve bluetooth bağlantı özelliği yer aldığıcihazla kendine kuşlardakine benzer bir navigasyon sistemi kazandırması geliyor. Bu en başta kulağa oldukça zararsız geliyor. Zira Babitz de faydalarını şöyle anlatıyor: “Sokakta elinizdeki telefona bakarak yürüyorsunuz. Bir yere gitmek istiyorsunuz ama oraya ulaşana kadar tüm yol boyunca
elinizdeki ekrana baktığınız için etrafınızda olan biteni fark etmiyorsunuz bile. Telefona ihtiyacınız olmadığını, dünyayı bir kuş gibi dolaşabileceğinizi hayal edin.”

Deri altına veri toplayan inorganik bir malzemenin yerleştirilmesi aynı zamanda bir yazılımın vücudumuza sızmasına müsaade ediyor. Bu ise şöyle bir döngü doğuruyor: yazılım bir bulut sistemiyle iletişim halinde ve bu sistem, şirketler/kurumlar tarafından yönetiliyor. Buraya kadar her şey normaldi belki ama bu cihazın hack’lendiğini düşündüğünüzde o tozpembe bulutlar bir anda dağılıyor ki bunun mümkün olamayacağını söylemek maalesef mümkün değil. Babitz’in deneyimlerini paylaştığı TEDx konuşmasında da “İnsanlar vücudumuhack’lediğimi düşünüyor ama ben aslında beynimi hack’ledim” demesi insan vücudunun hack’lenmesi ihtimalinin sonuçlarına dair epey endişe uyandırıyor. Bu noktada Marc Goodman, TEDx’de gerçekleştirdiği Gelecekteki Suçlardan Bir Görüntü başlıklı konuşmasında insan vücudunun bir bilgi teknolojisine dönüştüğünden ve hack’lenememesi için henüz bir teknolojik sistemin geliştirilemediğinden bahsediyor. “Her yıl binlerce koklear implantlar, diyabetik pompalar, kalp pilleri ve defibrilatörler (kalp atışını normal ritme dönüştüren cihaz) kişilere naklediliyor. ABD’de, internete bağlanabilen, kalp piline sahip yaklaşık 60 bin insan var. Defibrilatörler uzaktaki bir doktorun bir hastanın buna ihtiyacı olması halinde kalbe şok vermesine imkân veriyor. Ama buna ihtiyacınız yoksa ve başkası size şok verirse, bu iyi bir şey değil.”

DNA’nın çalışma mekanizması hâlâ daha tam anlamıyla çözülememiş olsa da geleceğin suç dünyası için önemli bir kod teşkil ettiği bir gerçek ve DNA veritabanları kötü niyetli saldırganlar için bir cazibe merkezi olmaya devam ediyor.

Baktığımızda aslında kontrolü ya da bilgileri ele geçirenlerin hacker olması da gerekmiyor. Söz konusu verilere ulaşmak isteyen kötü niyetli kişilerin birer suç örgütü olabileceğini hayal edin! Yasalara göre suç işleyen kişinin ceza alabilmesi için, işlediği suça karşı ceza sorumluluğunun bulunması, diğer bir deyişle suçun işlenişi sırasında irade, bilinç ve hareket özgürlüğünün bulunması gerekiyor. Peki yapay zekâlı bir protez kol kullanan bireyin bu uzvun hack’lenmesi sonucunda yani kontrolü dışında suç teşkil edebilecek işlere dahil olmasını kim engelleyebilecek ya da bu kişi, hangi temele dayandırılarak yargılanacak? Herhangi ateşli bir silahla giriş yapılamayan bir ülkede, şimdilik plastik ürün yapılabilen bir 3D aletin teknolojinin ilerlemesiyle silah hatta mermi dahi yapabilecek duruma gelmesi halinde bireylerin güvenliği nasıl sağlanacak? Teknolojik gelişmeler doğrultusunda bireyin yararına yapılan işler neticesinde, organik ya da inorganik yollarla yeni suç türlerinin ortaya çıkacağı aşikâr. Hayatımız kolaylaştıkça güvenliğe olan ihtiyacımız daha da artacak. Denetimin nasıl yapılacağı konusunda net bir cevaba sahip olmayan bizlerin ise belki de yapabileceği tek şey konuyu daima gündemde tutmak olacak.

Benzer Yazılar

İşte durum ve duruş

Ad Hoc

Gerçeğin izdüşümü: Rotoskopi

Ad Hoc

Esenlik, teknolojinin ve tüketimin merkezinde

Ad Hoc