Manşet Teknoloji

Gerçek(dışı) varlıklar

Gerçek(dışı) varlıklar

Geçtiğimiz aylarda Calvin Klein reklamı için bir araya gelen (!) Bella Hadid ve Miquela Sousa arasında yaşanan öpüşme markanın, heteroseksüellik dışındaki cinsel tercih ve yönelimlerin reklam, satış ya da izlenme gibi amaçlar için kullanılması olarak tanımlanan queer-baiting ile suçlanmasına yol açmıştı. Ancak ortada bambaşka bir durum vardı. Hadid, bir insandı ama Sousa diye biri yoktu! Sousa, bilinen adıyla Lil Miquela; AI tarafından yönlendirilen, aslında var olmayan yani insan olmayan ama tamamen insan görünümünde olan ve 1,6 milyon takipçisi olan bir influencer aynı zamanda sanal celebrity.

Yaratıcıları geçtiğimiz yıl açıklayana kadar, takipçileri onu 19 yaşında kanlı canlı bir insan olarak biliyordu fakat Miqueal aslında 2016’da bir Silikon Vadisi şirketi olan Brud tarafından hareketli grafikler kullanılarak oluşturulan bir Instagrammer. Etnik köken ayrımcılığı karşıtı kampanyalara, LGBTİ çalışmalarına ve kadınların eşitlik haklarına destek veren; asla model olması için para almadığını söyleyen yaratıcılarının bu durumun artık değişebileceğinin sinyalini vermesiyle Giphy, Prada, Diesel, Samsung gibi büyük markalarla çalışan Miqueal’ın Spotify’da yayınlanmış hit şarkıları dahi var. Bununla birlikte değerinin şu anda 125 milyon dolar olduğu ifade ediliyor. Bu noktada Bella Hadid’in yıllık kazancının 8,5 milyon dolar olduğunu belirtmekte de fayda var.

Lil Miqueal’in elde ettiği bu güvenirlik endeksi, online dünyada geçirdikleri vakit hızla artan yeni
nesille etkileşime geçmeyi hedefleyen markalar için ise şu soruyu gündeme getirdi: Sıfırdan bir “ideal” marka elçisi yaratarak bu etkiye sahip olabilmek mümkünse neden bir celebrity, model ya da influencer aramak ya da anlaşmakla vakit kaybetsinler? İşte Balmain’in geçtiğimiz yıl yaptığı sıradışı proje tam da bu nedenleydi. Bu zamana kadar yeni tasarımlarını Kim Kardashian, Gigi Hadid gibi celebrity’lerle tanıtan Balmain bu kez Shudu, Margot ve Zhi adında beyaz, siyahi ve Asyalı olmak üzere farklı
etnik kökenlere sahip üç dijital modelle sanal bir “Balmain Army” kurarak moda dünyasını farklı bir yöne sürükledi. Öyleki Shudu’nun yaratıcısı İngiliz fotoğrafçı Cameron-James Wilson’ın dünyanın ilk dijital model ajansı The Diigitals’ı kurması ve dijital giysilere olan ilginin artmasının ardında da bu gelişme yatıyordu.

“Doğru” erdemi nerede kalıyor?

Baktığımızda insan simülasyonları çok da yeni değiller. Örneğin dünyanın ilk sanal müzik grubu Gorillaz’ı hatırlayanlarınız vardır. Ancak bu seferkiler daha gerçekçi, ilgi çekici ve etkileşime açık. Kendisini sanal varlıklar şirketi olarak tanımlayan Fable Studio, izleyicilerin tepkilerini gerçek zamanlı olarak okuyabilen ve yanıtlayabilen karikatürize bir karakter olan Lucy’yi yarattı. Şirketin açıklamasına göre, “dijital varlık, karşılıklı duygusal ilişki geliştirmeye oldukça açık.” Bir diğer örnek ise Çin’den. Çin’in haber ajansı Xinhua, geçtiğimiz yıl yapay zekâ destekli erkek ana haber spikeri kullanmaya başlamasının üzerinden çok geçmeden bu yıl içinde kadın ana haber spikeri de geliştirdiğini duyurdu. Yine Oscar ödüllü dijital animatör Mark Sagar tarafından kurulan ve insan-makine etkileşimini insanileştirmek adına yazılımlar geliştiren şirket Soul Machines, öğrencilere yanıt verebilecek yapay zekâ destekli öğretmenler geliştirdiklerini duyurdu. Son dönemde influencer’larla çalışan markalar kervanına katılanlardan YouPorn’un Jedy Vales adındaki sanal marka elçisi de sosyal medya üzerinden hayatından kesitler paylaşıp müşterilerle etkileşime girerek kendini farklılaştırmayı başardı.

Fable Studio’nun kurucusu Edward Saatchi; sanal varlıkların orta ya da uzun vadede, Amazon ve Google gibi şirketlerin geliştirdikleri bilgisayar işletim sistemlerini ve dijital ev asistanlarını gölgede bırakacağını öngörüyor: “Sonuçta Alexa ve Miquela arasındaki çizgi çok ince.”

Sanal varlıkların insan influencer’ların –hazırlık süreci vs.- kaygılarına sahip olmaması markaların
gözünde değerlerini daha da artıyor. Reddit’in kurucu ortağı ve kendisini, kızının oyuncak bebeği Qai Qai’nin (Realqaiqai) büyükbabası olarak tanımlayan Alexis Ohanian da “sanal influencer’larla çalışırken 100 kez çekim yapmak zorunda kalınmamasının markaların onları tercih etmeleri konusunda güçlü bir gerekçe” olduğunu ifade diyor ve ekliyor: “Sosyal medya bugüne kadar gerçek insanların büyük ölçüde sahte davranışlarda bulunduğu bir alan oldu. Ama sanal varlıklar, hikâye anlatıcılığının geleceği.”

Buna karşın içerik ajansı #Paid’in CEO’su Bryan Gold “sanal influencer’ların markaları “tehlikeli bir
alana” yönlendirebileceğini” ve tüketicilerin verilen mesaja nasıl güvenebileceği konusunda duyduğu endişeyi” dile getirirken şu soru akıllara düşüyor: Çoğu zaman bir marka elçisi bile gerçeği yansıtmadığı yönünde eleştirilirken –özellikle “fake” haberlerin, botların, sahteciliklerin olduğu bir dünyada- sanal influencer’larla işleyen bir reklamcılığın karşısında “doğru”nun erdemi nerede kalıyor?

Benzer Yazılar

Bir ‘yumuşak güç’ öğesi olarak dizilerimiz

Ad Hoc

Sonsuz gençlik, sonsuz cehalet, sonsuz kanser

Ad Hoc

Dijital reklamcılığın etik ile imtihanı

Ad Hoc