Teknoloji

Her şey elektrikli olacak

Gelecekte nasıl bir dünyada yaşayacağımızı hep merak ederiz. Bilim kurgu film tutkusunun, teknoloji ile ilgili yayınları okumanın ve hatta bizden daha gelişmiş ülkelere yaptığımız seyahatlerin arka planında, farkında olmasak bile hep bu merak duygusu vardır. Bundan 20 veya 50 yıl sonraki hayatın nasıl olacağını bilmek, ister ticaretle ister bilimle uğraşın, profesyonel hayatınız için de çok değerli bir bilgidir. Bu bilgiyi falcılarda bulamazsınız ama veriler size yardımcı olur.

Veriler bize bugünlerde üç vakte kadar “elektrifikasyon”la tanışacağımızı söylüyor. Söylemesi zor bir kelime ama alışsak iyi ederiz. Enerji dönüşümü sadece kömürden güneşe geçişle sınırlı değil. Enerjiyi kullanım şeklimiz de değişiyor. Çok üretmek veya tüketmek değil enerjiyi verimli kullanmak daha önemli hale geliyor. Bu da elektrik motorları, akıllı bina ve akıllı şebekeleri ön plana çıkarıyor. Yenilenebilir enerjiden ısı yerine elektrik üretmenin daha kolay olduğu yerlerde de elektrik kullanımını artırıyor. İsveç’te enerji yoğun çelik üretiminde bile hidrojen enerjisinin de yardımıyla elektrifikasyona geçiş denemelerinin yapıldığını söylemekle yetinelim.

Depoyu doldur ama elektrikle
Elektriğe geçişte hiç kuşkusuz ulaşım çok önemli bir yer tutuyor. Elektrikli araç verileri size geleceği gösteriyor. Renewables 2019 Global Status Report’a göre, 2018 sonunda dünyadaki elektrikli otomobil sayısı 5 milyonu geçti. Bir yıl öncesine göre artış 2 milyon. İki tekerlekli elektrikli araç sayısı ise 260 milyona ulaştı. Elektrik, iklim krizine yol açan petrolün yerini almaya başlıyor. En büyük pazar Çin, onu AB ve ABD izliyor.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın Global EV Outlook 2019’da paylaştığı pazar paylarına baktığımızda ise Norveç lider ülke. Sadece otomobiller değil, kamyon ve trenlerin de elektrikle çalışması üzerine planlar yapılıyor.

Elektrikli araçların çoğalması aslında birçok farklı teknolojiyi, dolayısıyla elektrifikasyonu da destekliyor.
Araçların maliyetlerini düşürmek için özellikle farklı batarya teknolojileri üzerinde çalışılıyor. Hızlı şarj istasyonlarının sayısı artıyor. 2018 sonunda elektrikli araç şarj istasyonu sayısı Çin’de 260 bine, Avrupa’da ise 125 bine ulaştı. 2017 yılının ortasında tüm dünyada bu kadar şarj istasyonu vardı. Çok yakında evindeki güneş panellerinden ürettiği elektrikle arabasını şarj eden insanların sayısının da giderek arttığını göreceğiz.

Güneş panellerinin ucuzlaması ve verimlerini artması elektrifikasyonu hızlandırdı. Evinizdeki panellerden ihtiyacınızdan fazla elektrik üretiyorsanız bunu depolamaya ya da mümkün olduğunca kullanmaya çalışırsınız. Otomobilin aküsüne depolamak veya gazla su ısıtmak yerine elektrikli ısıtıcı kullanmak mantıklı olabilir. Elektrifikasyonu kim başlattı derseniz, güneş panelleri doğru yanıtlardan biri olabilir. Onların gelişmesinin nedeni de iklim krizinin şiddetlendiğini gösteren hava olaylarındaki artış. Bu verileri takip edenlerin sadece çevreciler olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.

Güneş enerjisi elektrifikasyonu destekliyor
İklim krizinden henüz çıkış yolunu bulamadığımıza göre yenilenebilir enerjinin payındaki artış süreceğini tahmin edebiliriz. Bu da güneş gibi kaynakları öne çıkarmaya devam edecek. Sağlamasını yapalım. 2017 sonunda güneş enerjisinin küresel elektrik üretimindeki payı yüzde 1,9’du; bir yıl sonra yüzde 2,4’e yükseldi. Güneş panellerinin payının artması, elektrik piyasasını da değiştiriyor. Büyük merkezi santrallar yerine küçük, tüketimin olduğu yerde üreten başka bir enerji sistemi kuruluyor. Bu sistemin işlemesi akıllı şebekeye ve onunla uyum içinde çalışacak elektrikli aletlere bağlı. Sonuç bizi yine elektrifikasyona götürüyor.

Avrupa Birliği’nin 2050 yılındaki nihai enerji tüketiminin yüzde 60’lara kadar elektrikle karşılanabileceğini ve bunun seragazı emisyonlarında ciddi oranlarda indirime yol açacağını belirten araştırma raporları olduğunu da ekleyelim. 2015’te AB’de elektrifikasyon oranı yüzde 22’ydi. Belki şaşıracaksınız ama önümüzdeki 30 yıl içinde endüstrinin yarısının, ulaşım ve binaların ise yüzde 60’tan fazlasının elektrikle çalışır hale gelebileceği öngörülüyor. Elbette bu değişim için bataryada olduğu gibi elektrikli aletler ve ilgili ekipmanlarda maliyetlerin düşmeye devam etmesi gerek. Teşviklerin yön değiştirmesi, yasal düzenlemeler sürecin hızını belirleyecek.
Gördüğünüz gibi, doğru verileri bulur, aralarındaki ilişkileri çözebilirsek bir falcı gibi geleceği görmeye de başlayabiliriz. Şu andaki veriler bizi her şeyin elektrikli olduğu bir dünyaya götürmeye yeter mi? Henüz kesin bir yanıt vermek zor ancak elektriğin kullanım alanlarının ve tüketim miktarının ciddi miktarda artacağını söyleyebiliriz. Önemli olan bu elektriğin yenilenebilir enerjiden sağlanması ve israf edilmemesi. Bir de bizim “elektriklenmeye” ne kadar hazır olduğumuz.

Özgür Gürbüz
Gazeteci

Benzer Yazılar

Kodlama değil medya okuryazarlığı lütfen!

Ad Hoc

Büyük teknolojiyi parçalamak… ama nasıl?

Ad Hoc

Kömür: Yazdığı tarihi yok etmek üzere

Ad Hoc