Kültür

Hurdadan sanata

Hurdadan sanata

Bir bilimkurgu sahnesinin içinde yer aldığınızı düşünün. Etrafı saran zombiler, derme çatma hale gelmiş evler, hurda eşyalar… Görüntü yeterince fantastik; peki, estetik kaygılarımız ne olacak? Film endüstrisi felaket senaryolarını sıkça kullanarak bizlere gelecekten görüntüler sunmaya devam ediyor ama bunların trajik sonlanan görselliğini kirli görüntülerle sınırlıyor. Halbuki çürüme bile güzelleştirilebilir. Maslow’un kuramına göre insanların ihtiyaçları sınırsız ve insanın bir ihtiyacı giderildikten sonra bir başka ihtiyacı ortaya çıkıyor. Ancak bu süreç her zaman memnun ya da hoşnut bir biçimde tamamlanmak zorunda değil. Zira giderilmemiş ihtiyaç, insan için en büyük motivasyon kaynağı. Şimdi kıtlığın baş gösterdiği ve zombilerin etrafı sardığı bir sahnede sanata ne gerek var demeden daha açık düşünebiliriz. Önemli olan tek şey güdülenmek.

Geri dönüşümün, sürdürülebilirliğin ve elbette eşit dağıtılmayan doğal kaynakların sürecine odaklandığımız 21’inci yüzyılda sanata ve sanatçıya neden önem verdiğimizi düşünmenin vakti çoktan geldi. Hem dikkat çeken ve farkındalık yaratan eserlere hem de sanatın dönüştürücü; verdiği ilhamla sağladığı motivasyona odaklanabiliriz. Scrapart, yani hurda sanata bir göz atın. 1988 yılında Macaristan’da bir araya gelen sanatçılar o tarihten itibaren doğaya atılan çöpleri sanat eserine dönüştürerek hem çevresel konulara dikkat çekmenin peşine düşmüş hem de heykellerine fantastik bir hava katarak eski metal parçalarını eritme yöntemiyle yeniden değerlendirmiş. Sonuç, harika eserler ve yeniden kullanılabilen estetik ürünler…

Hurda sanat denildiğinde akla sadece çarklılar ve dişliler gibi steampunk havası olan eserler gelmemeli zira geri dönüştürülebilir çokça malzeme var ve her biri sanatın bir alanında yerini bulacak, bir ismin yaratıcı fikirlerinin içinde yeniden doğacak. Japon sanatçı Chie Hitotsuyama, gazete kağıtlarını; İtalyan sanatçı Gilles Cenazandotti, Akdeniz’den toplanan plastik atıkları; İngiliz sanatçı James Lake ise mukavvayı tercih ederek dünyadaki sınırlı kaynakların nasıl değer kazandığına dikkat çekmek istiyor. Kısacası sanat algısının yüksek olduğu bir yerde olur da zombi istilasına uğrarsak bilimkurgudan çok daha ileride bir estetik algıyla onları bile şaşırtabiliriz.

Benzer Yazılar

Video oyunlarda siyasetin izini sürmek

Ad Hoc

Vaporwave: Var olmayan geçmişin hayaletleri

Ad Hoc

Bir zamanların ‘beyaz gelini’ Siirt

Ad Hoc