Manşet Tematik

İçindeki siborgla barışmak

Kadınlar, küçük hanımefendi ayaklarına sahip olması için daracık ayakkabılar içinde ömürlerini geçirdikleri emperyal Çin’den 19’uncu yüzyılı sımsıkı korselere sığmaya çalışarak tükettikleri Avrupa’ya, bıçak altında yaşanan estetik acılara teslim oldukları ya da deri renklerini değiştirmeleri gerektiğine ikna edildikleri 20’nci yüzyıla kadar ideal güzellik adına pek çok zulüm yaşandılar bugüne dek. Bu zulüm daha fazla ten rengi gördükçe beyazlığın fanileştiği; aşina olunmayan toplumsal cinsiyet pratiklerine tanık oldukça cinsiyetin katılığını yitirdiği; bir başka deyişle yaşam dünyamızın deneyim boyutunun zenginleştiği sosyal medya döneminde de geride kalmadı.

Instagram Ekim 2019’da başta Fix Me ve Plastica olmak üzere estetik müdahalelerle ilişkilendirilebilecek tüm filtrelerini kaldıracağını duyurmuştu. Sosyal medyada geçirilen zamanın kişinin özgüven yitimi ve görünüşüyle ilgili kaygılar yaşamaya başlaması arasındaki bağıntılarına ya da özellikle gençler için ciddi finansal borçlanmaya neden olduğuna dair onlarca araştırmanın gün yüzüne çıktığı bir devirde gerekli bir önlemdi bu. Bir kişinin karakterinin, kimliğinin ve bedeninin para kazandıracak bir kaynağa dönüştüğü bir görsel kültür ekonomi modelinde, takip edilenler ve takip edenler hiyerarşisinin yarattığı sorunlara yapısal bir çözüm olmaktansa uzaktı. Dahası, ideal güzelliği bir arzu nesnesi haline getiren tüm mekanizmaları yasaklayan her düzenleme, benzer şekilde rahatsız edici bir doğal güzellik fikrine kapı aralamıyor mu? Doğal güzellik ya da kendinle barışık olma hali, sosyal medya sonrasında belirli uygulamalar, mülk edinmeler ve yöntemlerle elde edilebilecek bir pazarın ürünü değil mi? Mesela 2018 yılı itibarıyla 13,2 milyar dolarlık bir pazarın…

Baskı unsurları her zaman kötüdür. Sahip olduğunuz her şeyi, sahip olmanız gereken bir metaya dönüştürerek aranıza finansal köprüler inşa eden paradigmalar kötüdür. Dahası, doğal güzellik sorunlu bir kavram. Jacques Derrida’ya atıfla, saf bir doğa olmadığını; anlam ekonomimizin temsiller üzerinden işlemesi nedeniyle ancak doğallaştırma ya da doğallıktan çıkarma jestleriyle bir doğa fikri kurgulayabileceğimizi hatırlayalım. Üstelik sanallığı, sanal olmayandan ayıran sınırların ortadan kalktığı; uykudan yemeğe, sosyalleşmeden eğlenmeye, internetteki dijital avatarlarımızı şekillendirmekten yeni web kimlikleri yaratmaya kadar her bir eylemimize binlerce teknolojinin (strateji, hedef, cihaz, beklenti, yöntem gibi mümkün olabilecek en geniş anlamıyla düşünelim burada teknolojiyi) eşlik ettiği, hatta bu teknolojilerle hemhal olduğumuz bir yaşam formunda, doğa gibi bir boş gösterene neden ihtiyaç duyalım ki? Doğal güzelliği yüceltmeyi bir tarafa bırakalım ve içimizdeki siborgla barışalım. Biz artık “doğal” olamayacak kadar yapay ve imal edilmiş ürünleriz aynı zamanda.

Benzer Yazılar

Kentlerin iklim değişikliği ile mücadelesi

Ad Hoc

Animasyonun müzikle tanışması

Ad Hoc

Şövalyeler, ejderhalar ve unutulmaz oyunlar

Ad Hoc