Teknoloji

İklim için kırmızı alarm verildi

İklim için kırmızı alarm verildi

Zaman daralıyor. İklim krizinden çıkmak için hemen harekete geçmek zorundayız. İklim krizine dikkat çekmek isteyen eylemler de bu yüzden radikalleşiyor, birçok ülkede adeta bir isyana dönüşüyor. İngiltere’de kentin en merkezi noktalarında günlerce süren sivil itaatsizlik eylemleri hem ses getirdi hem de iklim meselesini parlamentoya taşımayı başardı. İskoçya ve Galler’in ardından Birleşik Krallık hükümeti de “iklim için acil durum” ilan etti. Birleşik Krallık bu kararı alan ilk ülke oldu.

Greta Thunberg ile başlayan okul boykotları, Yokoluş İsyanı adlı grubun gözaltına alınma pahasına yaptığı eylemler İngiltere’deki İşçi Partisi’nin lideri Jeremy Corbyn’i iklim ve çevre için acil durum ilan eden bir önergeyi parlamentoya getirmeye ikna etti. İktidardaki Muhafazakâr Parti’nin de itiraz etmemesiyle, İngiltere’nin iklim değişikliğinin bir krize dönüştüğünü artık resmi olarak kabul ettiğini söyleyebiliriz.

Yeşil endüstriyel devrim
Bir acil durumdan veya krizden bahsediyorsanız, çözümün daha radikal eylemlerden geçtiğini de kabul etmiş olursunuz. Nitekim Corbyn parlamentoda yaptığı konuşmada, etkisiz ve sembolik önlemlerin geride kaldığını, plastik pipetleri yasaklama gibi bireysel önlemlerle sorunun çözülemeyeceğini ve insanları güçlendiren kolektif eylemlere ihtiyaç duyulduğunu söylüyor. Acil durum önergesinin en ilginç yanlarından biri de yeşil endüstriyel devrim çağrısıyla birlikte ulaşımdan tarıma tüm alanlarda değişim çağrısı yapması. Bu tarihi bir çağrı çünkü İngiltere, kömür ve petrolle başlayan sanayi devriminin beşiğiydi. Şimdi kömür ve petrolden vazgeçme çağrısı yapan ve acil durum ilan eden ilk büyük sanayi devleti oldu. Birleşik Krallık içinde kasaba kasaba yayılan acil durum ilanı, diğer ülke ve kentlere de örnek oluyor. İrlanda benzer bir karar alan ikinci ülke olurken, ABD’den Los Angeles, Kanada’dan Vancouver, İsviçre’den Basel ve Almanya’dan Constance kentleri de alarm zillerini çalan ilk kentler oldu.

Herkesin aklında şu soru var: İklim için acil durum ilanı bir beyanın ötesine geçecek mi? Bu sorunun yanıtı ülkeden ülkeye, kentten kente değişiyor. Bazıları bu çağrıyla beraber “sıfır emisyon” hedefine ulaşmak için belirlenen hedeflerin ötesine geçmeye ve fosil yakıt kullanımını planlanandan daha önce bırakmaya çalışıyor. Bazı hedefler ise iklim değişikliğini öncelikle çözülecek sorunlardan biri yapmak gibi umut verici ama bağlayıcılıktan uzak.

Ekonomik kaygıların ötesine geçmek
İngiltere özelinde acil durum planına bakarsak, 2050’ye kadar sıfır emisyon hedefine ulaşmanın öne çıktığını görüyoruz. Her şeyden önce İngiltere’nin elektrik üretiminde kömür kullanımını neredeyse sıfırlayarak çok önemli bir adım attığını hatırlatarak işe başlamalıyız. Bunun da etkisiyle 1990 yılında 800 milyon tonu bulan seragazı emisyonları 500 milyon ton seviyesine kadar geriledi; yüzde 40 oranında azaldı. 2030 için koyulan yüzde 57’lik ara hedefin ise yakalanması zor görülüyor. Acil durum belki bu durumu düzeltmeyecek ama emisyonları azaltmayı başaran enerji dışındaki diğer sektörleri harekete geçirecek. Ulaşım, hava taşımacılığı ve tarım bunların başında geliyor.

İngiliz hükümetine danışmanlık yapan İklim Değişikliği Komitesi’nin petrolle çalışan araçlar konusunda yaptığı öneri, acil durum çağrısının mevcut politikaları nasıl etkileyeceğine dair güzel bir örnek olabilir. Komite, 2040 yılında benzin ve dizelle çalışan araçların satışını yasaklayacak ülkenin bu kararını 2030’a çekebileceğini ve bunun İngiltere ekonomisine milyarlarca pound değerinde kazanç sağlayacağını söylemişti. Elektrikli araçlara geçiş hızlanırsa birkaç yıl sonra trafikten men edilecek petrolle çalışan araçlara daha az para harcanacak, enerji şebekesine yapılan yatırımlar da çok daha önceden elektrikli araçlara göre şekilleneceği için maliyetlerin azalmasını sağlayacak. Acil durum nedeniyle bu gibi öneriler yeniden gündeme gelebilir.

Ülkelerin ve kentlerin iklim için acil durum ilan etmesi, elbette sadece ekonomik açıdan kârlı çıkacakları bu gibi senaryolara bağlanamaz. Birleşmiş Milletlerin Biyolojik Çeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Konulu Hükümetlerarası Platformu’nun son raporu, aralarında bitki, böcek ve hayvanların da olduğu 1 milyon türün yok olmak üzere olduğunu söylüyor. İklim değişikliği bu yok oluşun başlıca sorumlularından biri. Yaşam için alarm zilleri çalarken her şeyin para olmadığını da hatırlamak zorundayız.

Benzer Yazılar

Etik korsanlar dönemi

Ad Hoc

Felsefeden bilimkurguya, bilimkurgudan gerçeğe: Sanal gerçeklik

Ad Hoc

Yaratıcı bilinç yapay mı doğal mı?

Ad Hoc