Manşet Tematik

İlişkilerin ‘genç’ hali: Ya tutmazsa?

YouGov’un Tinder araştırmasına göre, ABD’de yaşayanların neredeyse üçte biri bu online randevu uygulamasını kullanıyor. Y Kuşağı’nda yüzde 44, X Kuşağı’nda ise yüzde 39’a yükselen bu oran, popülerliği hız kesmeden artan online randevu uygulamalarına olumsuz tepkileri de çoğaltıyor. Amerika’dan hızla yayılarak kendi kültürünü oluşturan Tinder ve benzeri uygulamalar dünyanın neredeyse her yerinde kullanıcı sayısını artırarak büyürken; olumsuz karşılayanlar ise aşka, duygulara ve yeni iletişim şekline etkisini görmezden gelemeyince, tartışmalar da hızla artıyor. Özellikle gençleri hedef alan ve gençlik üzerinde olumlu/olumsuz çok ciddi değişikliklere yol açan bu yükselişin tarihsel sürecine bir bakalım.

Basılı yayının yükselişiyle arkadaş ya da eş aramanın ilk adımı atıldığında gazetelerde yer alan özel bir bölümle dünyanın bazı yerlerinde kişisel reklamlar yayınlanmaya başladı. Çok daha zor olan bu tanışma yöntemini kullanan kişi sayısı da azdı eskiden. 20’nci yüzyılın sonunda, yaygınlaşan internet kullanımı sayesinde kişisel reklamlar gazete ve dergilerden, abonelik sistemiyle çalışan internet sitelerine geçti bu arayış. Tabii hem abonelik ücretli hem de kullanıcı sayısı yok denecek kadar azdı. Uzun vadede dönüşen ve değişen bu sistem, şimdi bilinen ve en yaygın haline, yani akıllı telefon uygulamalarında evrilerek yeni bir süreci başlattı. Modern duyguları karakterize eden, kalıba sokan ve metalaştıran uzunca bir süreç: Online randevu uygulamaları.

Online randevu ve tanışma uygulamaları beklentinin üzerinde rağbet görünce elbette çeşitliliği de arttı. En yaygın kullanım oranına sahip Tinder ve Bumble gibi uygulamaların popülaritesinden sonra, hepsi belirli bir insan grubuna odaklanarak benzersiz olmaya çalışan çok sayıda yeni tanışma uygulaması ortaya çıktı ve diğerleriyle birlikte niş alanlara yönelenler de vardı üstelik. Köpek sahipleri, benzer dünya görüşlerine ve benzer eğitim seviyelerine göre ilişki kurmak isteyenler, bu uygulamalar sayesinde kendi profillerini oluşturuyor ve kullanıcılar, göstermek ya da görmek istedikleri kimliklerle iletişim kolaylığı sağlayarak bir araya gelebiliyorlar.

Tutarsa iyi ama…

Teknolojinin korkulan olumsuzluklarını da yok ederek kabul gören yeni ve sosyal bir davranış biçimi gelişiyor. Sonuçlar duyguların metalaşmasına, insanların -özellikle gençlerin- hissizleşmesine neden olurken; olasılıkların fazlalığı seçim yapmayı zorlaştıran en ciddi neden olarak görülüyor. Çünkü aşkta ve arkadaşlık arayışında daha iyisini bulabilme inancı, birinin seçilmesi anında diğerlerini reddetme düşüncesini uyandırıyor. Kendi kimliğini, kendi zamanını, kendi kazancını oluşturan ve sınırsız seçim imkânına sahip insanların büyüdüğü bu çağda duygularda daha kısa ve yüzeysel yaşanmaya başlıyor.

İzleyenler muhakkak hatırlar, Black Mirror’ın distopik bölümlerinden birinde bu uygulamaların gelişmiş versiyonuna yer verilir. Yeni teknolojik bir cihazın icadı ve tüm sistem içinde koruma altına alınan insanlar bu cihaz aracılığıyla eşleştirilir. İkilinin bir araya gelmesiyle birlikte geri sayım başlar. Yani uygulamanın şart koştuğu süreyi birlikte geçirecek olan bu iki kişi, ilişkilerini bir son kullanım tarihine göre yaşarlar. Yani yine tutarsa her şey yolunda gibi ama ya tutmazsa?

Araştırma alanında uzmanlaşmış sosyolog olan Luis Ayuso Ailenin’e göre; değişen şey toplum, teknoloji ise sadece ona uyum sağlıyor. Modern sevgi anlayışının temelinde bulunan bireysel algının sosyal kontrol gerçeğini kabul eden Ayuso, ilişkilerdeki eksiklerin ve bağlılıkların ilgisini de hesaba katmak gerektiğini belirtiyor. UAB’de Demografik çalışmalardan sorumlu Albert Esteve’in söylemleri ise tartışmaya yeni bir soluk getiriyor: “Günümüzde insanların özgürce seçebilecekleri, istedikleri zaman ayırarak karar verebilecekleri ve seçmeden önce birkaç adayı deneyecekleri ülkelerde kurulan ikili ilişkiler, öncekinden daha kaliteli çiftler haline gelebilir.”

İnteraktif eşleşme

Tinder kullanıcı kitlesinin yarısını oluşturan 18-25 yaş arasına ulaşmayı hedefleyerek bir yeniliğe daha adım attı. Geçtiğimiz aylarda Swipe Night isimli mini dizisini yayına alan Tinder, her biri beşer dakika uzunluğundaki bölümleri, dikey formatta sunarken bu serinin yalnızca uygulamaya özel olduğunu belirtti. İzleyicilerine sunduğu içerikle interaktifliğe önem verdiğini ispatlayan Tinder, ahlaki ikilemler ve pratik seçimler arasında kalan kullanıcıların bir seçenekten devam etmesini istedi. Böylece kullanıcıların profillerinde yaptığı seçimlerde yer alacak ve kullanıcılar benzer yönler üzerinden yeni sohbet başlatabilecekler. Kararlar sadece 7 saniye içinde verilebiliyor ve Swipe Night’ın fikrini ortaya atan Kyle Miller, “Kesinlikle yanlış bir cevap yok. Kim olduğunuzu, kişiliğinizi ve değerlerinizi ortaya çıkarıyoruz. Tercihler üzerinden bir sınıflandırma veya etiketleme yapmıyoruz” diyerek sonuca ilişkin vaatlerini açıklıyor. Daha önce denenmemiş bir şey yapan Miller ve Tinder kullanıcıları, deneyim sonrası bu etkileşimli dizi fikrini çok heyecanlı bulduğunu da eklemeden geçmiyor.

Tinder yapımı Swipe Night ve 2019 yılının Ekim ayında kullanıcılara sunulan mini dizinin tanıtımı.

Facebook durur mu, elbette durmadı. Geçtiğimiz aylarda Tinder, Bumble gibi uygulamalara rakip olacak online randevu uygulamasının haberini duyurdu: Facebook Dating. Geç çıkışının avantajlarını değerlendirerek eksikliklere odaklanan Facebook, sadece mesajlaşma ve GIF göndermeye izin vereceğini belirtti. Ayrıca güvenlik sorununa dikkat çeken bu uygulamada başka bir arkadaşınıza canlı konum bilgisi gönderebiliyorsunuz. Facebook’tan bahsetmişken ilişkilerin genç hali için sosyal medyaya da girmek gerek.

Duygu durumlarımızı sosyal medyadan duyuruyor ve takipçilerimizin her şey bilmesini istiyoruz ayrıca onlarında her şeyini takip etmek istiyor ve bekliyoruz ısrarla. Yeni bir ilişki, yeni bir arkadaş, terk edilme, aldatılma… Havas Medya tarafından gerçekleştirilen araştırmaya göre, sosyal medyaya olan bu saplantılı durum, özellikle gençlerin yaşamlarını ve ilişkilerini ne kadar etkilediğini ortaya koydu. Bugün 30 yaşın altında olan ve araştırmaya katılanların neredeyse üçte biri yaşadığı duyguları ve sosyal medyadaki ilişkilerini çoğu zaman abarttığını belirtti. Kullanıcıların yüzde 68’i sosyal medyada eski ilişkilerine ilişkin çoğu şeyi takibe alıyor ve yüzde 75’i de sosyal medyanın ilişkilerini bozabileceğine ve zarar verebileceğine inanıyor.

Kısacası çoğu insan çoğu şeyin farkında ama değişim engellenemez bir şekilde hızla gerçekleşiyor. Bir başka araştırmaya göre, kadınların üçte ikisi dijital ortamda kendini insanlara daha yakın hissettiğini belirtirken, sosyal ortamlardan daha sık sosyal medyada samimi iletişim kurmaya alışkın olduğunu söylüyor. Teknolojinin hayatı karmaşıklaştırdığı konusunda ise hâlâ kararsızlar.

İlk seçenek sosyal medya

Sean Rad tarafından 2012 yılında kurulan Tinder, bugün App Store’da en çok kazanç sağlayan uygulamalar arasında.

Özellikle sosyal medya ile büyümüş olanlar, sosyalleşmek için başka herhangi bir alternatif düşünmekte zorlanıyor hatta bu durum giderek ilerleyen yaşlarda da ilk tercih haline geliyor. Sosyal ortamda iletişim kurmakta zorlanan, tavır ve davranış değişikliğine yol açan çok sayıda faktöre, hem online randevu hem de sosyal medya uygulamaları aracılığıyla sahip olan bu kişilerin artış gösterme sebebi ise son yıllarda artan medya histerisi. Dijital ve özellikle sosyal medyada görülen birkaç etkiyle bunu açıklamak mümkün. Beğenilme ve takdir arzusu, kişiliğinden gurur duyma, değişime ve eleştiriye karşı aşırı gerginlik, kendini teşhir etme, sürekli yenilik ve heyecan arzusu…

Hâl böyle olunca insanların patolojik tavırları elbette ilişkileri ve iletişimi etkiliyor. Konu ile ilgili terapist William Jack Hiebert ise esas sorunun sosyal medya olmadığını belirtiyor: “İnsanlarda ‘internet ihanetleri artırıyor’ şeklinde bir inanış var. Ancak bu doğru değil. Eğer bir ilişkide psikolojik bir çatışma yaşanıyorsa ve taraflar birbirlerinden çok memnun olmamaya başlardılarsa ilişkide bir aralık açılmış oluyor’’ diyor. Boşluk açıldı. Tıpkı yazının başında olduğu gibi arayışı da açığı da pek tabii yeni iletişim kültüründe bunu kapatmanın en kolay yolu kolay ulaşılabilir olan bu yeni araçlar olacak. Bunların hiç biri bir ilişki deneyi değil, bu ‘’ya tutarsa’’ demek yerine ‘’ya tutmazsa’’ diyerek önlemini önceden almak, elbette ilişkilerin her hali için.

Benzer Yazılar

Dünya hakikaten tehlikede mi?

Ad Hoc

TenNapel’in sihirli formülü

Ad Hoc

Kültürün şırıngası yok

Ad Hoc