İnsan

İnsan haklarını 21. yüzyıla uyarlamak

İngiliz Guardian gazetesinin sevilen yazarların yanıtlarından derleyerek oluşturduğu yeni nesil insan hakları listesini burada da paylaşalım.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 21’inci yüzyılı öngörmesinin mümkün olmayacağını belirten ABD’li yazar Dave Eggers, bugün fiziksel dünya ve online’da geçen hayatlarımız için iki farklı kurallar setinin anlamlı olacağı ya da en azından 12’nci maddede belirtilen mahremiyet ve özel hayat hakkının sanal dünyada geçirdiğimiz zamanlar için de uygulanması gerektiği fikrinde. Online’da her şeyi paylaşmanın teşvik edilmediği ve geniş offline sınırlara da sahip olabildiğimiz bir hayatın koruma kapsamına alınması gerektiğini savunuyor Eggers.

İngiliz yazar Olivia Laing ise kişinin kendini tanımlama hakkını savunuyor. 1948 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin alıkonmama hürriyetini savunurken, 2019 yılında bedeni de artık bir hapishane olarak kabul edebileceğimizi düşünüyor Laing. Cinsel arzu ve toplumsal cinsiyet kimliği, bedensel deneyimlerin temelidir ancak bunları doğru ve yanlış kategorisinde değerlendirme talepleri kabul edilemez. Kadın ve erkek kategorileriyle oynamak, canı ne istiyorsa onu giymek, farklı olmak, hem kadın hem erkek ya
da ne kadın ne erkek olmak tanınması gereken yeni insan haklarından biridir Laing için.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 23’üncü maddesi çalışma hakkını tanımlıyor lakin çalışmama hakkı konusunda bir tutum sergilemiyor. Avustralyalı yazar Josh Cohen de bu hakkın peşinde. Beyanname; çalışma hakkını, ücret hakkını ve tatil hakkını savunurken, tüm bu maddelerin ancak iş dışında bir hayata sahip olunursa anlam kazanacağı gerçeğinin gözden kaçırıldığını iddia ediyor Cohen. Aklında da saatler
ve günler boyunca durmaksızın çalışan Bangladeş ve Çinli işçiler, gig ekonomisinin 7/24 çalışanları, iş bağımlısı bankacılar ve Wall Street ve City gibi finans merkezlerinin avukatları var.

Kavraması zor zamanlar

İngiliz gazeteci Reni Eddo-Lodge seçme hakkını ayrımcılığa uğramama hakkından yana kullanıyor. Eddo-Lodge, toplumsal demografiyi etnik, sınıfsal ve toplumsal cinsiyet temelinde tam anlamıyla temsil etmeyen kurumların insanın üretim ve yaratıcılık potansiyellerine ket vurduğunu düşünüyor: “Ayrımcılık bir insanın olabileceği şeylerin ve gelişiminin önüne bir bariyer koyuyor. Bireysel hayatlarımızı sınırlıyor, yeteneği marjinalleştiriyor ve toplumsallığa engel oluyor.” Herkes için eşit istihdam, eğitim, konut sahibi olma ve sağlık bakımına erişim hakkını savunuyor Reni Eddo- Lodge.

Londralı sanatçı James Bridle içinse hakların temeli “kavrama” yetisinde yatıyor. Halihazırda enteresan zamanlardan geçtiğimizi düşünen Bridle, bu enteresanlığı daha da yabancılaştırıcı kılmak için
aktif olarak çaba sarf ettiğimize inanıyor. Volkswagen emisyon testlerinden geçebilecek arabalar tasarlamak için 28 milyar sterlin yatırım yapıyor. YouTube’un önerilerde bulunan algoritmaları ultra milliyetçilerin erişim alanını yaygınlaştırıyor. Siyasi danışmanlar mikro hedefleme yaptıkları kampanyalarla seçmenlerin kararlarını etkiliyorlar. Yapay zekâ bizi hayran bırakacak hamlelerle, ustası
olduğumuz oyunlarda bizi yarı yolda bırakıyor. Geleceğin giderek zorlaşacağının altını çizen James Bridle için “kavrama” alanlarını genişletmeli ve bu hakkı saklı tutmalıyız.

İrlandalı yazar Anne Enright için öne çıkan hak ihtiyacı suçlanmama hakkı. Bugün evlenmekten evlenmemeye, siyasi seçimleri kazanmaktan kazanamamaya, partnerimiz için akşam yemeği hazırlamaya ya da hazırlamamaya kadar verdiğimiz her kararın sonrasında küçük bir yargılanma ve suçlanma sahnesine katlanmamız gerekiyor. Tüm suçlama ve yargılamalardan bağımsız yaşama hakkının 21’ inci yüzyıl için hayati olacağına inanıyor Enright.

Çevreci Bill McKibben tahmin edebileceğiniz üzere yaşanabilir bir gezegen hakkının savunuculuğunu üstleniyor. Temiz, şiddete yer vermeyen ve kaynakları tükenmek üzere olmayan bir gezegende yaşama hakkı… Beyannamenin hazırlandığı yıllarda çevreye yönelik bugünkü gibi bir farkındalık yoktu elbette. McKibben çevre konusunda biraz daha agresif olmak gerektiğini iddia ediyor zira bu hakkın ötesine geçen bir zorunluluk durumu. McKibben’ın öngörülerine bakılırsa, önümüzdeki 70 yıl boyunca gezegene yanlış muamelede bulunmaya devam edersek, bir sonraki tarih bölümünü fizik, kimya ve biyoloji yazacak, insanlık değil.

Damızlık Kızın Öyküsü’nün yazarı Margaret Atwood ise bir nesnedense bir birey gibi davranılma hakkının sözcülüğüne soyunuyor. Ohiolu Cumhuriyetçilerin anneliği zorunlu kılma çabalarından dünyanın pek çok yerinde süren kürtaj tartışmalarına kadar kadın bedenini ilgilendiren konularda biraz anlayış ve sessizlik talep ediyor bilimkurgu yazarı.

Benzer Yazılar

Yeni sevdamız: Komplo teorileri

Ad Hoc

Mindfulness yeteri kadar devrimci mi?

Ad Hoc

İnsan hakları perspektifinden robotlar

Ad Hoc