Ekonomi

İyi tüket, iyi yaşama devam et

İster sağlıklı yaşam deyin ister zinde hayat, “Wellness” başlı başına tüm dünyada takip edilen trendlerin başında geliyor. Birçok sektörde etkisini hissedebiliyoruz. Özellikle metropollerde bu akımın daha fazla somutlaştığını görüyoruz. Büyük şehirlerin koşturmasının içinde şehirli tüketici stres ve hızlı yaşamın sonuçlarını sağlıklı yaşam alternatifleri ile kırmaya çalışıyor. Bu da spalara, sağlık kamplarına, yoga derslerine daha sık rastlamamızla sonuçlanıyor. Bu tip hizmet alternatifleri artarken kozmetik ve gıda tarafında da kapalı ürünlerin yönü sağlıklı ürünlere doğru gidiyor.

Global “Wellness” ekonomisinin 4,2 trilyon dolar değeri, bu alanın büyümesindeki hızın kanıtı. Bu hız, global ekonominin büyüme hızından 2 kat daha fazla. Sektördeki en büyük değişiklik ise bu tip ürünlerin lüks kategoriden çıkıp fiyatlarının ulaşılabilir hale getirilmesi. Lüks kategorilere olan talebin bittiğini söyleyemeyiz ama daha geniş bir kitlenin iyi yaşam odaklı tüketime yöneldiğini kesinlikle söyleyebiliriz. Bu da üreticileri düşük fiyatlı iyi gıda, iyi kozmetik ürünleri sunmaya itiyor.

Amerika’da millenyum kuşağıyla yapılan bir ankette çıkan sonuçta kuşak temsilcilerinin yüzde 49’unun genetiği değiştirilmemiş ürünleri tercih ettiğini söylüyor. Organik, doğal ve sürdürülebilir ürünler ise artık beklenti haline gelmiş durumda. Aynı ankette bireylerin yüzde 43’ünün beklentisi organik gıda, yüzde 53’ünün doğal gıda, yüzde 64’ünün ise sürdürülebilir gıda yönünde. Geleceğin yetişkinleri ve geleceğin tüketim alışkanlıklarını da şekillendirecek olan bu kuşağın özellikle gıda sektöründe sağlıklı gıda üretimini daha da ivmelendireceği kesin.

Türkiye’den sağlıklı menüler

Türkiye de bu trendin hızla şekillendirdiği gıda pazarlarından birine sahip. Sosyal ve dijital mecraların da bilgiye erişimi kolay kılmasıyla tüketici, gıdanın temizliği ve sağlıklı oluşu konusunda daha detaycı. Özellikle vegan, rafine şekersiz, organik beslenme şekilleri sıkça konuşulan başlıklar. Restoranların menülerinde vegan ve vejetaryen alternatiflere yer vermesinin yanında sadece vegan mutfağa sahip olan restoranlar da var. İstanbul’da hizmet veren Bi Nevi Deli bunlardan biri. Rafine şeker yerine doğal şeker alternatifleri de birçok restoranda mevcut. Büyük restoran zincirlerinden biri daha çok yeni menüsüne glütensiz, şekersiz brownie’yi ekledi. Yine önemli patisserie zincirlerinden biri hem menüsünde hem de siparişe özel rafine şekersiz pastalar yapıyor. Hurma, muz, pekmez, tahin, kuru fasulye, maş fasulyesi gibi ürünlerle un ve şeker ihtiyacını karşılamak mümkün. Yeni nesil birçok kafe rafine şeker kullanmıyor.

Market raflarına bir göz atın derim. Nohut unu, karabuğday unu, badem unu, keçiboynuzu pekmezi, nohut cipsi gibi birçok yeni nesil, sağlıklı ürünle karşılaşmanız olası. Rafine şekersiz helva üreten Helvart’ı ve rafine şekersiz lokum üreten Marsel Delights’ı duydunuz mu? Üstelik ikisi de Türk markası. “Wellness” konseptinin altında sadece sağlık argümanı da değil, aslında iyi yaşam argümanı yatıyor. Sağlıklı, zinde olmak iyi yaşam için olmazsa olmaz. Artık tüketici kendini kurulan düzenin içerisinde sıkışmış ve yıpranmış hissetmekten yorulmuş ve kendine alternatif iyi yaşam yolları bulma çabasında.

Yalnızca insan değil, doğa da odakta

“Wellness” ekonomisi, o kadar büyük bir ekonomi ki aslında ucu sadece insanın kendi sağlıklı beslenip yaşamasına dokunmuyor, dünyaya dokunacak şekilde de işliyor. Mevsim değişikliği dolayısıyla dünya üzerinde tarım yapılabilen alanlar ve zamanlar değişkenlik göstermeye başladı. Bu değişkenlik de üretimde doğal ve sürdürülebilir tarım stratejilerine yönlendiriyor. Denizlerin temizliği de ayrı bir konu. Denizden çıkanı yemek konusunda soru işaretlerimiz var. Bu endişeler, aslında bu gerçekler, “Wellness” ekonomisinin de gıda üretimi tarafında şekillenmesini sağlıyor. Çok uzun stratejiler gerektiren bir uğraş fakat iletişim de çok önemli. Bu işin iletişiminin kısa dönemde vurucu ve pozitif algı ile yönetilmesi şart. Korkarak değil hayatımızın içine alarak bu yöne gitmemiz gerekiyor. Bu sene Londra’da sokaklar yılbaşı için deniz konseptiyle süslendi. Nedeni, denizlerin kirliliğine dikkat çekmek. Floransa’da önemli tasarımcıların yaptığı ve popüler meydanlara konulan 3 yılbaşı ağacı iklimsel değişikliklerle dünyanın geldiği yeri işaret ediyor. Tüm bunlar estetik yöntemlerle ama mesaj verici şekilde yapılıyor. “Wellness” ekonomi sadece iyi beslen, “iyi hisset” değil; “iyi tüket ki iyi yaşamaya devam et” mesajı üzerine kurulu olmalı. Bunun da yapılabilmesi ve insanların farkındalığının arttırılabilmesi için uzun dönemli stratejilerin kısa dönemli pozitif, hayata dair ve estetik iletişim yollarıyla tüketiciye ulaşması gerekiyor.

Merve Akgül
Gastronomi & Pazarlama Stratejisti 

Benzer Yazılar

Arı varsa hayat, çiçek varsa bal var

Ad Hoc

Depremlerle ve devrimlerle sarsılan ülke: Şili

Ad Hoc

Gastronomi ve festival ekonomisi

Ad Hoc