Ekonomi Manşet

İyilik ekonomisi: Korkunun ecele faydası var mı?

İyilik ekonomisi: Korkunun ecele faydası var mı?

Üretim ve tüketim arasındaki etkileşim çağımızda oldukça ilgi çekici. Geçmişin izleri siliniyor, yeni nesil bir ekonomi hayatımıza giriyor. Seri üretime geçilen 20’nci yüzyılın başlarında hayatımıza giren üretim kavramı, arkasındaki süreçler sorgulanmadan yaşamın bir parçası oldu, çünkü yeniydi ve merak uyandırıyordu. Tüketici olarak adlandırılmaya başlanan insan, üretilenlere sahip olmak istiyordu. İhtiyacı olup olmadığını sorgulamadan satınalma yapan tüketicinin pazarı doyurduğu bir dönemden geçtik.

İnsan, doğasını ve özünü unutan bir varlık. Hırslarımızla Dünya’ya çok zarar verdik ve farkında bile olmadık. Farkında olduğumuzda ise geç kalmıştık. Şimdi ise yolun en başındayız. Son 20 yıldır tüketimde hacmin yanında tüketime yön veren eğilimler de öne çıkıyor. Daha önce de eğilimler vardı ama bu eğilimler pazarlama ve reklam faaliyetleri için birer araç olarak görülmekten öteye gitmiyordu. Şimdi eğilim deyince aklınıza ne geliyor? Temiz beslenme, sağlıklı gıda, sorumlu marka, çevreye duyarlı marka, karbon ayak izini kontrol eden marka…

Dünya’nın ayarlarıyla oynamak

Farkındalık artıyor, artmak zorunda. Üretmekten ve sermaye büyütmekten korumayı dikkate almadığımız Dünya, hatta umursamadığımız Dünya alarm veriyor. İklimsel değişiklik hepimizin korkulu rüyası halinde, çünkü günlük hayatımıza yansımasını görüyoruz. İnsan, görmeden inanmıyor ne yazık ki. Hatta 2020 yılının başında Çin’de başlayan ve dünyaya yayılıp pandemi haline gelen koronavirüs de insanın doğayla oynaması sonucu ortaya çıkan bir hastalık değil de ne sizce?

Tüketici artık bilinçli çünkü bilgiye daha kolay ulaşıyor; ne olması gerektiğini, neden öyle olduğunu biliyor. 30’larındaki yetişkinler kendine soruyor: “18 – 20 yaşlarımızda tükettiğimiz paketli gıdaları, gazlı içecekleri, şekerli gıdaları neden tükettik?” Kilo alma kaygısı için belki tüketmekten bazen vazgeçtik, bu da şekil üzerine kurulmuş dünyanın bir sonucu, ama sağlıklı beslenmek için tüketmekten vazgeçmedik. 10 yıl dediğin nedir demeyin, yaşam çok hızlı değişiyor, özellikle teknoloji ile güç artık tüketicide, çünkü bilgiye sahip. Bilgiye sahip tüketici artık üretici haline de dönüşüyor. Bu noktada üretim de tüketim için eğilimleri başlatabiliyor ve geliştirebiliyor.

Öğreterek geliştir!

Yeni bir kavram oluştu: İyilik ekonomisi. Türkiye’de de bu vizyonla üretim yapan birçok marka – ne mutlu ki- var. İyilik ekonomisi nedir peki? İyilik ekonomisi, üretim için iyi niyetle yola çıkmanın oluşturduğu bir ekosistem. Yerel ürün kullanıp yerel ekonomiyi kalkındırmak, temiz-katkısız gıda üretmek, ilaçsız tarım yapmak, çevre dostu yöntemlerle üretim ve daha birçok benzer amaç üreticilerin çıkış noktası oluyor. Tüketici de bu noktada bilinçli. Tüketici, sadece kendi sağlığı için değil, Dünya’nın sağlığı için de iyi üretim yapan firmalardan alışveriş yapmak istiyor. Sadece kendini değil, gelecek nesilleri de düşünüyor. Ocak ayında Quorn Foods, ürünlerini karbon ayak izlerini belirterek paketlemeye başladı. Bütüncül düşünmeye başlayan tüketici, sağlıklı gıda kavramını da yeniden yorumladı. Sadece kendisi için değil, bütün için sağlıklı gıda. Et tüketim oranlarının düşmesi ve et alternatifi olan gıdaların tüketilmeye başlanmasının ardında en çok bu motivasyon var. Biyoçeşitlilik için şefler de restoranlarında kullanılmayan sebzeleri, otları ve meyveleri kullanmaya başladılar.

Gastronomi pazarlamasında sıkça kullandığımız bir yöntem var: “Öğreterek geliştir”; yani tüketiciye öğreterek ekonomiyi geliştirmek. Tüketicilerin farkındalığı ve bilgisi artsa da üreticilerin ve şeflerin iyilik ekonomisi için tüketicilerine ve misafirlerine kendi uzmanlık alanlarında bulunan bilgileri öğretmesi daha iyi bir Dünya için şart.

Yazı: Gastronomi & Pazarlama Stratejisti Merve Akgül

Benzer Yazılar

Akıllı bulmacalar ve enteresan hikâyeler

Ad Hoc

Var mıyım yok muyum?

Ad Hoc

Dijital reklamcılığın etik ile imtihanı

Ad Hoc