Manşet Teknoloji

Kentlerin iklim değişikliği ile mücadelesi

İklim değişikliği, günümüzde insan ırkının karşısına çıkmış en büyük tehlike. Yeryüzü sıcaklığı geçtiğimiz yüzyıl içerisinde yaklaşık 10 santigrat derece arttı ve eğer bizler bu sıcaklığı yüzyılın sonuna kadar 1,5 santigrat derecede sabit tutamazsak bu durumun ölümcül sonuçları olacak. Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) “Küresel Isınmada 1,5°C Raporu”na göre, küresel sıcaklıkların endüstriyel dönem öncesine göre 2 santigrat derece üzerine çıkması, yalnız doğal yaşam alanları ve türlerin kaybıyla sonuçlanmayacak, buzulların erimesi ve deniz seviyesinin yükselmesi sonucu sağlığı, refahı, güvenliği ve ekonomisiyle insan hayatını doğrudan etkileyecek yıkıcı sonuçlara da yol açacak.

Bu yüzden de artık iklim değişikliği değil iklim krizi diyoruz. Çoğu ülkede gördüğümüz sıcak hava dalgaları, tarım alanlarında meydana gelen kuraklıklar, şiddetli dolu yağışları ve bunlar gibi bir sürü aşırı hava olayları krizi şu anda yaşadığımızın kanıtı ve hızlı bir şekilde çözüm bulmamız gerektiğinin habercisi. Ve bu değişikliklerin sorumlusu tabii ki insan faaliyetleri. Hızlı nüfus artışları ve teknolojinin ilerlemesiyle, insanlar daha çok enerji talep ediyor ve tüketiyor. Var olan bu arz-talep ilişkisinin ortasında da kentler yer alıyor. Günümüzde dünya nüfusunun yaklaşık olarak yüzde 55’i kentlerde yaşıyor ve bu kentler dünya yüzölçümünün yüzde 3’ünü kaplıyor. Buna rağmen kentler, dünyadaki CO2 emisyonlarının yaklaşık yüzde 70’inden sorumlu. Bu sebeple, kentlerin iklim krizinde ve bu krizi durdurmakta çok önemli payları var. Kentlerin ulaşımdan sanayiye, tarımdan enerji üretimine kadar olan bütün sektörlerin iklim krizi sorununda doğrudan çok büyük etkisi var; fakat bu sorunu durduramayacağımız anlamına gelmiyor.

Yeni enerji politikaları

Kentlerin sera gazı emisyonlarını düşürmek için öncelikle fosil yakıt kullanımını azaltılması gerekir.
Günlük hayatta binalarda ısınma amaçlı kullanılan doğal gaz ve kömür, ulaşımda kullanılan petrol bu fosil yakıtların başında geliyor. Bununla birlikte aydınlatma, soğutma ve tüm elektrikli ekipmanların kullanımı için talep edilen yüksek enerji ihtiyacı, ülkemizde üretilen enerjinin yaklaşık yüzde 70’inin fosil yakıtlardan geldiği düşünüldüğünde iklim krizini nasıl tetiklediğini bizlere gösteriyor. Hem tüketimi azaltmak ve enerji verimliliği politikalarını hayata geçirmek, hem de kullandığımız enerjinin yenilenebilir kaynaklardan üretilmesini sağlamak çözümün vazgeçilmez parçaları.

Kentler, sakinlerine yenilenebilir enerji kaynaklarını tanıtmalı ve hükümet politikası da bu kaynakların kullanımını teşvik edici nitelikte olmalı. Kentler, fosil yakıt tüketimini talebi kademeli olarak azaltarak yüzde 100 yenilenebilir enerji kullanımına geçebilir; dünyada bunun örnekleri mevcut.

Kentlerin iklim krizine bu olumsuz etkileri tabii ki insana ve doğal yaşama da doğrudan yansıyor. Sıcak hava dalgaları, kentlerde yaşamını sürdüren insanların, özellikle de çocuk, yaşlı ve engelli gibi hassas grupların sağlığını doğrudan tehdit ediyor. Küresel ısınma nedeniyle eriyen buzulların deniz seviyesini arttırması ve deniz kıyısındaki birçok kentin sular altında kalması ya da yağışları düzensizliği nedeniyle tarım alanlarının sel altında kalması veya kuraklaşması ve bundan ötürü olabilecek gıda krizleri öngörülen başlıca sorunlar arasında.

‘Kentimi seviyorum’

Kentlerin iklim krizi ile ilgili farkındalıklarını ve bununla mücadele faaliyetlerini öne çıkarmayı hedefleyen WWF, 2010 yılında bu yana kentlerin sera gazı azaltım ve iklime değişikliğine uyum hedeflerinin teşvik edilip ödüllendirilmesi için Tek Dünya Kentleri Yarışması’na öncülük ediyor. Tek Dünya Kentleri Yarışması’na bugüne kadar 5 kıtada 400’den fazla kent katıldı ve uluslararası platformda bu kentlerin iklim hedefleri değerlendirildi. WWF-Türkiye’nin öncülüğüyle 2019-2020 dönemi için yarışmaya Türkiye’den 5 kentimiz katıldı. İzmir, Gaziantep, Bursa, Kocaeli ve Denizli’nin katıldığı yarışmada, kentler sera gazı envanterlerini ve iklim değişikliği ile ilgili azaltım ve uyum hedeflerini uluslararası veri tabanında tüm dünya kentleriyle paylaştılar. Eylül 2019’da açıklanacak her ülkeden üçer finalist, bir sonraki etaba geçmeye hak kazanarak “Kentimi Seviyorum” adlı küresel iletişim kampanyasına dâhil olacaklar. İklim değişikliği ile mücadele faaliyetlerini WWF-Türkiye’nin desteği ile kentlerinde yaygınlaştırma fırsatı bulacak bu kentler arasından, uluslararası bir uzman jürinin değerlendirmesi sonucunda her ülkeden öncü seçilecek bir kent, uluslararası ödül törenine davet edilecek.

Yazı: İklim Lideri Aslı Gemci

Benzer Yazılar

Açık adres: Bedenimiz

Ad Hoc

Görünmez olma hakkı erirken…

Ad Hoc

İki dünyamız varmış gibi tüketiyoruz

Ad Hoc