Teknoloji

Kömür: Yazdığı tarihi yok etmek üzere

Elektrikten ısınmaya, fabrikalardan motorlu araçlara kadar hayatın her alanında enerji kullanıyoruz. Bugüne kadar enerji ihtiyacımızı ağırlıklı olarak fosil yakıtlar dediğimiz kömür, petrol ve doğalgazla karşıladık ama bundan sonra böyle devam etme şansımız yok. İklim değişikliği, hava kirliliği ve diğer çevre sorunları, fosil yakıtlar dediğimiz bu üç kaynağa da acilen veda etmemizi zorunlu kılıyor.
Dünyada hava kirliliğine yol açan kükürtdioksit emisyonlarının yüzde 99’u enerji kullanımı sonucu ortaya çıkıyor. Endüstri devrimini başlatan kömür bugün istenmeyenler listesinin en başında yer alıyor.

Sanayi Devrimi’ne önderlik eden Birleşik Krallık’ta kömürün artık tozunu bile görmek zor. 1999 yılında elektrik ihtiyacının yüzde 40’ını kömürden sağlayan ada ülkesinde bu oran yüzde 6’lara kadar geriledi. “Brexit” sallantıda ama “coalexit” sorunsuz devam ediyor. Dünyanın batı yakasında durum farklı değil. Birincil enerji talebi içinde kömürün payı son bir yılda ABD’de yüzde 5,6; Avrupa’da ise yüzde 2,6 oranında azaldı. Doğu’nun havası ise farklı. Ağır bir kömür kokusu var. Hindistan’da artış oranı yüzde
5, Çin’de yüzde 1. Dünyadaki kömür tüketiminin neredeyse yarısından sorumlu Çin’de kömür talebi dizginlenmişe benziyor ama çıkıştan bahsetmek için çok erken.

Kömürden çıkış yeterince hızlı değil

Dünyada kullanılan enerjinin yüzde 27’sini, elektrik üretiminin ise yüzde 38’ini karşılayan kömür, iklim krizinin bir numaralı sorumlusu. Bu konuda bir tartışma yok. Yok ama bu bilgi eyleme dönüşmeden kömürle beraber yanıp gidiyor sanki. Kömürden çıkış ne istenildiği kadar hızlı ne de yaygın. Asya ülkesinde kamuoyu baskısının ve iklim hedeflerinin yokluğu kömür kullanımını artırıyor. Türkiye de bu ülkelerden biri. Doğalgazın elektrik üretimindeki payını azaltmaya çalışan Türkiye, elektrik üretiminde ithal kömürün payını yüzde 20’lere kadar çıkardı. 2011 yılında bu oran yüzde 10’du. Hava kirliliği ve seragazı emisyonları artmaya devam ediyor.

Önümüzdeki dört yıl içerisinde kömürün küresel enerji pastasındaki payının yüzde 25’e gerilemesi beklense de bu yeterli değil. Küresel seragazı emisyonlarını azaltmak için Asya ülkelerinin de enerji ihtiyaçlarını kömür yerine rüzgâr, güneş ve biyokütle gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamaları gerekiyor.

Kömürün fiyatını politikalar belirliyor

Kömür ucuz mu değil mi? Elektrik üretiminde seviyelendirilmiş elektrik maliyetlerine (yatırım ve işletim gibi tüm maliyetlerin hesaba katılarak birim elektrik üretim maliyetinin hesaplanması) baktığımızda tablo net. Lazard’ın ağırlıklı olarak ABD piyasasını yansıttığı tabloda kömürden elektrik üretmenin maliyeti kilovatsaat başına 10 sent civarında. Rüzgâr ve güneşten iki kat daha pahalı. Burada vergilerin ve çevre standartlarının payını unutmamak gerek. ABD’de kömürden çıkışın en büyük nedeni ekonomi. Doğu’ya gidildikçe çevre ve sağlık kaygıları azalıyor, kömürün fiyatı da ucuzlayabiliyor.

Birçok ülkede ise kömüre verilen teşvikler maliyetleri etkiliyor. Kömür santrallarından çıkan seragazı emisyonlarının vergilendirilmemesi ya da hava kirliliğine yol açan maddelerin göz ardı edilmesi de hesapları bozan bir başka faktör. Kömürün hasta ettiği insanları iyileştirmek için harcanan sağlık maliyetleri kömür santrallarına yansıtılsa kara elmasın rekabet şansı kalmayabilirdi. Bu noktada son kararı ekonomi değil politikalar belirliyor.

Kömür yakmaya devam edersek hem doğa hem de insan büyük acılarla karşı karşıya kalacak. Son yıllarda görmeye başladığımız hortum ve dolu gibi aşırı hava olaylarının sayısı ve sıklığı artacak. Milyonlarca insan göçe zorlanacak, yok olacak türler besin zincirini ve ekonomiyi (balıkçılığın ve tarımın etkilenmesiyle) etkileyecek. Hava kirliliği nedeniyle gelen erken ölümleri de unutmamalı. Bilim insanları, doktorlar ve çevreciler uyarıyor ama kömür direniyor. Sanayi devrimiyle yazdığı tarihi yok etmekte ısrarcı. Bazı insanların da gözünü karartmışa benziyor.

Yazı: Gazeteci Özgür Gürbüz

Benzer Yazılar

Tekno-hegemonya ve yetersiz kalan hukuk

Ad Hoc

İki dünyamız varmış gibi tüketiyoruz

Ad Hoc

Yeni hayat yeni hukuk

Ad Hoc