Manşet Teknoloji

Mobil uygulamaların önlenemez yükselişi

Mobil uygulamalarımıza güveniyoruz, onları seviyoruz. Durum böyle olunca her işletmenin bir mobil kanal açası, her girişimcinin bir mobil fikir geliştiresi geliyor. Ben de bu yazımda hem ekonomik hem de sosyal açılardan giderek önem kazanan bu konudaki güncel istatistikleri ve gelişmeleri paylaşacağım.

Dünya genelinde her 10 kişiden 9’unun cep telefonu var. Cep telefonunda rekabet, iOS işletim sistemine sahip Apple’ın iPhone’u ile Android işletim sistemini kullanan diğer tüm akıllı telefonlar arasında hız kesmeden devam ediyor. Statcounter verilerine göre Android işletim sistemi, dünya genelinde yüzde 75’lik bir pazar payına sahip. Avrupa, Rusya ve Uzak Doğu pazarlarında Android baskın, ancak Kuzey Amerika’da durum biraz daha farklı çünkü iOS yüzde 53 ile Android’in önüne geçiyor. Avrupa’da ise iOS sadece İngiltere’de ilk sırada geliyor, yüzde 52 ile. Avrupa ülkelerine paralel olarak bizde de durumun çok farklı olmadığını söylemek mümkün çünkü Türkiye’de Android, pazarın yüzde 80’inden fazlasına hâkim.

Rekabeti cihaz markası seviyesinde incelediğimizde Samsung, dünya genelinde yüzde 30 civarında bir pay ile pazar lideri olurken iPhone, yüzde 22 civarındaki payıyla ikinci sıraya yerleşiyor. Yine de iPhone, Kuzey Amerika ve İngiltere gibi dünyanın en gelişmiş pazarlarında birinciliği elden bırakmıyor. Üstelik, görece yakın bir tarihte girdiği dünyanın en büyük pazarı Çin’de yine Çin markası Huawei’nin önünde geçerek pazar lideri olmasıyla da şaşırtıcı bir gerçekliği gözler önüne seriyor.

Uygulama içinden uygulama çıkan dijital dünya

Apple iPhone kullanıcıları, uygulamalarını AppStore’dan; Android kullanıcıları ise Google Play’den indiriyor. Statista’da yer alan verilere göre, 2019’un ikinci çeyreği sonunda Google Play’de 2,5 milyon, AppStore’da ise 1,96 milyon uygulama yer almış. Amazon ve Microsoft’un platformlarını da düşünecek olursak kabaca 5 milyon uygulamadan bahsediyoruz. Tabii bunların çok çok küçük bir kısmı hedeflediği müşteri kitlesi ile buluşmayı başarıyor. Cep telefonu kullanıcılarının son derece limitli olan dikkatini çekmeye çalışan milyonlarca uygulama… Üstelik varlığını hedef kitlesine duyurmak için reklam veren uygulamaların reklamları da yine diğer uygulamaların içinde yer alıyor. Kısacası, uygulama içinden uygulama çıkan dijital bir dünyada yaşıyoruz.

Madalyonun öteki yüzünde yer alan tüketim rakamları ise iştah kabartan nitelikte. İnsanların yarısı günde en az 12 defa cep telefonlarına yüklü olan bir uygulamayı çalıştırıyor. Bu rakam Millenial Kuşağı’nda daha da yüksek; öyle ki bu kuşağın en aktif internet kullanıcılarını oluşturan 5’te 1’inin günde 50’den fazla uygulamayla etkileşime geçtiği bildiriliyor. Yani eğer 23 ile 38 yaşları arasındaysanız ve kendinizi aktif bir cep telefonu kullanıcısı olarak tanımlıyorsanız; muhtemelen günde ortalama 50 kez uygulamaların ikonlarına tıklıyorsunuz. Ürkütücü bir sayı, değil mi?

Çoğu milenyum kuşağından yüzlerce insan, Pokemon Go için toplandı. Gözlerin telefonda olduğu bu kalabalık, 2016 yılında oyun oynamak için Madrid’de bir araya gelenlerden.

Cep telefonlarımızda ortalama 20-25 uygulama yüklü. ComScore’a göre mobil ekranda geçirdiğimiz zamanın yüzde 90’ını bu uygulamalarda harcıyoruz. İşin ilginç yanı yine bu zamanın yüzde 70’inden fazlasını da sadece en sık kullandığımız ilk üç uygulamaya ayırmamız. En sık kullandığımız 10 uygulamadan geriye kalanlara ise zamanımızın sadece yüzde 4’ünü ayırıyoruz. Daha da ilginç bir istatistik ekleyelim o halde. Uygulamayı indirdik peki sonrasında ne yapıyoruz? Araştırmalara göre indirilen uygulamaların yüzde 75’ini indirdikten sonra sadece bir defa kullanıyoruz. Kullanmaya başladığımız uygulamaların en az yüzde 70’ini ilk üç ay içinde terk ediyoruz. Tüm bunlar da bu pazarda para kazanan bir uygulamaya sahip olmanın hiç de kolay olmadığını gösteriyor. Son kullanıcı tarafından bakıldığında ise bu istatistikler bize yeni uygulamalar keşfetmek için harcadığımız zamana yazık olduğunu söylüyor adeta.

Google, sosyal medya ve online alışverişin gerisinde

Akıllı telefon kullanıcıları olarak 3 ila 5 uygulamaya bağımlıyız ve zamanımızın neredeyse tamamını bu uygulamalara harcıyoruz. Herhangi bir şeyi merak ettiğimizde bir mobil tarayıcı açıyor ve Google’a soruyoruz. Ancak istatistikler gösteriyor ki cep telefonlarımızı esas bu amaçla kullanmıyoruz. Aksine cep telefonunda geçirdiğimiz zamanı en sevdiğimiz 3 sosyal medya uygulamasına ayırıyoruz. Sosyal çevremizin ne yaptığını ve ne düşündüğünü ne kadar önemsiyormuşuz meğer. Bu uygulamalar öncesinde bu ihtiyacımızı nasıl karşılıyorduk acaba? Sosyal medyada zaman geçiriyoruz ama cep telefonumuzda ”o olmazsa yaşayamam” dediğimiz uygulamaların başında online alışveriş uygulamaları ve Google’ın araçları geliyor. Comscore’un, 2017’nin sonunda, Amerika Birleşik Devletleri’nde 18-34 yaş grubu özelinde gerçekleştirdiği bir araştırmanın sonuçlarına göre, insanların “cep telefonumda olmazsa yaşayamam’’ dediği uygulamaların başında Amazon ve Gmail geliyor. Aynı listenin 6’ncı sırasında ise Google Maps yer alıyor. Belirli ihtiyaç kategorilerinde pazarda fark yaratmış olan Uber, Yelp, AirBnb, Spotify ve Shazam gibi uygulamalar ise cep telefonumuzda görece daha az ama buna rağmen yine de öz olarak kullandığımız kıymetli uygulamalar. Netflix gibi dijital yayıncıların mobil uygulama kullanım oranları da sürekli artıyor. Sosyal medyaya bakmaya ara verdiğimizde kısa bir süre eğlenmek için kullandığımız oyunlarımız da var irili ufaklı. Sıkıldıkça bunları da değiştiriyoruz elbette. Ayrıca sık alışveriş yaptığımız marketin ve sevdiğimiz markaların indirim ya da fırsatlarını sunduğu sadakat uygulamalarını da cep telefonumuzda tutuyoruz. Son olarak, en sık işlem yaptığımız bankamızın mobil uygulamasına da mutlaka sahip olmamız gerektiğini düşündüğümüz için bir de onu ekliyoruz.

İnsanlar satın alma amacına sahip olmasalar bile ürünleri keşfetmek, telefonları ve uygulamaları deneyimlemek için Apple mağazalarını ziyaret ediyorlar. (Apple Store, New York)

Nereye gidiyor bu mobil uygulamalar?

2018 yılına ait toplam uygulama indirme sayısı 205 milyar olarak kaydedilmiş. Uzmanlar bu sayının her yıl yüzde 15 ila 25 arasında artacağını tahmin ediyor. Yani bıkmadan usanmadan uygulama indirmeye, yeni uygulamalar çıkarmaya ve çıkanları da denemeye devam ediyoruz. Bu uygulamalar üzerinden yaratılan ekonominin, 2020 yılında 190 milyar doları aşması bekleniyor.

İndirilen uygulamaların çok büyük bir kısmı, ücretsiz indirilebilen uygulamalar. Ancak bu uygulamaların da reklam modeli üzerinden yarattığı gelir, toplam uygulama gelir pastasının yüzde 98’ine denk. Oynadığımız oyunlarda ve eğitim uygulamalarında can veya ekstra süre kazanmak, ücretsiz haber okumak ve arkadaşlarımızın paylaşımlarını görebilmek için reklam izliyoruz. Reklamları araya sıkıştıran da var, ekranı reklamla kaplayan da. Reklam ister misin diye soran da var, hiç çaktırmadan içeriğin içine iliştiren de. Şekli her nasıl olursa olsun, bugün reklam endüstrisinin birincil ulaşım kanalını bizim ücretsiz indirdiğimiz uygulamalar oluşturuyor. Bu uygulamalar bizimle ilgili bir sürü veri topluyor ve bu yolla reklamların bizimle alakalı olması da sağlanıyor. Ancak bu verilerin bunun dışında ne amaçlarla kullanıldığını pek sorgulamıyoruz.

Uygulamalar giderek daha otomatik, daha becerikli ve daha akıllı hale geliyor. Kim bilir, belki de gün gelecek içine doğdukları cep telefonlarına karşı bağımsızlıklarını ilan edecekler. O gün geldiğinde uygulamaların ekonomisinden bahsetmeyeceğiz. Yüksek ihtimalle bütün ekonomi, uygulamaların içine gömülmüş hale gelecek. Eğer hâlâ uygulamalarla barışmadıysanız, yeniden düşünmek de fayda var zira zamanı çoktan geldi.

Yazı: Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kaan Varnalı

Benzer Yazılar

Var mıyım yok muyum?

Ad Hoc

Animasyonda Sovyet ekseni

Ad Hoc

Sokaklarda kaç çocuk var?

Ad Hoc