Kültür

Modern hippilerin adresi: Semadirek

semadirek

İngilizce’de ada kelimesinin karşılığı olan “island”, “isolation” yani izole olmak, yalnızlık kelimeleriyle aynı kökten geliyor. Semadirek, işte bu izole olma durumunun ve yalnızlığın hakkını veren bir ada. Türkiye-Yunanistan sınırındaki Enez’in açıklarında; yalnız ama ihtişamlı, bugün pek popüler olmasa da geçmişin anılarıyla gururlu bir dağ-ada.

Dağ-ada diyorum çünkü Semadirek neredeyse tamamen bir dağdan oluşuyor. Dağın ismi Fengari; yani ay/ay ışığı. Dağ, adadaki tek kasabanın doğusunu kaplıyor. Semadirekliler için ay, dağın içinden çıkıyor.
Adanın Yunanca adı Samothraki. “Trakya’nın Samos’u” demek. Bunun nedeni, adadaki ilk Yunan kolonisini kuranların muhtemelen Samos (Sisam) adasından gelip buraya yerleşmesi. Ada, antik dönemde Yunan coğrafyasının en önemli dini merkezlerinden. Bu önemi anlatmak için bir örnek: Truva’daki tapınaklar ve rahip evleri, Semadirek’e doğru, adayı görebilecek şekilde inşa edilmiş. Ada için, Antik Yunan’ın Mekke’si denebilir!

Truva Semadirek’i görebildiği gibi, Semadirek de Truva’yı görür doğal olarak. İlyada’da Truva Savaşı’nın anlatıldığı bölümde geçer Semadirek’in ismi: Deniz tanrısı Poseidon, savaşı Semadirek’in Fengari zirvesine oturup izler!

Semadirek, Makedon kraliyet ailesinin adayı himayesi altına almasıyla iyice önem kazanır. Ada, Antik Yunan’da en önemli inanç sistemlerinden biri olan Yüce Tanrılar İnancı’nın (Theoi Megaloi) merkezidir. Yüce Tanrılar Tapınağı’nın kalıntıları, bugün adanın en ilgi çeken yeri.

Eski zamanlarda da Makedonya’dan, Ege adalarından hatta daha uzaklardan insanlar hacı olmak için bu tapınağı ziyaret eder; (özellikle hırçın denizden) korunma, manevi huzur, uzun bir hayat ve seçkin bir ahiret için ibadet ederlerdi. İbadetler gece yapılır ve dans edilirdi. İlk kez katılanların gözleri bağlı olmak zorundaydı.

Eski tanrılar burada hâlâ yaşıyor

Bu inanç sisteminde sınıf, zenginlik, cinsiyet ayrımı yoktu; herkes eşitti. Kadınlar, köleler ve yoksullar da ibadete katılabilirdi.

Semadirek gibi izole bir adayı Antik Yunan uygarlığının merkezine taşıyan Yüce Tanrılar İnancı, Hristiyanlığın yayılmasıyla önemini kaybetti. Adaya gelip gidenler azaldı. (Bugün Semadirek iki bin kişi civarı bir nüfusa sahip. Keçi sayısı insanlardan çok daha fazla.) Ama tüm Yunan coğrafyasında Hristiyanlığa en çok direnen yine Semadirek oldu. Hristiyanlığın ortaya çıkışından neredeyse bin yıl sonra bile, tüm Yunanlar Hristiyan olmuşken, Semadirek’te eski tanrılara bağlı Yunanlar yaşıyordu. Semadirekliler, Hristiyan olduktan sonra da eski paganik ritüellerini yaşattılar. Bu ritüeller arasında büyücülük de vardı. Semadirek büyücüleri, uzun süre rağbet görmeye devam etti.

Semadirek’in şaşaalı döneminden kalan en önemli eser, zafer tanrıçası Nike’nin dünyaca ünlü heykeli. Literatürde “Semadirekli Nike” olarak geçer ve dünyanın en önemli heykellerinden biridir. Nike heykeli bugün adada değil; Paris’teki Louvre Müzesi’ni süslüyor. Adadaki müzede ise bir replikası duruyor.

1863’te adaya gelen Fransız elçisi ve amatör arkeolog Champoiseau, Sultan Abdülmecit’in izniyle heykeli ve diğer önemli kalıntıları Paris’e götürüyor. Adalıların iddiasına göre, heykelin başı bu taşıma sırasında düşüp onarılmayacak şekilde parçalanıyor!

Tatil cennetlerinden uzakta

Semadirek, güzel bir kıyı şeridine sahip Yunan tatil adalarından hiç değil. Dağdan inen şelaleleri, şelalelerin oluşturduğu kaya havuzları ve derelerinin etrafındaki antik ormanları ile bambaşka bir dünya adeta.
Bu farklı adayı, farklı bir kitle Kabe’si olarak seçmiş: Modern hippiler! Antik çağların geceleri dans ederek ibadet eden hacıların yerini, adada düzenlenen elektronik müzik festivalinde dans ederek kendinden geçen hippiler almış.

Modern hippiler, 1960’ların çiçek çocuklarından biraz farklı: En başta müzik zevkleri ve dansları değişmiş durumda; giysileri ve saç şekilleri de öyle. Eski kuşak hippiler kadar dünya işlerine kafa yormuyorlar.

Ama eski hippilerle ortak noktaları da çok: Otellerde kalmıyorlar, doğanın içinde kamp yapıyorlar. Adanın gölet ve denizlerine çıplak giriyorlar, uyuşturucuya meylediyorlar, özgürlüklerine düşkünler…

Akşamları Therma köyünün kahvesinde dünyanın onlarca farklı ülkesinden gelmiş hippiler buluşuyor, sohbet ediyor, birlikte müzik yapıyor. Ada, modern dünyadan kaçmak isteyenler için gerçek bir kurtarılmış bölge.

Trakyalılar için ada merakla karışık bir korku nesnesi

Semadirek’in Trakya halkı üzerinde de gizemli bir etkisi de var. Trakya’nın güney yarısından görülebilen bu dev cüsseli dağ-ada, her Trakyalıda merak uyandırıyor. Çok yakın olmasına rağmen gidebilen çok azdır ama. Semadirek, Saros kıyılarındaki tatil beldelerinin de değişmez manzarasıdır. Kız kardeşi Gökçeada’dan daha heybetli olduğu için dikkati mutlaka o çeker.

Semadirek sadece görüntüsü ile değil, sesiyle de Trakyalıları etkiler. Kış mevsiminde, sert güney rüzgârları dağ-adanın etrafından geçerken bir uğultu çıkarır. Bu uğultu Trakya içlerine kadar ulaşır. Trakya’da eskiler, bu sesi duyduklarında “Semadirek inleyi (inliyor)” derler. Bu ses, güney rüzgârlarının yağış getireceğinin de habercisidir.

Semadirek, yeni dünya düzeninden uzak, eski dünyaya ait bir dağ-ada. Kolay kolay da işgal edilebilecek gibi gözükmüyor.

Atakan Sevgi
Tarih Araştırmacısı

Benzer Yazılar

Basit bir iddianın hediyesi: Animasyon

Ad Hoc

Bir zamanların ‘beyaz gelini’ Siirt

Ad Hoc

Bisikletin bir ‘cankurtaran’ olarak portresi

Ad Hoc