Kültür

Müzikte zamansız bir devrim: Theremin

Müzikte zamansız bir devrim: Theremin

Daha önce hiç bir orkestrayı yönettiğinizi düşündüğünüz oldu mu? Yüzlerce insan ve enstrümandan beklediğiniz sesin çıkıp çıkmayacağını bilmeden, onları harekete geçirmenizi bekleyen yine yüzlerce izleyicinin ortasında… Büyük gerginlik! Ama kim bilir, belki de eliniz seslerle birlikte sihirli bir değneğe dönüşecek ve o gerginlikten harika bir dinleti doğacak.

Kuralı da bileni de az olan bir enstrüman keşfeden Lev Sergeyevich Termen, theremin’i tıpkı böyle bir orkestraya benzetiyor: “Mekanik olarak çalışmayan bir müzik enstrümanı yapmak istemiştim. Bir orkestrayı yöneten şef gibi. Orkestra şefi ellerini havada hareket ettirir ve bunun müzik üzerine direkt etkisi vardır.” Görmeden, dokunmadan sadece hissederek çalabileceğiniz üstelik fantastik dünyanın kapılarını aralamış ve korku filmlerinin uğultularına karışmış galaktik bir ses.

Bugün olsa ilginç bakmayacağımız bu ses, geçmişte üretilen tuhaf senaryoları öğrenince biraz daha anlaşılır oldu; çünkü ilk zamanlar, theremin çalan sanatçıların gelecekten ya da Ay’dan geldiğine inanılıyordu. Hiçbir şekilde dokunmadan sadece ellerini havada süzülürken görenler, sanatçıları büyülü bir dünyanın yeni yüzü gibi hissettiler. Theremin, çıkan ses ile thereminist arasında bir enstrüman, daha doğrusu elektromanyetik alan dışında hiçbir şeyin olmadığı elektronik sesin devrimi.

Termen ise gelecekte elektronik müziğin ilham kaynağı, filmlerin sesi olacağından habersiz, tesadüfi icadını geliştirme çabasındaydı. Elektronik devrenin çok hassas bir algılama yeteneğinin olduğunu, hatta elinin hareketlerinden bile etkilendiğini fark edince devreye bir kulaklık bağlayarak etkileşimi sese dönüştürmeyi başarır. Termen, müziği ve fiziği oldukça sevdiği bilinen Rus lider Vladimir Lenin’e theremin’i tanıtır, Lenin de theremin’in ses ve dizaynından bir hayli etkilenir. Müziğin medeniyeti güçlendiren etkilerinin farkında olan Lenin, bu tip icatların elektrikselleşmeye katkı sağlayacağını ve böyle bir icadın komünizmi güçlendireceğini düşünür. Avrupa ve ABD’ye götürür ve cihazı tanıtır. Bir kere dinleyenlerin “iyi ki de götürmüş” diyeceği Keman virtiözü Clara Rockmore, thereminle bu sayede tanışır; ileride en iyi theremin sanatçılarından biri olacağından habersizken.

Elektronik bağlantılı bir cihaz olan theremin, ilk icadından sonra teknoloji ile paralel ilerleyerek geliştirilen elektronik müziğin doğmasının sebebidir. Bilimkurgu ve korku filmleri başta olmak üzere filmlerde kullanılan sesin theremin’den geldiği ise birçok insan tarafından hâlâ bilinmiyor. The Big Bang Theory izleyenler belki biraz alışıktır.

Onca teknolojik ve dokunmatik çağ içinde hiçbir temasın olmadığı theremin zamansız ve sihirli bir sese sahip. Komplike bir müzik aleti olmamasına rağmen çalması zor zira güzel sesleri birleştirip doğru sese ulaşmak oldukça zor.

Theremin bizi kendimize açabilir
Seslerin, beynimizdeki alana etki ettiğini, hatta terapi ve telkin yöntemi olarak kullanıldığını, dalgalarla insan vücudu üzerine beklenmedik etkiler yarattığını biliyoruz. Peki, müzik gerçekten bir terapi yöntemi olarak fayda sağlıyor mu?

Bilimsel araştırmalara göre, müzikal aktiviteler beyin sinyallerinin yönlerini analiz ediyor. Müzik dinlerken ya da herhangi bir müzik aleti çalarken, beynimizin farklı yerlerinden alınan sinyallerin oradaki sinirleri harekete geçirdiği savunuluyor. Dinlenen müzik, beyindeki zevk merkezi olan nükleus akumbens’i harekete geçirir, bu da vücudumuzda nörokimyasal dopamin salgılanmasına neden olur. Muhtemelen bu sebeplerden müzik ve ses yüzyıllardır terapi yöntemi olarak kullanılıyor.

Müzisyenlerin, müzik dinleyicileri ile arasında da ciddi bir bağ var. Beden/hareket tanıma ve nefes teknikleri daha çok gelişmiş olan müzisyenler, his ve duygu değişimlerinde diğer insanlara oranla çok daha kontrollü.
Peki, theremin bizi kendimize nasıl açacak? Doğru sesi bulmak, yetenekten çok daha önemli olan ruh ve beden arasındaki uyuma bağlıdır. Theremin çalmak için herhangi bir yeteneğe gerek olmasa da vücudu ve ellerin hareketlerini doğru kontrol etmek gerek. Çalan kişilerin yorumu bu sadece. Onlar da gözlerini kapattıklarında daha doğru hareketle daha doğru sesi çıkarıyor ve bedenini doğru kontrol edebiliyorlar. Dorit Chrylser, theremin dersleri de veren bir theremin sanatçısı, bu sesin bilinmesi ve insanla bütünleşmesi için ciddi bir disiplinle çalışıyor ve şöyle diyor; “Kendinize odaklanmak zorundasınız, bu odaklanma sırasından çevreden rahatsız olmuyorsunuz. Şu anda bizi her zaman rahatsız edecek binlerce şey var, bu yüzden theremin size kendinize odaklanmayı, vücudunuzun ne kadar ve nasıl hareket ettiğini öğretir. Hareket ettiğini sanmasanız bile -aslında hareket hep var- dinlemeyi öğrenirsiniz… ”

Sanıyoruz ki hissetmediğimiz, bilmediğimiz ya da düşünmediğimiz bir sesi çıkarmamız pek de mümkün değil. Kim bilir belki de insanın kendini tanıması ve kocaman bir orkestrayı yönetmek için tıpkı bir orkestra şefi gibi yüzlerce insana arkasını dönmesi gerekir.

Benzer Yazılar

“AN”ları çoğaltmak

Ad Hoc

“İyiliği ortaya çıkarmanın zamanı geldi”

Ad Hoc

Yabancı gezginlerin gözünden Türk kadınları

Ad Hoc