Kültür

Paparazzo 60 yaşında

Paparazzo 60 yaşında

Trevi Çeşmesi’nin orta yerinde siyah elbisesiyle dans eden Anita Ekberg, hareketli bir gecenin ardından sabahı etmiş İtalyan playboyların ve it-girl’lerin kumsalda karşılarına çıkan mutant deniz yaratığı ve dudaklarından eksik etmediği sigarasıyla, helikopter peşinde ünlülerin peşinde koşan bir dedikodu gazetecisi… 2. Dünya Savaşı ertesinin ekonomik sıkıntılarını, Bisiklet Hırsızları’nı ve yeni-gerçekçi kodlarını geride bırakmış İtalyan toplumunu, tüm hedonist hazları ve ince örülmüş estetiğiyle kucaklayan “tatlı hayat” 1960 yılında vizyona girdiğinde, Vatikan’ın resmi gazetelerinde ahlaksızlığı yüceltmekle itham edildiği gibi dönemin liberal sinema eleştirmenleri tarafından bile “biraz fazla” bulunmuştu. Bizse, filmin unutulmaz başrol oyuncusu Marcello Mastroianni’yi ve yönetmeni Federico Fellini’yi milenyumun öbür tarafından saygıyla selamlıyoruz.

La Dolce Vita, elit tabakayı resmeden bir filmdi ve bugün mevcut olmayan bir dünyaya aitti. 60 yılda neler değişmişti de yok olmuştu mu dünya? “1960’lar, aşırı ayrıcalıklı üst sınıfların bayağı zevklerle haşır neşir olmaya başladığı 20’nci yüzyılın ikinci yarısında, köprüden önce son çıkışı simgeleyen, Mad Men dönemine has duyarlı bir yüksek estetiği simgeliyordu” diyor Rollling Stones yazarı Charles Bramesco. Sonrasında Reaganomics’le ortaya çıkan yanık tenli, aşırı gösterişli para babaları simgelemeye başlayacaktı kalite standartlarını, ki bu türün son temsilcisi şimdi Washington’ın en ünlü sarayında ikamet ediyor.

Bir kavramın yükselişi ve düşüşü

Ancak bugünden baktığımızda, kaybolan bir figür daha görüyoruz geçen yıllarda: Paparazzo. Filmde çevik ve girişken bir foto muhabirin adıydı Paparazzo. Filmden ilhamla 1961 yılında TIME dergisi tarafından lansmanı yapılarak dolaşıma sokulan (çoğul) paparazzi kavramı, sırnaşık ve işgalci dedikodu gazetecileri için kullanılır olmuştu. Fellini üzerine çalışan akademisyen Peter Bondanella, sözcüğün yaygın bir İtalyan adı olmakla birlikte, rahatsız edici bir sivrisinek türü olan paparaceo’nun küçük bir müdahale sonrası aldığı bir biçim olduğunu iddia ediyordu. Filmin senaristlerinden Ennio Flaianı ise George Gissing’in romanındaki aynı isme sahip bir karakterden esinlenerek hayat verildiğini belirtiyordu Paparazzo’ya. Olgusal hakikat her ne olursa olsun, Paparazzo tatlı hayatlarına ortak olduğu üst sınıfların ardından hayatta kaldıysa da 2000’li yılların ilk çeyreğinde yok olmaya yüz tuttu.

Öncesinde, Angelina Jolie ve Brad Pitt’in ilk bebeklerinin fotoğrafını 4,1 milyon dolara, Demi Moore ve Ashton Kutcher’ın düğününü 3 milyon dolara satabildi, aylık 10 bin dolarlara ulaşan gelirler elde edebildi elbette. Sonrasında US Weekly’nin ünlüler ve zenginler sınıfını bizden biri, yani çocuk emzirirken, benzin alırken, üç aylık sakalıyla sahilde alkolünü yudumlarken belgelediği “Just Like Us” serisi başladı. Bu dönemler de paparazzo için bereketli geçti. Ancak sosyal medyayla birlikte imaj ve belge üretme işi, üst sınıf temsilcilerine geçti. Herkes kendi markasını yönetmeye başladı. Ve Paparazzo giderek unutulmaya yüz tuttu.

Benzer Yazılar

Deniz göçerleri

Ad Hoc

Müzikten bisiklete Türkiye’nin altmışlı yılları

Ad Hoc

Animasyonda Sovyet ekseni

Ad Hoc