Ekonomi Manşet

Rekabetin tatlı yüzü

“İnsanlık hiçbir zaman tek bir birleşik dünya düzeni altında yaşamadı. Sürdürülebildiğinde bile düzen sadece sınırlı bölgelerin değişen hatları içerisinde var oldu ve o zaman bile kaçınılmaz gerginlikler ve çakışmalar yaşandı,” diyor Henry Kissinger Los Angeles Times için yazdığı bir yazıda. Sonrasında ise okurları Olimpiyatların 125’inci yıl dönümünü oyunların amaçlarından biri olan “spor aracılığıyla barış” konseptine saygı duyarak kutlamaya davet ediyor.

Dünyanın en uzun süredir devam eden spor etkinliği olan Olimpiyat Oyunları’nın hikâyesini hepimiz az çok biliyoruz. M.Ö 8’inci yüzyılda Antik Yunan kenti Olimpiya’da başlıyor Olimpiyatlar ve M.S. 4’üncü yüzyıla kadar devam ediyor. Bizim daha yakından tanıdığımız Modern Olimpiyatlar ise 1894’te Paris’te Baron Pierre de Coubertin’in inisiyatifiyle tekrar dünya gündemine taşınıyor. İlk bakışta bile Olimpiyatların birlik ve beraberlik düşüncesi altında kurgulanmış olduğu belli oluyor: Olimpiyatların logosundaki beş zincir beş kıtayı temsil ederken logodaki renkler dünyadaki bütün ülkelerin bayraklarına bakılarak, her bayrağın temsiliyet bulabileceği şekilde seçiliyor. 125 yıllık tarihi içerisinde Olimpiyat Oyunları dünyanın en çok izlenen etkinliğine dönüşüyor. Rakamlarla anlatmak gerekirse, 2016 Rio Olimpiyatlarının 3,2 milyar kişi tarafından izlendiği ve yayın haklarından yaklaşık 3 milyar dolarlık bir gelir elde edildiği biliniyor.

Iphitos’un keskin kılıcı

1992 yılında Uluslararası Olimpiyat Komitesi, Antik Olimpiyatların bir geleneği olan “Olimpiyat ateşkesi” kavramını geri getirdi. Antik Yunanistan’da Olimpiyatlar atletik olduğu kadar dini de bir törendi.

Rivayete göre, M.Ö. 8’inci yüzyılda Olimpiya’yı da içerisinde bulunduran Elis’in kralı Iphitos; o dönemde sürekli birbirleri ile savaş halinde olan ve ayrı yönetimlere sahip 20 şehir devletini, Tanrıların dikkatini çekebilmek amacıyla onların sevdiği dinsel kökenli oyunların bulunacağı bir seri dini ritüellere katılmaları konusunda ikna etti. Iphitos; Sparta kralı Lykurg ve Pisa kralı Kleosthenes ile bir antlaşma yaptı. Antik Yunanca’da “silah bırakma” anlamına gelen “ékécheiria” yani Olimpiyat ateşkesi kavramı böylece ortaya çıktı. Olimpiyatlardan önce ve sonraya kadar devam eden ateşkes Elis şehir devletine saldırıyı yasaklıyor, Olimpiyatlarda yarışacak olan sporcuların ve diğer katılımcıların Elis’e sağ salim gelip ve ülkelerine güvenli bir şekilde geri gitmelerine yardımcı olmayı amaçlıyordu.

Ateşkesin amacı sürmekte olan bütün savaşların durdurulması değildi. Aksine, ateşkesin vurgulamak isteği asıl nokta bütün Helenik dünyadan katılımcıların bir arada buluştuğu bu dini ritüelin “dünyevi” savaşlardan daha önemli olduğuydu. Antik Olimpiyat ateşkesinin yaklaşık 12 yüzyıllık hayati boyunca çiğnendiği zamanlar oldu; fakat bu anlar enderlikleriyle ünlülerdi.

Spor aracılığıyla evrensel barış?

Modern Olimpiyat ateşkesi her Olimpiyat seremonisinden önce Birleşmiş Milletler’in de desteğiyle beraber devletleri, ayrımlarını bir kenara bırakıp Olimpiyatlar boyunca savaş aktivitelerini durdurmaya davet ediyor. Aday şehirlerin barışı nasıl destekleyeceklerine dair bir plan yaratmalarını koşul koyuyor. Olimpiyat ateşkes elçileri projesi aracılığıyla sanatçılardan, akademisyenlerden, iş insanlarından, sporculardan ve öğrencilerden bu hedefi dünyaya duyurmaları konusunda yardım alıyor. Bunun naif ve ütopik bir hedef olduğu aşikâr. Her ne kadar çoğu ülke Olimpiyatlardan önce BM önergelerini imzalasa da önergeler bağlayıcı değil.

Yine de Olimpiyat ateşkesini umursamazca bir kenara atmak da doğru değil. Diplomasi ve uluslararası ilişkilerde umutsuz görünen pek çok ritüel var. Hatta; uluslararası organizasyonlar, siyasetçiler ve diplomatlar çoğu zaman şatafatlı, ulaşılması neredeyse imkânsız hedeflerle kamunun karşısına çıkıyorlar. Kabul etmek gerekirse, bunların hiç biri kulağa “evrensel barış” kadar çocuksu gelmiyor. Üstelik, geçtiğimiz senelerde skandallarla gündeme gelen Olimpiyatlar gibi bir para makinesi etkinliğin bu kadar asil bir hedefin siyasetini yapıyor olması biraz zorlama gibi de gözükebiliyor. Fakat, bu inisiyatiften çıkan birkaç güzel anı sizlere sunmak istiyorum.

1994 Lillehammer Olimpiyat oyunlarında ilan edilen Olimpiyat ateşkesi sayesinde Bosna’ya insani yardım verilebildi ve ateşkes döneminde yaklaşık 10 bin çocuğa aşı yapıldı. 1996 Atlanta Olimpiyatlarında ateşkes sayesinde Afganistan ve İran’da yine aşı kampanyaları yürütüldü. 2000 Sydney Olimpiyatlarında ilk defa Kuzey ve Güney Kore tek bir Kore bayrağı altında beraber yürüdüler. 2016 Rio Olimpiyatlarında ilk defa tamamen mültecilerden oluşan bir Olimpiyat takımı yarıştı.

Anlayacağınız “evrensel barış” bağlamında Olimpiyat ateşkesinin asıl hedefi savaş halinde olan toplumların spor aracılığıyla birbirleriyle iletişime geçmesini sağlamak, savaş halinde olan ülkelere insani yardımda bulunmak ve bütün dünyanın izlediği bu etkinlikte barış ve uzlaşma konusunda bir diyalog süreci yaşanmasına fırsat tanımak. Bu hedeflere ulaşabilmek amacıyla çalışan pek çok siyasetçi, diplomat ve gönüllü var. Ben onları deniz yıldızının hikâyesindeki adama benzetiyorum.

Yazı: Gazeteci Nazlı Selin Özkan

Benzer Yazılar

Sanat ve tasarımın mükemmel birlikteliği: OMM

Ad Hoc

Var mıyım yok muyum?

Ad Hoc

Doğuda meditasyon, batıda ASMR

Ad Hoc