Kültür

Ruh halimizden kopyalar

Ruh halimizden kopyalar

Her türlü üretimin evlere tıkıldığı bir yıldı. Popüler kültür de dahil. Onu besleyen şey her zaman olduğu gibi sokak değil, evlerde dönen gündelik yaşantılardı. Dinlediğimiz müzikler, izlediğimiz her şey, okuduklarımız ve tüm kültürel tüketimlerimiz haleti ruhiyemizden çaldı çırptı. Geride bıraktığımız yılın popüler kültür sermayesinde ufak bir yolculuğa çıkalım.

Dinlediklerimiz…

Spotify’ın kısa süre önce açıkladığına göre, Türkiye’nin geçtiğimiz yıl en çok dinlediği şarkıcı yine Ezhel oldu. Bu, Ezhel’in zirvede çıktığı üçüncü yıl. Belki bu haber bu yönüyle sürpriz değil ancak en fazla dinlenen ilk 5 şarkıcının 4’ünün rap şarkıcısı olması belli ki bir şeyler söylüyor. Üçüncü sırada Murda, dördüncü sırada Sagopa Kajmer ve beşinci sırada Patron’un yer aldığı bu isyankâr müzik karnesinin ikinci sırasında Sezen Aksu var. Yani Türkiye pandemide duygularına en coşkun haliyle rap müzikte karşılık bulurken, nostalji ve hüzün kotasını Sezen Aksu’yla doldurmaktan vazgeçememiş. Bir diğer okumayı da, 2020’nin en fazla yükselişe geçen müzik türünün “indie” olması üzerinden yapmak mümkün. İngilizce’deki haliyle “independent” yani bağımsız kelimesinden türeyen indie, ana akımdan sapan özgün tarzıyla, 2020’nin bir diğer arayışına çare olmuş. Zira 2020’nin en çok dinlenen 10 müzik grubundan 5’i indie grubu olmuş.

Podcast’ler de popüler kültüre malzeme veren ve ondan ödünç alan en önemli varlıklar haline geldi. Özellikle de pandemiye amansız yakalandığımız Mart-Nisan periyodunda. Öyle ki Podtrac’in paylaştığı verilere göre; 27 Nisan-3 Mayıs arasında tüm dünyada podcast’lerde haftalık indirilme sayılarında yüzde 25 artış yaşandı. Dinleyici sayısı yüzde 8 yükselirken, yalnızca Mart ayında Spotify’a 150 bin yeni podcast yüklendi. Ancak burada da toplumun ruh haline ve ihtiyaçlarına dair konuşan şeyler var. Pandeminin “hepimiz aynı gemideyiz” gerçeğini hatırlatan ruhu, ihtiyacımız olan hikâyelerin, dünyanın geri kalanından farklı olmadığını gösterdi. Zira geçtiğimiz yıl en çok tükettiğimiz ilk 5 podcast türünün 4’ü dünyayla aynı: Toplum ve Kültür, Komedi, Hayat Tarzı ve Sağlık, Sanat ve Eğlence. Son sırada ise Hikâyeler var.

İzlediklerimiz…

Toplum psikolojisinin büyük ve küçük ekranlara yansıyan tarafında psikolojik dramaların yükselişi dikkat çekti. Kırmızı Oda, Masumlar Apartmanı gibi yapımlar gerçek hayatın içinden hikâyelerle, gerçeklik ve kurgunun iç içe geçtiği pandemi günlerinin tam da kalbine dokundu. 1 milyonun üzerinde abonesi olan ve Uzman Psikolog Gökhan Çınar’ın Bana Göre Tv’deki YouTube programı Katarsis’in bu denli ilgiye mazhar olması da benzer bir şey söylüyor. Yine gerçek ve abartısız hikâyelere olan açlığa hitap eden Berkun Oya imzalı Netflix yapımı Bir Başkadır’ın, dile gelse de ekranlara gelmeyenleri vermesi de bu yüzden karşılığını aldı. Kısacası 2020’nin popüler kültür karnesinin ekran ayağında bariz bir gerçeklik arayışı hâkimdi.

Netflix’in paylaştığı veriler de aslında bu ihtiyaçların bir sağlamasını yapıyor. Çünkü Türkiye’de geçtiğimiz yıl Netflix’te en çok tüketilen tür dramalar oldu. İkinci sırada ise bir başka malum ihtiyaca yanıt veren tür çıkıyordu karşımıza: komedi. Hatta biraz daha derine inildiğinde, burnumuzun ucunu dahi pencereden çıkarmaya korktuğumuz ilk aylarda -Nisan-Mayıs-Haziran- komedi ve stand-up türlerinin zirveye çıktığı görülüyor. Bahsi geçen gerçeklik arayışı, buradaki tüketimlere de yansıdı. Çünkü bu platformda da yılın en çok çıkış yapan türü reality türündeki yapımlar oldu.
Box Office Türkiye verilerine bakıldığında ise, elbette sinemaların aldığı büyük darbenin altında ezildiği görülüyor yapımların. Buna göre yılın en çok izlenenleri, en fazla Şubat ayına dek uzanabilmiş. İlk sırada ise 31 Ocak tarihinde vizyona giren ve 3,5 milyonun üzerinde seyirci çeken Eltilerin Savaşı var.

Okuduklarımız fakat dinlediklerimiz…

Bugün büyük kitabevlerinin sitelerini basit bir ziyaretle incelediğinizde, psikoloji ve kişisel gelişim kitaplarının, bir kez daha çok satanlar listelerinde yer bulduğunu görüyorsunuz. Ancak yine de roman türünün hakimiyeti de söz konusu.

2020’de belki de ilk kez okuma deneyiminin dinlemeyle bu denli iç içe olabileceği görüldü. Sesli kitap uygulamalarına olan talep artışı bunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Storytel yılın ilk 6 ayının sonunda gidişatı resmeden veriler paylaşmıştı. 2019 yılında Türkiye’de toplam 4 milyon 54 bin 400 saat sesli kitap dinlenirken, 2020 yılının ilk ayında bu sayı 4 milyon 200 bin saate erişti. Bu muazzam artış elbette içerik kapasitesine de yansıdı. Örneğin Storytel’in verdiği tepki, 2019’da platforma toplamda bin kitap dahil etmekken, 2020’nin ilk 6 ayında bu rakamı 800’e eriştirmek oldu.

Eğlendiklerimiz…

Eğlence alışkanlıklarının evlere ve odalara indirgendiği bir yılda, bu alandaki içerikler de bir adaptasyon süreci yaşadı. En büyük örnek kendisini “sürdürülebilir müzik festivali” olarak adlandıran FestTogether’dı. 2019’da Küçükçiftlik Park’ta eğlendiren festival bu kez FestTogether Evde konseptine geçiş yaptı. İhtiyaç Haritası ile birlikte 343 binden fazla ihtiyacın karşılanmasına vesile olan organizasyon, aslında fayda ve eğlence dünyasının ne denli iç içe olabileceğini de ispatladı. Dile kolay 15,5 saat süren canlı yayını 1 milyon 374 bin izleyici takip etti.

Bu yıl “iptal”lerle geçti. Hayaller, planlar ve geriye kalan her şey. Suratımıza çarpan bu iptaller dünyasında, iptal edilmesi mümkün olmayan bir organizasyon hayata geçirdi adidas. Adına ise adidas Uncancelled Cup adını verdi. Euro 2020’nin pek çok detayını birebir yerli bir kurguyla online dünyaya aktardı. Maçların Süper Lig maçlarından daha fazla, yaklaşık 25 bin seyirci çektiği görüldü. İçerik dünyasındaki bu muazzam oyun alanı, 2020’de zeminin çok daha kaygan hale gelmesiyle, daha önce benzeri olmayan üretimlerin doğmasına vesile oldu.

Paylaştıklarımız…

Son olarak hayatımıza giriş yapan Instagram canlı yayınları ve yine yıllar sonra aniden bambaşka bir formatla büyüyen talk show’lar için de ayrı bir sayfa açmalı. “Beyin tokatlayan program” sloganıyla gece kuşağı talk show türünü başlatan Rüstem Batum Show’u hatırlayanlar vardır. Laf Lafı Açıyor, Televizyon Çocuğu, Beyaz Show, Muhabbet Kralı ve Dada’yı da… Bir süredir ise pek de globaldeki örnekleriyle yarışamayacak düzeyde kendini tekrar eden yapım denemelerine maruz kalıyorduk. Ancak 2020’nin değiştirdiği şeylerden biri bu janrda oldu. En başta da samimiyetin dozunun arttığı bir içerik evreni yarattı bu tür. Başı çeken en büyük örnek elbette Bartu Küçükçağlayan ve Melikşah Altuntaş’ın her gece Instagram canlı yayınıyla yaptıkları Mücbir Sebepler oldu. Ancak burada anlaşılması gereken çok daha büyük bir değişim söz konusu. Çünkü bu değişim, izleyicinin içinde bulunduğu “ev hali” tavra, tam da “ev hali” bir üslupla yanıt verdi.

Uzun lafın kısası 2020’de popüler kültürün ve içerik türlerinin temas ettiği neredeyse her şey, toplumun ruh haliyle ve bu halden doğan bazı yeni ihtiyaçlarla diyalog halindeydi. TikTok videolarından festivallere, izlenen ve dinlenen tüm ürünlere kadar her şey gündemden ödünç aldı fikirlerini. Bundan sonrası için de gidişatın farklı olacağını söylemek mümkün değil. Belki de her şey FutureBright Kurucu ve Yönetici Ortağı Akan Abdula’nın bu yıl Brand Week Istanbul’da söylediği şu sözler kadar net: “2021’de tek trend gerçek olmak olacak.”  

Benzer Yazılar

“Tuhaf” bir beğeni: Camp

Ad Hoc

Gerçeğin izdüşümü: Rotoskopi

Ad Hoc

Sahtenin belgeseli: Mockumentary

Ad Hoc