Kültür Manşet

Sinematografik gerçeklikte yeni boyut: Deepfake

Birkaç Reddit kullanıcısının ünlülerin görsellerini pornografik içeriklere entegre etmeleriyle ilk kullanımlarına 2017 yılında şahitlik ettiğimiz Deepfake aslında günümüzde Google’da bir araştırma bilimcisi olarak çalışan Ian Goodfellow liderliğindeki ekibin 2014 yılında “sahte ürünler ayırt edilemez hale gelene kadar” mottosuyla, nasıl gerçek olmayan nesnelerin tamamen gerçek gibi gösterileceği üzerine yürüttüğü çalışmalarla yer edindi. Bireylerin söylemediklerini söylemiş, yapmadıklarını yapmış gibi gösterebilen ve hatta hayatta olmayan insanların hâlâ yaşadığına izleyenleri inandırabilen yapay zekâ destekli bu teknoloji her geçen gün birkaç adım daha ileriye gidiyor.

Captain Marvel’da Nick Fury karakterine hayat veren Samuel L. Jackson’ın bir 20-30 yıl gençleşmiş olduğu pek de gözlerden kaçacak bir detay değildi. 2015 yapımı Ant-Man’in açılış sahnesinde Michael Douglas’ın gençliğini, 2016 yapımı Captain America: Civil War’da Robert Downey Jr’ın ergenliğini, 2015 yapımı Terminator: Genisys’de genç ve yaşlı Arnold Schwarzenegger’lerin kavgalarını, 2017 yapımı Pirates of the Caribbean Dead Men Tell No Tales filminde Jack Sparrow’a hayat veren Johnny Depp’in gençliğini izledi seyirciler. Ya da Rogue One: A Star Wars Story filminde, aslında 1994’te hayata veda etmiş olan Peter Cushing’i canlı kanlı tekrar beyazperdede görmek de filmseverleri oldukça şaşırtmıştı. Liste uzaya dursun, yapay zekânın gelişimini sürdürmeye devam etmesiyle Deepfake de izleyicileri her defasında daha fazla şaşırtıyor.

Dijital dönüşümün diğer fertleri gibi oldukça hızlı gelişme kaydettiği pek çok mecrada konuşulan
Deepfake’in geleceğinin film endüstrisinde de yepyeni sayfalar açmaya hazır olduğu yadsınamaz bir gerçek. Ancak akıllarda hâlâ pek çok soru işareti de yok değil.

Konuşmanın ritmini yakalamak

Kaliforniya’da gerçekleştirilen Coachella müzik festivalinin 2012’de çok değerli bir konuğu vardı: Tupac. 1996’da suikasta kurban giden ünlü rapçi, hologram sayesinde Coachella sahnesinde müzikseverlerle buluşmuştu. 2012’dan bu yana dijital dünyada varlığını sürdüren ve Hollywood filmlerinden müzik endüstrisine pek çok alanda dijital efektler, animasyon ve çok daha fazlasını yapan ABD menşeli Digital Domain, Tupac’i deyim yerindeyse yeniden canlandıran şirketti. Şirketin “Digital Humans” departmanının başındaki isim Darren Hendler deepfake endüstrisi için kulak vermemiz gereken isimlerden. Kendisi, “Burayı çok geniş bir pazar olarak görüyoruz. Şu an hiçbir şüphe uyandırmayacak gerçek bir dijital insanı yaratma süreci oldukça masraflı ancak fiyatlar hızlıca düşüyor” diyor. İzleyicilerin bu teknolojiyle barışmalarının teknolojinin gelişiminde ve ilerlemesinde büyük bir önem taşıdığını düşünen Hendler’a göre, bu konuda her zaman izleyicinin nasıl tepki vereceğiyle ilgili bir çekimserlik olacak. “Ancak insanlar vefat etmiş ünlüleri tekrardan beyazperdede görmeye açık oldukça masraflar da düşecek. Ve eminim ki bu teknolojiyi dört bir yanda göreceğiz.”

YouTube’da, Terminator 2 filminin başrol oyuncusunu Arnold Schwarzenegger yerine SlyvesterStallone olarak ya da Stanley Kubrick’in kült filmi TheShining’in ana karakterini Jack Nicholson yerine Jim Carrey olarak izleyicilerle buluşturan Ctrl Shift Face kullanıcı adıyla tanınan, çeşitli versiyonlar ürettiği Deepfake içerikleriyle sosyal medyada oldukça ses getiren bir isim. Kendisi deepfake teknolojisinin geleceğinin giderek daha büyük bütçeli, gişe rekorları kıran yollara gideceğini düşünüyor. Teknolojide seslendirmenin de çok önemli olduğundan bahseden Ctrl Shift Face, şimdiden bireylerin seslerini taklit eden yapay zekâ destekli uygulamaların üzerinde çalışıldığını belirterek, Çinli dev Baidu’nun Şubat 2018’de piyasaya sürdüğü ve bireylerin seslerini yalnızca bir dakika dinledikten sonra, çeşitli içeriklerde tamamen gerçekçi bir şekilde taklit edebilen uygulamasını örnek gösteriyor. “Seslendirme benim uzmanlık alanım değil. Ancak ileride yapay zekâ destekli seslendirme yapan bireylerle işbirliği yapabilirim” diyor.

Ctrl Shift Face’in The Shining uyarlamasında, Jack Nicholson yerine Jim Carrey başrolde.

Güney Kaliforniya Üniversitesi Kreatif Teknolojiler Enstitüsü araştırma ve geliştirme entegrasyonu direktörü Arno Hartholt da seslendirme konusunun üzerinde Ctrl Shift Face ile hemfikir. Bir oyuncunun sesini gerçeğinden fark edilemeyecek şekilde birebir taklit edebilmenin oldukça zor bir süreç olduğunu belirten Hartholt, bunun aynı zamanda yapay zekâ için de oldukça çetrefilli ve zor bir işlem olduğunun altını çiziyor. “Bir sürü örneğe ihtiyacınız var, yalnızca sesin doğal olarak kulağa nasıl geldiği değil, kızgınken ya da kızgınken ve aynı zamanda incinmişken nasıl değiştiği de çok önemli.” diyen Hartholt duygu durumlarına göre oyuncunun konuşmasının ritmini de birebir şekilde yansıtmak gerektiğini söylüyor. Oyuncu performansları da rollere göre değişkenlik gösterdiği için, Harthold’a göre şimdilik oyuncular güvende. Hendler’da her ne kadar yapay zekâ teknolojileri ilerlese de o teknolojilerin ardında oyunculuğu yapan bir bedene ihtiyaç olduğunu ve o bedenin hareketlerinin, yaptığı rollerin de büyük bir önem taşıdığını belirtiyor.

‘Yasal düzenlemeler gerekli’

Her ne kadar Hendler’ın ve Hartholt’un düşünceleri bu konuda az da olsa içleri ferahlatsa da, deepfake akıllarda pek çok soru işareti uyandırıyor. Vefat etmiş aktör ve aktristlerin izinleri olmaksızın yeniden kullanılmasının etik olup olmadığı, henüz yaşarken ölümünden sonra da görüntülerinin kullanılmasına izin veren oyuncuların telif süreleri ve tabii ki tüketici nezdindeki en büyük sorulardan birisi, gerçek olanın nasıl anlaşılacağı…

Örnek vermek gerekirse geçtiğimiz yıl Scarlett Johansson’un yüzünün yapay zekânın hünerlerinden yararlanan bu teknolojiyle bir porno videosuna entegre edilmesi tüm medyayı kasıp kavurmuştu ve ünlü oyuncunun gerçek olmadığını belirten açıklamasına rağmen izleyicilerin gözünde videonun çok gerçekçi olması bazı soru işaretleri bırakmıştı. Pornografik olarak da kullanılan bu teknoloji, yalnızca ünlülerin, politikacıların ya da her gün ekranlardan tüm dünyanın yüzünü görmeye aşina olduğu bireyler için değil; “sıradan” insanlar için de büyük bir tehdit içeriyor. Öyle ki, Facebook’ta ya da herhangi bir internet mecrasında paylaştığınız bir görselle sizi bir anda milyonların izlediği bir porno videosuna eklemesi mümkün.

Siyasi isimlerin de konuşmalarının değiştirildiği Deepfake içerikler aynı zamanda politikacıların kamuoyu önündeki algısını da etkiliyor. Bunun en yakın örneklerinden biri olarak, ABD Temsilciler Meclis Başkanı Nancy Pelosi’nin geçtiğimiz aylarda konuk olduğu bir programdan sonra internete düşen videolarda sarhoş gibi gösterildiği içerikler nedeniyle siyasiler tarafından eleştiri yağmuruna tutulması ya da Donald Trump’ın yüzünün Nicolas Cage ile değiştirildiği meclis konuşmasının sosyal medyada alay konusu olması gösterilebilir.

Jordan Peele, Deepfake teknolojisini kullanarak Obama’nın yerine konuşuyor. Dudaklara dikkat!

Texas Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyelerinden Robert M. Chesney, deepfake’nin sahtecilik sorunlarının önüne ancak ve ancak hükümet politikalarıyla bazı sınırlandırılmalar getirilirse bu soru işaretlerinin ortadan kalkacağını düşünüyor: “Artık herhangi bir dijital içerik tüketirken, ekrandaki kişinin gözlerine bakarak ya da dudaklarını okuyarak gerçekliği analiz etmeniz mümkün değil. Tehlike çanlarını çalmanın zamanı geldi.” Günümüzde ABD hükümeti ve Pentagon kurduğu güvenlik ekipleriyle Deepfake içeriklerin sırları üzerine çalışıyor. Ancak henüz herhangi bir hükümet tarafından yasal bir düzenleme yürürlüğe konulmuş değil. Chesney’e göre, bu olaya hükümet politikalarınca bir sınırlandırma getirilene kadar, kendilerini aslında olmadıkları içeriklerde görenler ya da pornografik içeriklerde kendileriyle karşılaşanlar gibi deepfake mağdurları için şimdilik mücadele etmek oldukça zor.

Yazı: Gazeteci Gönül Hadımlı

Benzer Yazılar

Dünyanın sonunu dijital mi getirecek?

Ad Hoc

Hayatı sırtına sığdıranlar: Backpacker’lar

Ad Hoc

Ekmeği yiyeceksiniz, suyu da içeceksiniz

Ad Hoc