Tematik

Sokakları hayata döndürmek

Deneyim ekonomisinin Harvard Business Review yazarlarından Joseph Pine ve James Gilmore tarafından ortaya atılmasının üzerinden 20 yılı aşkın bir zaman geçti. Yazarlar, kişisel harcamalarda uygun fiyatlı ve güvenilir ürünlerden önce tavsiye, öğrenme ve sağlığı içeren servislere, sonrasında da fitness, eğlence, gıda ve seyahatin her türlü modelini içeren deneyimlere varan uzun vadeli bir trend yaşanacağını tespit etmişlerdi. Bugün de restoran harcamaları, canlı eğlence, fitness ve seyahat sektörleri hem ekonomik hacim hem de öneri çeşitliliğiyle büyümeye devam ediyor. Ancak sokaklarımız küçülüyor. Örneğin, PricewaterhouseCoopers araştırmalarına gör,e Birleşik Krallık’ta 500 büyük cadde 2017 yılında yaklaşık 2 bin 500 mağazanın kapanmasına sahne oldu. İngiltere ve Galler’deki caddelerde son 5 yılda ortalama 40 mağaza kepenklerini indirdi. 2019 yılında 160 bin perakende çalışanının işsiz kalacağı konuşuluyor. Peki, nasıl oluyor da, deneyim ekonomisi tüm hızıyla büyümeye devam ediyor da deneyimin merkezinde olması beklenen sokaklar kan kaybediyor?

“Post-dijital dünyanın özü yaşam gücündedir” diyor İngiliz gazeteci Simon Jenkins ve ekliyor: Bugünlerde yaşamın aktığı ve deneyimlerin gerçekleştiği sokaklarda ve binalarda bir değişim yok, fiziksel bağlamda bir hareketlilik yok. Sokaklar, toplumun geleneksel agoraları, rolünü yitiriyor.”

Kentsel dönüşüme karşı sokağı savunmak

Satınalma gücünün hatırı sayılır bir artış göstermemesi, e-ticaretin yaygınlaşması, AVM’lerin çoğalması ve kamu harcamalarının azalması sokakların giderek küçülmesini, aldığı yatırımların düşmesini ve fiziksel unutuluşunu beraberinde getirdi. Ancak belki de sokaklara dair nostaljimizi bir kenara bırakmalı ve geleceğin sokaklarını bambaşka çerçevelerde tasarlamaya başlamalıyız. Deneyim ekonomisinin, perakendeekonomisinden çok daha hızlı büyüdüğü bugünlerde sokakları, dijital ticaret yapabilme imkânı sağlayan mağazaların yanı sıra, çalışma, oynama, öğrenme, yemek yeme, eğlenme ve sosyalleşme gibi birçok faydayı buluşturan “tekil” mekânlar olarak yeniden kodlamalıyız.

The Bartlett School of Architecture profesörlerinden Jan Kattein bu kodlamayı şu sözlerle özetliyor: “Kentsel dönüşüm, soylulaştırma ya da kültürel jenerasyon gibi dev amaçları olan finans ekonomisi temelli projeleri bir kenara bırakmalı ve her sokağın özgünlüğünü ve yerelliğini koruyacak, halihazırda sokakta ikamet edenlerin refahını gözetecek ve belirli hedeflere yönelmiş duyarlılıklarla sokağın fiziksel dönüşüm sürecini başlatmalıyız.”

İnternetten uzaklaşmak, deneyimde buluşmak

Her yıl J. Walter Thompson Innovation Group tarafından 10 farklı başlıkta hız kazanan kültürel, ekonomik, politik ve toplumsal trendlerin izini süren Future 100 raporu 2019 yılı ve sonrası için Milenyum Kuşağı da dahil olmak üzere her kuşaktan bireyin fiziksel ve zihinsel sağlığı için internetten uzaklaşacağı ara dijital detoks mesaisi yapacağını; kendine canlı ve beklenmedik deneyimler yaşatacak önerilere karşı daha yoğun bir ilgi geliştireceğini öngörüyordu. Bu trend, aslında sokakları da işaret ediyor. Sokakların, kent sosyalleşmesinin gerçekleştiği, fikirlerin, insanların ve olayların buluştuğu merkezi mecralar olduğu düşünüldüğünde, sokaklara yatırım yapılması belki de her zamankinden daha gerçekçi bir olasılık haline geliyor.

Perakende danışmanlık şirketi VM Unleashed’in kurucusu Tim Radley,sokakların hem ekonomik hem de kültürel olarak ne kadar değerli olduklarına dair en önemli göstergenin yalnızca dijitalde hizmet vermek için doğan markaların yavaş yavaş fiziksel mağaza açmaya başlaması olduğunu belirtiyor zira fiziksel hayat hâlâ deneyimin asli mekânı.

Simon Jenkins ise sokakların geleceğini düşünürken, sokakta nelerin öldüğüne değil, nelerin yaşamaya devam ettiğine bakmamızı öneriyor: “İnsanlar artık video kiralamıyor, seyahat acentelerine uğramıyor, banka şubelerine gitmiyor ve ayakkabı mağazalarını ziyaret etmiyor olabilir. Ancak gym’ler, sanat galerileri, yeme ve içme mekânları, kahve barları, güzellik salonları ve organik marketler gibi özel mekânlar gayet güzel işliyor. Dükkânlarla ve mağazalarla dolu sokaklar can çekişiyor olabilir ama sokakların yaşamak için dükkânlara ve mağazalara değil, deneyimlere ihtiyacı var.”

Sokağın toplumsal ve kültürel rolünün korunması için, bu trendlerin ve beklentilerin başta ekonomik
olmak üzere bir dizi regülasyonla da desteklenmesi gerekiyor elbette. Kira artışlarının makul sınırlarla tutulması ve mimari çalışmaların sokağın dokusunu dikkate alarak oluşturulması da bu düzenlemelerin başında geliyor.

Benzer Yazılar

Nakitsiz toplumda sokak çalgıcıları

Ad Hoc

21’inci yüzyılda ‘flâneur’ olmak ya da olamamak…

Ad Hoc

Çocuklar, oyunlar ve sokaklar

Ad Hoc