Manşet Tematik

Sonsuz gençlik, sonsuz cehalet, sonsuz kanser

Nobel Tıp Ödülü’nün 2012 yılında sahibi olan Shinya Yamanaka, 2006 yılında başladığı çalışmalarında yetiştin bir hücreye yalnızca dört protein eklenmesiyle, bu hücrenin hayata sanki yeni başlamış bir embriyo gibi davranacak şekilde programlanabildiğini ortaya çıkarmıştı. Sonrasında Yamanaka faktörleri olarak adlandırılan bu proteinler, bir hücredeki epigenetik izleri siliyor ve ona tabir-i caizse yepyeni bir hikâye için orta yaş mucizesi olarak adlandırılabilecek bir tabula rasa hakkı sunuyordu.

Yamanaka’nın keşfi, transplant tedavilerindeki doku nakli sürecinde de bir devrim yaratabilirdi. Araştırmacılar, makula dejenerasyonu nedeniyle görme yetisini kaybeden 80 yaşındaki bir kadından aldıkları hücreleri Yamanaka faktörüyle embriyo sürecine geri döndürmüş ve sonrasında da retina hücresi olacak şekilde yeniden programlamışlardı. 2014 yılında tarihin laboratuvar üretimi ilk dokusunun nakil işleminin yapılmasının ardından 80 yaşındaki kadın görme yetisinin keskinleşmediğini ancak hayatına artık daha fazla ışığın hâkim olduğunu belirtmişti. İlerleyen zamanlarda Spanish National Cancer Research Centre’dan bir grup bilim insanı çalışmalarını, genomları Yamanaka faktörlerinin ekstra kopyalarını barındıran fareler üzerinde yoğunlaştırdılar. Ve süreç sonucunda bu işlemin yalnızca laboratuvar ortamında değil, yetişkin bir hayvan vücudunun içinde de yapılabileceğini gösterdiler. Yeni bir tıbbın başlangıcını simgeleyen bu gelişme, bir insanın tüm vücudunun yenilenebileceği anlamına mı geliyordu?

Gençlik iksirinden içmek

Vanilla Sky filminin başkarakteri David Aames, 31 yaşındadır, varlıklıdır ve genç olmayı şu sözlerle tanımlar:
“İnsanlık tarihinde sonsuza dek yaşayacak ilk kişi olacağına gizlice inanmak.” Sonrasında bir kaza geçirir ve yüzü deforme olduğu için bir süre maske takmak zorunda kalır. Acıların ve zorlukların uğramadığı bir deneyimin; yaşamın hayalsi bir sonsuzluğa hapsolduğu bir gençliğin metaforu gibidir bu maske.

Silikon Vadisi’nden New York ve İspanya’ya, dünyanın dört bir yanında bu maske metaforunu gerçeğe dönüştürmek için çalışan binlerce insanı barındıran bir araştırma grubu var bugün. Gençlik iksiri, kalıtımsal hastalıkların sonsuza dek geride bırakılması ya da yaşlanma sürecinin fazlasıyla yavaşlatılabilmesi gerçekçi birer hedef ancak olumsuz senaryolardan muaf, risksiz hedefler değil bunlar. Bu hedefe yakın olduğunu düşünen isimlerden biri de San Diego’s Salk Institute for Biological Studies Gene Expression Laboratory’den Juan Carlos Izpisúa Belmonte.

MIT Technology Review’de yayımlanan haberi kapsamında “130 yaşına dek yaşayacak çocuğun bugün aramızda olduğuna inanıyorum” diyen Izpisúa Belmonte, çalışmalarını Yamanaka faktörlerine dayandırıyor. Genetik bir mutasyon nedeniyle erken yaşlanan ve henüz üç aylık olmasına rağmen ölümüne gün sayan bir fareye uygulanan işlem sonrasında fare fazlasıyla aktif ve yaşam dolu organlara sahip. Farenin hücrelerinin yeniden programlandığı süreçte, bedenin genetik izlerine “reset” atılmış oldu. Bu izleri sildiğiniz zaman bir hücre, hangi görevle tasarlandığını unutuyor ve çok daha ilkel bir sürece gerilemiş oluyor. Ancak süreç olumsuz senaryolardan muaf değil demiştik. Aşırı doz gençliğe maruz kalan farelerin çoğu, hücrelerindeki işlev bozukluklarından ya da vücutlarında oluşan tümörler nedeniyle hayatlarını kaybettiler. Zira bu izlerin tamamını ve epigenomdaki tüm ayakizlerini sildiğinizde, hücreler kimliklerini ve belleklerini de yitirmiş oluyor; bu eksiklik de gayet işlevsel olgun hücreler üretebileceği gibi, görevlendirildikleri yeni işlevleri asla yerine getiremeyen kanser hücreleri de meydana getirebiliyor. Yani sonsuz gençlik ve sonsuz cehalet, kaotik durumlar yaratabiliyor.

Gelişmiş dünyada son iki yüzyıl içinde ortalama insan ömrü iki katına ulaştı. Çocukluk aşılarından araçlarda yer alan emniyet kemerlerine dek pek çok faktörün bu ilerlemeden sorumlu olduğunu belirten Izpisúa Belmonte, hiç kimsenin yaşlanmayla olan bu entropi savaşını kazanamadığını ifade ediyor. Ancak Izpisúa Belmonte umutlu zira yaşlanma sürecinin demistifiye edilmesi gerekiyor; bu demistifikasyon da yaşlılığın tanımının hücresel seviyede gerçekleşen bir tür moleküler hastalıktan ibaret olduğu gerçeğini kabul etmekle başlıyor.

Benzer Yazılar

Çikolata, haz ve sinema

Ad Hoc

Adventure oyunları ve LucasArts efsanesi

Ad Hoc

DIY: Tüketme, üret

Ad Hoc