Kültür Manşet

Suç ve suçlu peşinde koşan bir sanat: Adlî mimari

Birleşik Krallık’ın en önemli görsel sanat ödüllerinden Turner Prize yarışının 2018 ayağında, birinciliği fazlasıyla zorlayan ancak son dönemeçte, tüm filmlerini bedeninin bir uzantısı olarak gördüğü akıllı telefonuyla çekmesi nedeniyle iPhone sanatçısı olarak adlandırılan Charlotte Prodger’e zaferi kaptıran bir mimarlık grubu vardı. Bu mimarlar binalar ya da mekânlar tasarlamak yerine, tabir-i caizse “suç” ve “suçlu” peşinde koşuyorlardı. Dolayısıyla, ürettikleri çalışmaların adresi de sanat galerileri, müzeler, bienaller ya da kültür kurumları olabildiği gibi, adlî kurumlar, sivil toplum kuruluşları ve mahkemeler de olabiliyordu. Politika, hukuk ve yüksek teknolojiyi insan hakları ihlallerini tespit etmek için harmonik bir trio’ya dönüştüren grup, Goldsmiths, Londra Üniversitesi Mimarlık Bölümü bünyesinden çıkma. Yaptıkları işe “Forensic Architecture (FA)” adını veren ve detaylarda saklanan şeytanların peşine düşen takım, sanatçılardan mimarlara, araştırmacılardan yazılımcılara, film yönetmenlerinden çevre bilimcilere çok katmanlı bir birliktelikler ağından oluşuyor.

İngiltere’den sanat eleştirmeni Elizabeth Fullerton, FA ekibiyle ilk tanışmasını şöyle anlatıyor: “Labirente benzeyen Goldsmiths’in daracık merdivenlerinden birinden yukarı çıktığınızda; araştırmacıların, film yapımcılarının, yapay zekâ uzmanlarının, araştırmacı gazetecilerin ve arkeologların bilgisayar ekranlarına gömüldükleri havadar bir odaya varıyorsunuz. FA’nın sinir sisteminin merkezindesiniz yani… Bu odaya yaptığım en son ziyarette, birkaç araştırmacı polislerin yaka kamerası kayıtlarını ve termal görüntüleri, bir aktivistin çektiği görüntülerle senkronize etmeye çalışıyordu… Araştırmacı yönetmen Laura Poitras da odadaydı. Ayrıca New York Times’tan bir grup gazeteci, görsel bir soruşturma biriminin nasıl hayata geçirilebileceğini öğrenmek için bilgi almaya gelmişti.” Fullerton, milyonlarca dolara alıcı bulan kafatasları ve köpek balığı gibi sanat çalışmalarıyla güncel sanatı piyasa kodlarıyla şekillendiren ve yarattığı şok etkileriyle adından söz ettiren Damien Hirst’i mezun eden Goldsmiths’in sanata ve insanlığa ikinci armağanı olarak tanımlıyordu FA grubunu.

Üç boyutlu hakikatler rejimi

Elbette Hirst’le ve gelişimine katkı sağladığı sanatçılar ekolüyle hiçbir ortak noktası yoktu bu mimarlık ekibinin. Hirst ego-merkezci bir sanatı, FA ise bir dayanışma ağını temsil ediyordu. Hirst ekolü bireyselliği ön plana çıkaran girişimci sanatçılar tarihinden oluşuyordu; FA ise hukuk, bilim ve politikanın buluşturduğu, işbirliği içinde çalışan bir kolektifti. Bununla birlikte her iki “paradigma” da benzer kararsızlıkların doğurduğu ortak bir soruya neden oluyordu: Bu yapılan, sanat mı?

Buna yanıt vermek güç zira ortaya konan yapıtı, geleneksel estetiğin temsil, form ve içerik kodlarından ayrı düşünsek ya da gösteri ekonomisinin tüketime teşvik eden jestlerinden bağımsız değerlendirsek de sanat ve hakikat arasında bir bağlantı, hatta organik bir ilişki kuramadan edemiyoruz. Bu eğilim, Platon’dan Heidegger’e kadar diri kaldı ve bugünlere de uzandı. Elbette buradaki hakikat, doğrulama, veri ya da enformasyona indirgenemeyecek çok daha varlıkbilimsel bir anlama sahip. İnsanın kendini evinde hissedebildiği, (Heidegger’in “dünyasallık” adını verdiği) dünyanın anlam üretimine tanık olabildiği, bilişselliğin çok ötesine geçen bir anlama haline kapıldığı bir hakikat deneyimi sağlıyor sanat yapıtı. Kimlik ve aidiyet gibi kristalleşerek sabitlenen kavramlar da ancak bu hakikat deneyimini ya da dünyanın dünyasallığını açık tutarak mümkün olabiliyor. Hakikat, tıpkı mimari üretimin yapıtları olan binalar gibi, insana içinde yaşayabileceği anlamsal barınağı ya da evini sunuyor. Adlî mimari de -her ne kadar üreticileri bu atıfta bulunmasa da- insanın hakikat deneyimini sekteye uğratan ve ait olduğu anlamsal barınakları yerle yeksan eden şiddet eylemlerine ve hak ihlallerine ışık tutuyor.

Yalan haberler çağında mimari

FA programı üyelerinden mimar Céline Condorelli, grupta mimarinin bir çalışma alanından ziyade dünyayı kavramaya yönelik bir metodoloji olarak kabul edildiğini belirtiyor. 3 boyutlu modellemeler, ses analizi, veri madenciliği, coğrafi lokasyon tespiti, saha çalışmaları, yazılım geliştirme, makine öğrenmesi, fotoğraf ve daha nice teknoloji de metodolojinin emrine amade durumda. Bu haliyle de ortada bir sanat görebilmek giderek zorlaşıyor. Oldukça köklü bir maziye sahip toplumsal gerçekçilik akımını ya da dünyayı belki estetik değil ama düşünülmedik, dolayısıyla yaratıcı yollarla dönüştürmeye yönelen milyonlarca eylemi saymazsanız tabii. Londra Çağdaş Sanatlar Enstitüsü direktörü Stefan Kalmár’ınsa farklı bir önerisi var; adlî mimariyi farklı bir dil olarak tanımlamak: “Adlî mimari bir sanat mı, gazetecilik mi, belgeselcilik mi, yoksa mimari mi? Belki bunların hepsi ya da hiçbiri. Öyle ya da böyle, adlî mimariyi yeni bir sanat formu olarak kabul etmek de ihtimal dışı olmamalı.” Ayrıca, post-hakikat çağıyla mücadele etmesi gerekenlerin yalnızca haberciler olduğunu da nereden çıkardık? Belki de tüm disiplinler kendi özgül yöntemlerini geliştirmekle mükellef. Mimari de insanlara ait olan kamusal alanları ve mekân hakkını savunma sorumluluğunu üstleniyor.

Adlî mimari; görsel, işitsel ve belgesel delilleri analiz edip eylemin gerçekleşme anını canlandırır.

FA’nın kurucusu Eyal Weizman, “Ne zaman bir ihlal durumunu meydana çıkarsak, ihtilaf bölgelerine yönelik kimi zaman kurumsal kimi zaman devlete ait bilgi üretme ve yayma monopolisini kırmış oluyoruz” diyor. Bu girişimler de ona şimdiye kadar sanat, gazetecilik ve insan hakları kurumlarından birçok ödül getirdi. Girişimlerinin bir başka toplumsal katkısı da kimi zaman medyada bile yer bulamayan durumları, araştırmalarından ortaya çıkan bulguları kimi zaman bir film kimi zaman bir enstalasyon olarak sanat kurumlarında sergileyerek toplum nazarında konuşulur kılması oldu.

Walter Benjamin’in dediği gibi, “Hiçbir kültür ürünü yoktur ki, aynı zamanda bir barbarlık belgesi olmasın.” Adlî mimari de bunun, Doğu’dan Batı’ya çok geniş bir global havzayı kapsayan hareketli bir belgesi niteliğinde.

Benzer Yazılar

Yemeğin tadı deneyimde saklı

Ad Hoc

Kültürden ne haber?

Ad Hoc

Bisikletin bir ‘cankurtaran’ olarak portresi

Ad Hoc