Analog

Sulara gömülen, hatırasıyla yükselen Halfeti

Mezopotamya diğer adıyla El Cezire, Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan bölgenin adı. Tarihte Sümer, Akad, Babil, Asur, Arami gibi pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış. Türkiye’den başlayarak Irak, İran ve Suriye sınırlarına taşan bereketli toprakları kapsayan bir ova.

Mezopotamya’nın Türkiye topraklarında başladığı bölgede yer alıyor Halfeti. M.Ö. 855 yılında kurulmuş. Tıpkı Mezopotamya gibi Halfeti de yüzyıllar boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış. Yunanların Urima, Süryanilerin Kala Rhumeyta, Arapların Kalatül Rum adını vedikleri bu küçük kasaba tam bir sürreal tablo gibi.

Şanlıurfa’nın ilçesi olsa da mesafe olarak Gaziantep’e daha yakın Halfeti. Gaziantep’ten yola çıktığımızda her iki tarafta alabildiğine uzanan fıstık ve zeytin ağaçları eşlik ediyor yolculuğumuza. Gaziantep il sınırının bittiğini Fırat’ın üzerinden geçerken söylüyor rehberimiz. Bu sınır aynı zamanda bir medeniyetten başka bir medeniyete yani Anadolu’dan Mezopotamya’ya geçtiğimizin de işareti. Yolun sonunda iki eşsiz noktaya varacağız. Önce Halfeti’ye uğrayacağız, sonra da Göbeklitepe ile buluşacağız.

GAP projesiyle başlayan, barajlar dizisinin ikincisi olan Birecik 2000 yılında tamamlandığında Halfeti’nin de kaderi bir anda değişmiş. Binlerce yıldır yaşayan bu küçük kentin büyük bölümünü yutmuş Fırat. Evlerini, çocukluklarını, anılarını yüzyıllardır sevgiyle minnettarlık duydukları Fırat’ın derinliklerine kaptırmanın hüznünü hâlâ yaşıyor Fırat’a küskün şehrin insanları. İnsanların bu hüznü adeta doğasına da yansımış.

Bereketli topraklarını Fırat’a kaptıran Halfetililer için 10 kilometre uzağa yeni bir yerleşim merkezi inşa edilmiş. Ancak sıradan bir Anadolu kasabası görünümündeki yeni Halfeti’nin eskisiyle hiçbir ilgisi yok. Eski Halfeti’nin ise çok küçük bir bölümü ayakta. Eski Halfeti, dünyada 208, Türkiye’de 11 ilçenin dahil olduğu Cittaslow (Sakin Şehir) unvanına sahip aynı zamanda.

Karagül’ün doğal olarak yetiştiği tek yer Halfeti. Efsanelere göre siyah gül gücü, güveni ve cesareti temsil ediyor. Yöre halkı ilçenin sular altında kalmasından sonra Karagül’’n azaldığını ve neslinin tükenmeye yüz tuttuğunu belirtiyor.

Yerel rehberimiz Türkiye’nin Halfeti’yi Şener Şen’in Eşkıya filmiyle tanıdığını söylüyor. O bunu anlatırken eşkıya Baran’ın 35 yıl sonra hapishaneden çıktıktan sonra köyüne geldiği ve suların yuttuğu evleri gördüğünde yaşadığı şaşkınlık sahneleri geçiyor gözlerimin önünden. Ve Keje’nin 35 yıl boyunca umudu aradığı gül bahçesi canlanıyor. Kim bilir, belki de Keje Halfeti’den götürdüğü siyah gül fidelerinin neden başka topraklarda başka renklere büründüğünün yanıtını da arıyordu. Dünyada doğal olarak bir tek Halfeti’de yetişen karagül başka topraklara gittiğinde asla siyah açmıyor.

Halfeti, filmlere, hikâyelere ev sahipliği yapacak eşsiz güzellikleri barındıran bir doğal plato. Tekneye atlayıp suyun üzerinde çevreyi keşfetmeye çıktığınızda yaşamın tüm renklerinin adeta dans ettiğine tanık oluyorsunuz. Yaklaşık yedi kilometre yol aldığınızda eşsiz bir güzellik daha çıkıyor karşınıza. Büyük bölümü sular altında kalmış eski bir Ermeni köyü olan Savaşan. Suların üzerindeki renklerin dansına bu köyün sular altında kalmış okulu, mezarları, hatta minaresi dimdik ayakta duran camisi eşlik ediyor.

MediaCat dergisinin CMO Society Üyelerinin bir bölümü.

Rumkale

Halfeti, inanç turizmi açısından da büyük bir öneme sahip. Halfeti’nin karşı yakasındaki Asurlular tarafından yapılmış Rumkale de tıpkı Halfeti gibi tarih boyunca pek çok medeniyeti barındırmış. İsa’nın 12 havarisinden Johannes İncil’i burada yazmış. Kopyalarını burada çoğaltmış. Bu yüzdendir ki özellikle Ermeniler için kutsal bir yer Halfeti. Eski Ermeni Patriği Mutafyan’ın ilçenin yöneticilerine hediye ettiği küçük teknesi sahilde duruyor. Halfetililer Nergis çiçeğinin de dünyaya Rumkale’den yayıldığını belirtiyorlar.

Halfeti ucubesi

Tarihî bir miras, Ermeni taş ustalarının zamanında inşa ettikleri bu güzel Mezopotamya kasabasına günümüzden bir imza atmayı ihmal etmemişiz. Şehrin en tepe noktasına yerli ve yabancı turistlerin tepkisini çeken, Halfeti Ucubesi denilen üç yıldızlı bir otel inşa edilmiş. İnşaatı sırasında sosyal medyada başlatılan kampanyalar ne yazık ki otelin yapılmasına engel olamadı.

Dünyanın en güzel kokan Nergis’i

Rumkale Kralı’nın her gören genç kızın âşık olduğu çok yakışıklı bir oğlu varmış. Aşkları karşılıksız kalan genç kızlar intihar etmeye başlayınca kral, oğlu Nergis’i kalenin kuyusunda saklamaya karar vermiş. Nergis suya baktıkça kendi görüntüsüne âşık olmuş. Bir gün kuyuya doğru fazla eğilmiş ve ayağı kayarak Fırat Nehri’nin acımasız sularında kaybolmuş. İşte tam da Nergis’in düşüp boğulduğu yerde bir çiçek açmış. Rumkale halkı bu çiçeğe Nergis adını vermiş. Halfetililer kendi yörelerindeki Nergis’in dünyada en iyi kokan Nergis olduğuna inanıyorlar.

Halfeti’nin kendi etkileyici ve hüzünlü hikâyesinin çekiciliği bir yana pek çok hikâyeye de ruh verecek eşsiz bir kasaba. Sadece tarihin, kültürün gizemli kentinde kaybolmak için değil yaratıcıların hikâyelerine ruh katacak, can verecek bir sanat eseri. Doğa tarafından bize hediye edilen bir sanat eseri.

Halfeti turunuzu tamamladıktan sonra da anlatmaya kelimelerin yetmediği, gizemi, sırrı henüz çözülemeyen dünyanın ilk ve en eski tapınağı Göbeklitepe’ye doğru yola çıkabilirsiniz.

Yazı: MediaCat Genel Yayın Yönetmeni Pelin Özkan

Benzer Yazılar

Uzaklardan bir klasik: Hindistan’da düğün

Ad Hoc

Rüyaların gerçeklerle iç içe geçtiği diyar: Arizona

Ad Hoc

Street art: Sanat mı vandalizm mi?

Ad Hoc