Kültür

Süper kahramanlar neden dönüyor?

Süper kahramanlar neden dönüyor?

ltamira mağarasındaki resimlerden bu yana insanlar hayatlarını etkileyen büyük olayları, alışılmamış durumları, kahramanlıkları çizerek anlattılar. Kilise duvarları, kitapları, ikonları ile istediği “anlamı” çizilmiş olarak ifade etme alışkanlık ve yeteneğini geliştirmişti. Az yazı, çok çizim, betimleme fırsatları, okunması, seyretmesi, takip etmesi kolay, rahat anlaşılır, yorumlanır, benimsenir bir araç oluşturuyordu. Baskı olanaklarıyla bu daha da gelişiyor, özellikle Avrupa’da çok sayıda çizgi tabanlı roman ve karakter yaratılmasına yarıyordu. ABD de bunları benimsemekte gecikmedi. Büyük ve bugüne kadar hâlâ önemli bir çizgi karakteri olan Mickey 90’ıncı yaşını daha yeni kutladı. Mickey Mouse Kasım 1928’de, Tintin Ocak 1929’da ilk defa yayınlanmıştı. Tintin, güncel olaylara daha fazla bulaşan, sömürgeci vatansever gazeteci kimliğiyle daha çok esrarengiz olayları dünyanın her yerinde hatta Ay’da bile çözmeye çalışıyordu.

Buhrandan önce, buhran sırasında

Mickey ise, kahramanlarını, hayatın içinden seçilmiş konularda dolaşan hayvanlardan alıyordu. Henri Bergson’un tanımladığı “insansı” davranışların çalıştığı net olarak ispatlandı. Hayat güzel, konular medeni idi. Diğerleri ise dedektif hikâyeleri peşindeydi. Hatta toklaşan yayıncı sonunda DC (Detective Comics) adını aldı. Şehir ve iş hayatının entrikaları, sanayi toplumunun yeni merak ve heyecan konusuydu.

Ama 1929 “Büyük Buhran”ı bir anda hayata bomba gibi düştü. Üç beş yıl içinde kitleler işlerini kaybetti. Sorunlar büyüyor, gelecek kaygısı artıyordu. 1938 Jerry Siegel (yazar) ve Joe Shuster (çizer) yepyeni bir karakter yarattılar. O dönemde en çok gazeteler çizgi bantla yayınladığı için gazete kapılarını aşındırdılarsa da başaramadılar. DC yayın evi çok büyük bir risk alarak, bugüne kadar hiç denenmemiş, görülmemiş bir karakteri, günün kaotik ekonomik ortamında yayınladı. Kahramanın süper güçleri vardı, başka bir gezegenden gelmişti, çok farklı kıyafeti vardı ve adı Superman’di. O dönem “kostümlü karakter”, “uzun donlu”, “esrarengiz karakter” diye adlandırılan bu karakter süper kahramanların temeli oldu.
Superman’in beklenmedik başarısından sonra, önce yarasa adam Batman sonra da Wonder Man, Green Mask, Flame gibi süper güçlere sahip kahramanlar akın ediverdi.

O dönemde DC Comics’ten ayrılan önemli sanatçılar Marvel Comics’i kurarak yepyeni bir süper kahramanlar dizisi daha yarattılar.

Aman vermeyen diktatör ve tiran bükücüler

Süper kahraman hikâyeleri artık 64 sayfalık albümler şeklinde çıkıyor ve çok çok ucuza satılabiliyordu. Hayatın çok ötesinde, insanlardan çok üstün ve çok yetenekli karakterler ekonomik çöküntü döneminin ilacı haline gelmişlerdi. Bu kitapları genelde erişkinler okuduğu için, daha gençleri de dışarıda bırakmamak üzere yan karakterler geldi. Batman’in yanına gencecik Robin eklendi. Wonder Woman gibi dişi karakterler de oyuna girdi.

2. Dünya Savaşı’yla birlikte süper kahramanlar da bir türlü savaşa katıldı. Süperman özellikle Kırmızı Mavi elbisesiyle “vatanseverlik” sembolü haline getirildi. Hikâyelerde diktatörlerle, tiranlarla savaştı hatta 1940’ta Look dergisi için yapılan özel ekte Süperman bizzat Hitler ve Stalin ile kapıştı.

Marvel da milliyetperverlik sembolü, savaş dönemi kahramanları yaratmakta gecikmedi. Özellikle de Captain “Cap” America.

O da herhangi bir askerken devlet tarafından çağrılıp, içirilen özel bir serumla süper kahramana dönüşüyordu. Kıyafeti ise dolaylı değil doğrudan semboldü: Amerikan Bayrağı unsurlarının tamamı kıyafetinde vardı. Almanlar, özellikle de Pearl Harbor sonrası Japonlar süper kahramanlar tarafından mahvediliyordu. Batman ve Robin savaş tahvilleri satışlarının yüzü olmuşlardı. Kötülerin hepsi zaten düşmanlardı: Captain Nippon, Captain Swastika, Baron Gestapo…

60’lar ikliminde renk değiştiren süper kahramanlar

Süper kahraman yayıncılığı endüstri haline gelmişti. Yayınlanan Newsweek makalesine göre 1943’te ayda 25 milyon albüm satılıyordu. Öte yandan yeni yayınların çıkması bir türlü engelleniyordu. Savaş yüzünden kağıt kıtlığı vardı. Hatta gençler okudukları sayıları geri dönüşüme vermeye ikna ediliyordu. O kadar fazla sayı geri dönüşüme gitmişti ki, o günlerden kalan pek nadir sayı bugün binlerce dolara alıcı bulabiliyor. O dönem hikâyeleri, ne düzgün kurguya ne de yüksek çizim seviyesine sahipti. Ama kötü durumlardan kaçmak, kendini iyi, güçlü ve Amerikalı hissetmenin mükemmel araçlarıydılar. Zaten o dönemde ne siyahi ne de farklı etnik gruplarda bir süper kahraman da yoktu.


Savaş sonrası süper kahramanalar da hafiften işlevsizleşti, daha çok günlük adalet ve suç engelleme işlerine geri dönmek zorunda kaldı. Hele 1960’ların “karşı kültür” hareketlerinde yer almakta zorlandılar. Satışlar yarıdan fazla düşüverdi.

Marvel bu dönemde, Stan Lee’nin başı çektiği yepyeni, döneme uygun karakterler çıkardı. FF – Fantastic Four ve Spiderman. Özellikle Örümcek Adam herhangi bir insan olan bir gazeteci yamağının gerektiğinde süper kahramana dönüşmesi, sonra normal hayata devam edebilmesi üzerine kurulmuştu. Yani büyük şehrin hengamesi, iş hayatının zorluğu, günlük hayatın tekinsizliği karşısında herhangi bir insanın, yani okuyucunun kendisinin bile bir süper kahramana dönüşmesi…

Kahramanlar için yeni iş kapıları

Bu çabalar 80’ler ve 90’larda yapılacak, Tim Burton’ın yönetmenlik ya da Neil Gaiman’ın yazarlık yaptığı büyük projelerle canlanana kadar çok yavaşladı. Süper kahramanlar basılı olarak sadece temeli koruyorlardı. İş, sinema, video, lisanslı oyun ve oyuncaklar üzerinden yayılıyordu.
Dijital devrim başlamış, oyunlar hayatın önemli parçası oluvermişti. Neredeyse her süper kahraman için bu yeni dünyada fazlasıyla iş vardı.

Süper kahramanlar artık 21’inci yüzyıla hazırdı. Ortam da süper kahramanlara… 2009’dan sonra dünyada krizler, irili ufaklı savaşlar ama en önemlisi terör yaygınlaşıyordu. 11 Eylül sonrası terör karşısındaki çaresizlik panik yaratmıştı. Ortadoğu kaynıyordu. ABD hepsine müdahale ediyordu. Süper kahramanlar da göreve hazırdı. Sadece Amerika’da değil, dünyanın her yerinde milliyetçilik, vatanseverlik tekrardan ürkütücü hız ve boyutta geri geliyordu. Süper kahramanlar da!

Bu arada televizyon ortadan yavaş yavaş kalkıyor, izleme platformları oyunu ele geçiriyordu. Özellikle çizgiye dayalı “aile eğlencesi” filmleri ve bunlara dayalı oyuncak, hediyelik ve lisanslı ürün satışı ekran başarısına endeksliydi.

Netflix’in kısa süredeki dev başarısı karşısında Disney önce arkada yer aldıysa da sonra kendi platformunu kurmaya karar verdi. Disney önce Pixar’ı almıştı. Hem de Steve Jobs sahipken ve Disney’den hisse alıp, yönetim kurulunda sandalye kapması pahasına.

Arkasından Marvel Comics de 4 milyar dolara satın alındı. Yani Mickey ve Disney prenseslerinin yanında Pixar’ın Toy Story ve Nemo’su olurdu ama süper kahramanlar da artık onların yanında yer alacaktı. Bunlara Lucas Production da eklenince, Star Wars, Indiana Jones tüm kütüphaneleri ve muhteşem ürünleriyle Disney’e geçmişti. Disney animasyon stüdyoları, televizyon dağıtımı, tema parkları, lisanslı ürünler ve mağazaları ile kendi yarattığı dev kategorinin yanına yaklaşılamaz bir lider haline gelmişti.

Disney’in kendi platformunu kurması bu yılın sonu gibi planlanmış ve her şey hazır diye düşünülürken geçtiğimiz haftalarda bomba patladı. Disney Fox’u da televizyon kanalları hariç 71,3 milyar dolara satın almıştı. Simpsons bile Disney’in oluvermişti. Süper kahramanlar açısından durum da iyileşmişti.

Zamanında Marvel’ın Fox’a film haklarını sattığı X-Men, Fantastic Four ve karakterleri sisteme geri dönmüştü. Bugüne kadar bilinen her şey tersine gitmişti. Öte yandan dünyadaki terör, savaş ve yükselen milliyetçilik akımlarından beslenerek yeniden canlanan ve hayatın farklı alanlarına farklı ürün ve hizmetlerle giren süper kahramanlarla aynı zamanda büyük şirketlerin satış fiyatlarını, yayın devlerinin piyasa değerlerini hızlıca artırmak için hayatımıza yeniden düşüverdiler. Bu konjonktürde kolay çıkmazlar da.

Levent Erden
Akademisyen

Benzer Yazılar

Animasyonun müzikle tanışması

Ad Hoc

Binalar ve duygular

Ad Hoc

Gastro kritik: Yerel, yerinde güzel

Ad Hoc