Analog Manşet

Tarihin ilk girişimcilik merkezi: Galata

Girişimcilik ve global yatırım çekmek İstanbul’un yabancı olduğu bir konu değil. Bunu görmek için tarihe biraz dikkatle bakmak yeterli. Boğaz’ı ve Haliç’i aynı anda gören şahane bölgeyi merak edip bir keşfe çıkarsanız dünya tarihinin ilk uluslararası girişimci, yatırımcı ve finansçılarının uzun süre yaşadıkları o semti görürsünüz.

O semtin insanları yetenekleriyle, girişimcilikleriyle, ticari akıllarıyla ve finansman güçleriyle üç imparatorluğun yükselmesine yardım etmişlerdir. Evet, M.S. 330’lardan itibaren önemli bir koloniye dönüşmüş ve binlerce yıldır girişimci ruhunu koruyan Galata bölgesinden bahsediyorum.

Galata, Romalılar döneminde şehrin 14 mahallesinden 13’üncüsü olarak kayıtlara geçmiştir. Ancak tarihçilere göre burası Romalılardan önce de önemli bir yerleşim bölgesiydi.

13’üncü yüzyılda Galata’da bir Ceneviz kolonisi kurulmuş ve Roma İmparatorluğu’nun denetiminde özerk bir bölgeye dönüşmüştür. Roma İmparatorluğu’nun zayıflamaya başladığı 1200’lü yıllarda bölgenin çevresi surlarla (Hristos Surları) çevrilmiştir. En yüksek noktasındaki Galata Kulesi ise bugünkü haline dönüştürülerek gözetleme kulesi olarak kullanılmaya başlanmıştır. 14 kilometrelik surların zamanla yıkılmasına karşın 1348’de inşa edilen Galata Kulesi o bölgede bulunan 22 kuleden günümüze ulaşabilen tek yapıdır.

Yüzyıllar boyunca ticaretin merkezi

Galata semti, bundan tam 1700 yıl önce Doğu Roma İmparatorluğu döneminde, yabancı tüccarların ve girişimcilerin merkezi olmaya başlamıştı. Dünyadaki pek çok kentten çok daha önce İstanbul’da çok milletli bir girişimci semti ve uluslararası bir ticaret kolonisi olmayı başarmıştır Galata.

Pek çok tarihî kaynak Cenevizlilerden Venediklilere kadar 50’yi aşkın milletten tüccarın, girişimcinin yüzyıllar boyu Galata semtinde yaşadığını söylüyor. Galata’da yaşayan bu uluslararası koloni önce Bizans’ın ihtiyacı olan mal, ürün ve sermayeyi sağladı. Ardından Bizans’a vergi verdi ve Bizans’ın hem ekonomik olarak hem de askerî olarak sürdürülebilir bir devlet olmasına yardım etti.

İstanbul’un Türkler tarafından fethedildiği 1453 öncesi ve sonrasında, Osmanlı İmparatorluğu için de Galata önemli bir merkez olmuştur. İstanbul’un fethinden sonra çekinen bazı aileler Galata surları içindeki işlerini ve evlerini terk etmişlerdi. Fatih Sultan Mehmet o tüccar ve girişimcileri yeniden İstanbul’a davet etti. Onlara imparatorluk içinde ve dışında ticaret yapma garantisi ve özgürlüğü verdi. Galata ve Galata’da yaşayan çok uluslu, çok kültürlü o tüccar koloni, Osmanlı maliyesinin tepelere çıkmasına ve dünyanın en güçlü devletlerinden biri olmasına katkı sağladı.

Osmanlı’nın Wall Street’i

Yüzyıllar boyu yatırımcılara kucak açmayı, onlarla birlikte çalışmayı, karşılıklı kazanmayı iyi bilen bir semt oldu Galata. 18’inci yüzyılda, bugün Bankalar Caddesi olarak bildiğimiz Voyvoda Caddesi, adeta banka ve sigortacılık sektörünün kalbi durumundaydı Osmanlı Devleti’nin ticaret hacminin artmasıyla birlikte yabancı yatırımcıların daha güvenli çalışması için pek çok finans kuruluşu Galata’yı mesken tuttu. Örneğin, Türkiye’de modern sigortacılığın tarihi zaman olarak Osmanlı dönemine, mekân olarak da Osmanlı’nın Wall Street’i Voyvoda Caddesi’ne uzanır.

Sadece sigortacılığın değil, bankacılığın da kalbi durumundaydı Galata. Dünyanın pek çok önemli bankası 18’inci yüzyılda Voyvoda Caddesinde aktifti. Örneğin bugün Minerva Han diye bilinen bina önce Atina Bankası sonra da Deutsche Bank olarak yıllarca hizmet verdi. Keza Osmanlı Bankası, Generali Sigorta gibi kuruluşların gelmesiyle bugün bile tarzlarıyla hayranlık uyandıran binalar o dönemin önemli mimarları tarafından bu caddede inşa edilmeye başladı.

Dünya modasına ilham veren cadde: Voyvoda

Ticaretin gelişmesi, dünyanın önemli finans kuruluşlarının gelmesi yaşam tarzını da etkiledi. Özellikle 18’inci yüzyıl ve 19’uncu yüzyılın başlarında Galata modernitenin de sembolü oldu. Voyvoda dünyanın en şık caddelerinden biri haline geldi. 19 ve 20’nci yüzyıllarda ortaya çıkan Paris, Viyana, St. Petersburg ve Londra’dan çok daha önce bizim şimdiki Bankalar Caddesi bir moda merkeziydi. Uluslararası gazetelerde Voyvoda Caddesi’ndeki hanımların şıklıkları sık sık haber olurdu. Yanı başındaki Pera yani bugünkü Beyoğlu’yla birlikte Galata dünya moda ve eğlence dünyasının en gözde semtleriydi o zamanlar.

Galata aynı zamanda pek çok ilke sahne olmuş bir semt. Örneğin Türkiye’nin ilk saat kulesi ya da Türkiye’nin ilk, dünyanın üçüncü metrosu Galata’da Tünel’de yapılmıştır.

Galata’dan dünyaya açılanlar

Galata tarihiyle ve kaynaklarıyla bugünün pek çok dünya markasına ilham oldu, can verdi. 20’nci yüzyılın başlarında Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş sürecindeki o çalkantılı zamanlarda başka ülkelere göç eden Galatalı girişimci aileler ve çocukları, başta BNP-Paribas gibi uluslararası bankaları, Mango gibi moda markalarını, Leonidas çikolatalarını ve Smirnoff gibi alkol markalarını yarattılar.

Bugün İtalya’nın Cenova şehrinde ziyaret edebileceğiniz en önemli müzelerden biri olan deniz müzesi bile adını bu semtten almıştır: Galata – Museo del mare.

Galata’nın en ünlüsü: Kamondo Ailesi

Kamondo Ailesi Osmanlı’nın Wall Street’i olarak bilinen Voyvoda ya da Bankalar Caddesi’nin en önemli girişimcilerinden biriydi. İstanbul’un, Galata’nın modernleşmesinde, dünyada dikkat çekmesinde önemli rol aldılar. Doğu’nun Rothschild Ailesi diye anılırdı o yıllarda bu aile.

Türkiye’de modern bankacılığın kurucusu olan ailenin önemli fertlerinden Abraham Salomon de Kamondo İstanbul’da ilk belediyenin kurulmasına da öncülük etti. Kentin modernleştirilmesine, önemli şehircilik ve kültür yatırımlarına çok katkı sağladı. Özellikle 19’uncu yüzyılda İstanbul’un önemli Avrupa kentlerinden birisi olmasında Abraham Salomon de Kamondo’nun bir sosyal girişimci olarak büyük payı vardı.

Kamondo ailesi Osmanlı’nın modernleşmesine katkı sağladığı kadar bugüne kadar gelebilen pek çok yapı, eser inşa ettirmiştir. Okullar, saraylar, hanlar… Ailenin 1870-80 yıllarında yaptırdığı Kamondo Merdivenleri bugün Galata’da en çok ziyaret edilen noktalardan biridir.

Günümüzde turistlerin önemli uğrak yerlerinden biri olan Bankalar Caddesi’ndeki Kamondo merdivenleri 1870-1880 yıllarında ünlü Kamondo Ailesi tarafından yaptırılmıştır.

Hüzünlü son

1800’lerin sonunda işlerinin bir kısmını Paris’e taşıyan Kamondo Ailesi Avrupa’nın da siyasi ve kültürel kurumlarının gelişmesine katkı sunmuştur. Aile Paris’e yerleştikten sonra Champs Elysée’deki Ulusal Tiyatro’nun kurulmasına öncülük etmiş, Louvre Müzesi’ne empresyonist koleksiyonlarının önemli bölümünü bağışlamıştır.

Abraham Solomon de Kamondo Paris’te 93 yaşında yaşamını yitirdiğinde naaşı İstanbul’a getirilmiş ve devlet erkanının katılımıyla Hasköy’deki Yahudi mezarlığına törenle defnedilmiştir. Kamondo’nun mezarı bugün Hasköy’deki Kamondo Anıtı olarak bilenen yapıdır.

Abraham Solomon de Kamondo’nun torunu Isaac Kamondo aynı zamanda İstanbul Başkonsolosu ve önemli bir koleksiyonerdi. 1907’de aralarında Manet, Degas, Monet, Cezanne, Sisley, Van Gogh, Corot gibi sanatçıların eserlerinin de olduğu koleksiyonun büyük kısmını Louvre’a bağışladı.

Ne yazık ki Kamondo Ailesi’nin hüzünlü hikâyesi Nazilerin toplama kamplarında son buldu. Önce Nissim Camondo pilot olarak katıldığı Birinci Dünya Savaşı’nda hayatını kaybetti. Kız kardeşi Beatrice, kocası ve çocukları ise Nazi kamplarında imha edildi.

Ailenin Paris’in en şık binalarından biri olan konutu sonradan müzeye çevrildi. Günümüzde Nissim de Camondo Müzesi Paris’in 18’inci yüzyıl sanat eserlerini barındıran önemli müzelerinden biridir.

Galata’nın girişimci ruhu sonsuza kadar yaşasın

Üç imparatorluğa hayat vermiş, 50’den fazla milletin girişimci ruhunu beslemiş Galata bugün de muhteşem tarihî eserleri, kültürüyle dünyanın en ilgi çekici noktalarından biri.

Tam 17 yüzyıl boyunca dünyaya, İstanbul’a ve başkentlik yaptığı üç imparatorluğa katkı sağlayan bu girişimci ruh sonsuza kadar yaşasın. Türkiye’yi, İstanbul’u dünya inovasyon liginde en üstlere taşısın. Yetenekleri ve girişimcilikleriyle, ticari aklıyla, tarihten gelen kadim semt Galata dilerim ki bugünün dünyasının da önemli inovasyon merkezlerinden biri olsun.

MediaCat Genel Yayın Yönetmeni Pelin Özkan
Bu yazı ilk kez Ad Hoc Nisan 2020 sayısında yayımlanmıştır.

Benzer Yazılar

Gerçek(dışı) varlıklar

Ad Hoc

“Encore! Encore!”

Ad Hoc

Altın firavunun hazineleri

Ad Hoc