Teknoloji

Tek-Gıda-Loji

Tek-Gıda-Loji

İklim değişikliği, dünya nüfusunun artışı ve sınırlı kaynaklar gerçeği… 2050 yılında dünya nüfusunun 9,6 milyar olacağını konuşuyoruz, bir diğer yandan da bu nüfusu beslemek için gıda üretiminin yüzde 70 artması gerektiğini. Gıda üretimini elimizdeki kaynaklarla ve yöntemlerle artıramayacağımız aşikâr. Bu noktada tarlada üretim, fabrikada işleme, dağıtım, alışveriş ve yemek yemeden oluşan gıda denklemine teknoloji ekleniyor. Bu çıkmazın çözümü teknolojide.

Gıdada yeni terminolojiler

Teknolojiyi hayatımızın birçok alanında kullandığımız gibi gıdada da kullanıyoruz. Yenilikçi bir yaklaşımla gıda teknolojisine yaklaşmanın ötesinde şimdiki ihtiyaç verimlilik. Teknoloji ile gıda denkleminin her bir döngüsünü daha verimli hale nasıl getiririz? Konumuz bu. Hatta o kadar ki, bu alanın bir ismi de var: Techfoodology. Yapay zekâ, robotlar, nesnelerin interneti, büyük veri, metagenomik gibi teknoloji ve laboratuvar dünyasında yer alan terimler, artık gıda sektöründe de sıklıkça yer alıyor.

Gıda dendiğinde akla ilk olarak tarlalar geliyor. Çiftçilerin işleri her zamankinden daha zor zira iklim değişikliği ansızın gelen yağmuru, doluyu ve kuraklığı çiftçinin hayatına soktu. Hava ve çevre koşullarının takip edilerek doğru ortalamalarla sağlanan öngörülere her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Burada devreye yapay zekâ giriyor. Microsoft, hasat verimliliği için tarım sektörüne yapay zekâ ve büyük veri ile çözümler sunuyor. Türkiye’de buna benzer bir işi Tarla.io yapıyor, işlerini çiftçinin sorunlarını çözmek için bilgi servisleri sunmak olarak yorumluyorlar.

Toprağa ihtiyaç yok!

Dünya teknoloji ile değişirken, gıdanın tarladaki üretimini verimli kılmak için çalışan teknoloji aynı zamanda gıdanın üretimini tarla dışına çıkarıyor, üretimi şehrin tam ortasına taşıyor. Topraksız tarımın yapıldığı şehirde tarım alanları, ürünün müşterisine ulaşırken minimum ulaşım masrafı ile dağıtılmasını da sağlıyor. Topraksız tarım, bir diğer deyişle suda tarım veya hidroponik tarım, mineral besin çözeltileri kullanılarak yapılıyor. Dünyada birçok örneği var ve büyük şehirlerdeki plazalarda topraksız tarım alanlarına sıkça rastlamanız mümkün. Türkiye’de bu işin öncüsü Ek Biç Ye İç. Kendi alanlarında yaptıkları topraksız tarım ile ürettikleri ürünleri kullanarak kendi restoranlarında da menüler oluşturuyorlar. Ek Biç Ye İç’in Akmerkez’le bir işbirliği de var: Terasta Tarım. Akmerkez’in terasında komposttan akuaponik tarıma kadar birçok uygulamayı görebilirsiniz. Kompost ile hayvansal ve bitkisel atıkların çözünmesi ile ortaya çıkan organik maddelerin doğaya geri kazandırılması, ürünlerin raf ömürlerini uzatmak için teknoloji ile meyvelerden sağlanan doğal koruyucular… Hepsi gıda üretiminin sürdürülebilirliğini sağlamak için teknolojinin doğru kullanılması sonucu ortaya çıkmış çözümler.

Gıdada sürdürülebilirlik haricinde, teknoloji operasyonlarda verimlilik sağlamak için de kullanılıyor. Robotlar, envanter yönetiminde insanlar yerine tercih ediliyor. Walmart, rafları robotlarla tarayıp kontrol ediyor. Seralarda insanlar yerine, robotlar meyve ve sebzeyi topluyor. Sadece fabrika ve marketlerin operasyonlarında değil, yemek yeme deneyiminin gerçekleştiği en temel yer olan evlerde de nesnelerin interneti işin içine giriyor. Evde neyin bittiğini söyleyen çöp kutuları, dolapta neyin eksik olduğu konusunda uyarıda bulunan buzdolapları, sadece işaret etmekle kalmıyor, aynı zamanda sipariş de veriyorlar. Teknoloji, evdeki gıda deneyimini ideal bir zaman yönetimi ile verimli hale getiriyor.

Hayvansal bazlı proteinlere veda

Teknolojinin gıdadaki en önemli katkılarından biri de hayvansal bazlı proteinlerden bitkisel bazlı protein dünyasına doğru geçiş yapmamızı sağlaması. Türkiye’de çok hissedilmese de dünyada bu trendin etkileri kuvvetli şekilde hissediliyor. Impossible Burger, bitki bazlı hamburger eti üretiyor. Bitki bazlı protein, bitki bazlı sushi, bitki bazlı düşük kalorili tatlandırıcılar… Liste uzayıp gidiyor. Bitki bazlı proteinin bu denli popülerleşmesinde ve ekonomide yer kazanmasında sağlıklı yaşam trendinin ve hayvansal protein elde etme sürecindeki doğaya salınan sera gazlarının da oldukça etkisi var. Dünyanın en büyük et firmalarından olan Tyson, bitki bazlı protein üreten Beyond Meat firmasına iki kez yatırım yaptı. Pepsico, Health Warrior’ı satın aldı. Bu gibi büyük firmaların satın aldığı birçok bitki bazlı protein firması var. Bu firmalar, sektörün ciddi oyuncuları olmaya başlamış durumda. Hatta Beyond Meat bu yıl halka arz sürecine hazırlanıyor. Bir yandan da laboratuvarda üretilen etten bahsediyoruz. Metagenomik ile laboratuvarda et, balık, tavuk ve ördek üretiliyor. Dokularından bir parça alarak büyümesini sağlamak üzerine yapılan çalışmalar olumlu sonuç veriyor, şu anda bu alandaki çalışmalar ise bu üretimin daha az maliyetli hale getirilmesi üzerine.

Gıda üretim ve tüketimi kısmında teknoloji gelişmelere hızla katkıda bulunurken aradaki tedarik sürecini de şeffaf hale getiriyor. Çözüm ortağı olarak IBM ile çalışan Nestlé, Tyson ve Unilever gibi firmalar The Food Trust çatısı altında bir araya geliyorlar. Süpermarket deyince ilk akla gelen firma Walmart da tüm yeşil sebze tedarikçilerine izlenebilirlik zorunluluğu getirdi. Türkiye’de Metro Market de balık izlenebilirliği projesini hayata geçirdi ve tedarik zincirindeki şeffaflığı müşterisine sundu.

Dünya’da olduğu kadar hızlı olmasa da Türkiye’de de teknoloji gıda denkleminin içinde yer almaya başladı. Verimli bir gıda sektörü için teknoloji olmazsa olmaz, hem de bizim gibi bir tarım ülkesiyseniz…

Merve Akgül
Gastronomi & Pazarlama Stratejisti

Benzer Yazılar

Felsefeden bilimkurguya, bilimkurgudan gerçeğe: Sanal gerçeklik

Ad Hoc

İklim için kırmızı alarm verildi

Ad Hoc

Doğa ve insan için yeni bir başlangıç

Ad Hoc