Analog

Uzaklardan bir klasik: Hindistan’da düğün

Uzaklardan bir klasik: Hindistan’da düğün

Hindistan’ı anlatmaya kelimeler yetmez. Renkli, şaşırtıcı, güzel, çirkin, zengin, fakir, pis, temiz, lüks, otantik, huzurlu… Aynı zamanda insan eliyle organize edilmiş mükemmel bir kaos.

Bu ülkedeki yoksulluğu da, erişilemez zenginliği de dünyanın başka hiçbir yerinde görmedim. Tam bir zıtlıklar ülkesi.

Hindistan’nın en büyük zenginliği kültürü ve gelenekleri. Sosyal hayatı etkileyen en önemli kültürel etkinliklerden biri ise Hint Düğünleri.

Mart ortasında Samara ve Aman’ın düğünü için Mumbai’deydik. Hindistan’ın tüm renklerini hissettiğimiz muhteşem bir deneyimdi.

Milletlerin kültürel izlerini taşıyan düğünler, pek çok yerde giderek daha batılı motiflere bürünürken Hintlilerin zengin yoksul demeden düğün kültürlerini, düğün geleneklerini sürdürmeleri çok etkileyici.
İlk kez bulunduğum ve dört gününe tanık olduğum bu Hint düğününün en ilgimi çeken bölümlerini sizler için derledim.

Mehendi

Hint düğünü Mehendi denilen bir törenle başlıyor. Bizdeki kına gecesi. Ama onlarda gündüz yapılıyor.

Törende kadınların iki kaşının ortasına “bindi” isimli kırmızı bir nokta yapıştırılıyor. Bindi, üçüncü gözü temsil ediyor. Hintliler üçüncü gözün açılacağına inanıyorlar.

Mehendi’nin davullu zengin eğlencesinin yanı sıra en renkli tarafı kadınların ellerine işlenen kına desenleri.

Sangeet

Sangeet evlilik töreninden bir gece önceki büyük eğlence. Mumbai’nin sembolü Taj Otel’de bin 500 kişilik büyük bir buluşmadayız. Etkileyici gecenin en renkli yanı gelin ve damadın birbirleri için hazırladıkları özel dans gösterileri.

Dini ritüeller

Düğünün (bizim için son günü) Mumbai’nin en güzel otellerinden Four Seasons’tayız. Otelin içi dışı binlerce çiçekle donatılmış. Törenler tam 16:00’da başlıyor.

Damat akrabaları ile tören alanına çiçeklerle süslenmiş bir arabayla geliyor. Gelinin annesi damadı karşılıyor.

Bir saatlik davullu eğlenceden sonra törene hazırlanmak üzere gelinin babası damadı dini törenin yapılması için özel hazırlanmış Mandap’a davet ediyor.

Nyas denilen bedenin su ile temizliğini temsilen damadın ayakları yıkanıyor. Gelinin babası Aman’a dünyanın meyvesini simgeleyen “Madhupark” veriyor.

Kanya Agman ve Mangalasthak

Gelin babasının kolunda tören alanına geliyor. Hindistan’da beyaz gelinlik giyilmiyor. Beyazın ölüm rengi olduğuna ve düğüne uğursuzluk getireceğine inanıyor Hintliler.

Hayatın dört amacı

Jaymaala Gelin ve damat birbirlerinin boyunlarına çiçeklerden yapılmış bir halka takıyorlar. Bu birbirlerine verdikleri sözü simgeliyor. Bu ritüelin bir ömür boyu mutluluk, paylaşım ve arkadaşlık getireceğine inanılıyor.

Mangal Pheras ritüeli beni en çok etkileyen iki bölümden biriydi. Gelin ve damat bir ateşin çevresinde hayatın dört amacını sembolize eden dört tur atıyorlar: Sorumluluk, zenginlik, istek ve kurtuluş.

Saptapadi

Törenin en anlamlı bölümlerinden biri Saptapadi denilen çiftin evlilikle ilgili birbirlerine verdikleri sözleri simgeleyen ritüel. Damat gelinin teker teker yedi hurmaya dokunmasına yardımcı oluyor. Bu yedi adım birbirlerine verdikleri yedi evlilik sözünü simgeliyor:

Birbirimize saygı duyacağız ve birbirimizi seveceğiz. Onur ve erdem üzerine bir evlilik kuracağız.

Hem mutlulukta hem de hüzünde birbirimizin yanında olacağız.

Hem bedenimizle hem de ruhumuzla birbirimize sadık kalacağız.

Hayatımızın her alanında eşit olacağız.

Birbirimizin aileleri ile bir olacağız.

Mutluluğa birlikte yürüyeceğiz.

Evliliğimizi “dharma” (sorumlulukları yerine getirmek), “artha” (ailelerimizin iyiliği için çalışmak) ve “kama” (hayallerimizin gerçekleşmesi için çabalamak) aracılığı ile güçlendireceğiz.

Törenin sonunda gelinin annesinin damada verdiği Kansar isimli tatlıyı çift birbirlerine yediriyorlar. Ritüeller damadın ailesinden beş evli kadının geline pirinç vererek onu kutsamalarıyla sona eriyor.

“Mahalaxmi Dhobi Ghat”

Hindistan dünyada şu ana kadar gördüğüm en renkli ülke olabilir. Bu renkleri en iyi yansıtan şehir ise Mumbai. Ülkenin başkenti değil. Ama kültür, ticaret ve sanatın başkenti. Bildiğiniz gibi Bollywood da Mumbai’de.

Çok farklı duyguyu bir arada yaşıyorsunuz. İnsanı çarpan bir şehir. Dünyanın en zengin insanlarından bazıları da burada, en fakirleri de. En pahalı evi de, en büyük varoşu da. Zenginlik ve yoksulluk iç içe. En lüks oteller ve gecekondular yan yana. Trafik tam bir kaos. Ama sistemsizliğin içinde bir sistem kurmayı da başarmışlar.

Pek çok en’e sahip Mumbai’de en dikkat çekici yer Dhobi Ghat denilen dünyanın en büyük açık hava çamaşırhanesi. Dhobi Ghat, 1890 yılında İngilizler tarafından kurulmuş. Yaklaşık 7 bin kişi çalışıyor. Yerel dilde “Dhobi” deniyor bu çamaşır yıkayıcılara. Meslek babadan oğula geçiyor. Müthiş bir sistem kurmuşlar.

7 bin kişinin çalıştığı dünyanın en büyük açık hava çamaşırhanesinin
önünde rengarenk ürünleriyle satıcı kadınlar bulunuyor.

Otellerden, hastanelerden, evlerden kirli çamaşırları topluyorlar. Bu alanda her gün 100 binden fazla çamaşır elde yıkanıyor, ütüleniyor ve alındıkları yere teslim ediliyor. Çamaşırların karışmaması için arkalarına bir kod yazıyorlar. Bazı kaynaklara göre ise 100, bazılarına göre ise 500 bin çamaşır yıkanıyor. Dhobi Ghad 2011’de Guinness Dünya Rekorlar Kitabı’na girmiş.

Bir gün yolunuz Mumbai’ye düşerse ve çok sınırlı zamanınız varsa, tek bir yere gidecekseniz mutlaka Dhobi Ghad’ı tercih edin. Çünkü böyle bir manzarayı dünyanın başka bir yerinde görebilmeniz mümkün değil.

Pelin Özkan, Gazeteci

 

Benzer Yazılar

Rüyaların gerçeklerle iç içe geçtiği diyar: Arizona

Ad Hoc

Street art: Sanat mı vandalizm mi?

Ad Hoc