Teknoloji

Vadideki gençlik: Ölüme teknik müdahaleler

Vadideki gençlik: Ölüme teknik müdahaleler

İngiltere, ortalama yaşam ömrünün uzamasının 1982 yılından bu yana ilk kez duraksadığı yıl olarak kapattı 2018’i. Atlantik’in öte yakasında ise durum çok daha vahimdi: ABD, üçüncü kez ortalama ömrün kısaldığı gerçeğiyle yüzleşiyordu. Bu yüzleşmenin haritalardaki dağılımı da bambaşka boyutlara gebeydi. Örneğin Washington’da son yılların en kapsayıcı sağlık sigortası önerileri, desteklerini tarihte hiç olmadığı kadar artırarak, birbiri ardına sunuluyordu. Ömürlerin kısalmasından nasibini alanlar arasında Güney eyaletleri başı çekerken, 21’inci yüzyıl titanizminin ve batmayan güneşlerin anavatanı Kaliforniya bambaşka bir olasılığı tartışıyordu: Ölümsüzlüğü.

Ölümsüzlük iksirinin ardında koşan çok oldu bugüne kadar. Gılgamış, Çin imparatoru Qin Shi Huang, altın kokteylleri içen 16’ıncı yüzyıl Fransız soyluları… Dorian Gray’se sonsuz gençliği yakalamış, yaşlanma lanetini plastik portresine hapsetmişti. Black metal severler ise Cradle of Filth’in koca bir albümü adadığı, ebedi bir güzellik uğruna genç kızların kanlarında banyo yapan Kanlı Kontes lakaplı Macar soylusu Elizabeth Bathory’yi hatırlayacaktır. Tarihsel hakikatler ya da kurgusal metinlere yansımış tüm fanteziler bir yana, günümüz arayışlarının farkını teslim etmek gerek. Bu fark da bilimsel olmalarında yatıyor.

“Gitme o güzel geceye usulca. İhtiyarlık yanmalı ve saçmalamalı gün kapandığında; Öfkelen, öfkelen ışığın ölümünün karşısında.”

BioViva’nın CEO’su Elizabeth Parrish, blogunda Dylan Thomas’ın meşhur dizelerini paylaşarak başlıyordu, kozmetiği aşan ve hücresel seviyeye inen beden yenileme çalışmalarının başarılarından bahsetmeye. 2015 yılında kurulan BioViva’da başladığı biri yaşla birlikte gelişen kas kaybını, diğeriyse kromozomlar için koruyucu başlık işlevi gören telomerlerin her hücre bölünmesiyle yaşadığı kısalmayı tersine çeviren iki tedavi sonucunda üç yıl içerisinde hücresel yaşını 30 yıl geriye çekebildiğini anlatıyordu Parrish.

Teknoloji dünyası aktörleri için akla gelebilecek her sorunun çözümü bir Ar-Ge mesaisi uzaklıkta ve Parrish, maceralarında yalnız değil. Ölüme, çözülebilecek teknik bir mesele olarak yaklaşanlar arasında yaşlanmanın etkileriyle mücadele eden Unity Biotechnology’den finansal desteklerini esirgemeyen Jeff Bezos, Peter Thiel ve Calico’ya yatırımlarını sürdüren Sergey Brin ve Larry Page gibi isimler de var. Calico Laboratuvarları, geçtiğimiz yıl çıplak kör fareleri keşfetmesiyle bilim haberlerine konu olmuştu. Bu kemirgenler, kolay kolay kansere yakalanmadıkları gibi, aktif DNA onarım yetileri ve diğer proteinlerin düzenli kıvrılmasını sağlayan şaperon proteinlerine yüksek oranlarda sahip olmaları nedeniyle diğer memelilerin yaşlanma sürecinden epey uzaklar.

Tüm biyoteknolojik gelişmelerin ardındaki fikri “130 yaşındayken, 22 yaşında bir bedene sahip olmak” olarak özetliyor genetik dünyasının süperstarlarından George Church. Harvardlı profesör, kurucusu olduğu Rejuvenate Bio’da DNA’ya uyguladığı bazı anti-aging gen terapileriyle bazı farelerin ömrünü iki katına çıkardığını belirtiyor. 2018 yılında köpeklerle çalışmaya başlayan Church’ün yapılacaklar listesinin bir sonraki maddesi ise bulgularını insan DNA’sı üzerinde test etmek.

 

Ölüm hep bize mi düşer usta?

Ölülerin diriltilmesi, yenilenebilir enerji kaynaklarına yenilerinin eklenmesi, yaşam ömrünün uzatılması ve farklı organizmaların yaratılması… Kavanoz ya da hologram içindeki beyinlerin çok uzağında, teknik potansiyellerin gayet meşru sınırlarındayız. İnsan ve hayvan hayatının iyileştirilebileceği, zekâmızın artırılabileceği, hafızalarımızın hep taze tutulabileceği ve üstelik tüm bunların 2012 tarihli Limitless filminde sunulan yan etkilerinden arındırılabileceği bir gelecek bizi bekliyor. Bu gelecek ihtimali, iflah olmaz bir merak ya da hırsın ötesinde, bir önlem paketi aslında. Meşruiyetini yasladığı zeminse 2050 yılında dünya nüfusunun yüzde 22’sini, 2100 yılında üçte birini oluşturacağı öngörülen 60 yaş üstü bireylerin yaratacağı gümüş tsunaminin dünya ekonomisinde meydana getireceği aksamalar. Bu nüfus, sağlık bakımında ve emeklilik politikalarında bir yük oluşturacağına, neden zeki, çevik ve üretken bir işgücüne dönüşmesin ki?

O günler gelene kadarsa, uzun ve sağlıklı bir ömrün keyfini sürecekler arasında 7 milyar insanın tamamı yok elbette. Uzmanlar, tedavilerin yaygınlaşması ve taleplerin artmasıyla bu teknolojilerin zamanla “herkes” için erişilebilir olacağını belirtse de şimdilik Yuval Noah Harari’nin uyardığı gibi ekonomik ve toplumsal eşitsizlikleri beslemeye devam edeceği kesin.

Benzer Yazılar

Felsefeden bilimkurguya, bilimkurgudan gerçeğe: Sanal gerçeklik

Ad Hoc

İnsandan geriye kalanlar…

Ad Hoc

Yapay zekâ ve insan haklarında eksen kayması

Ad Hoc