Manşet Tematik

Vahşi doğa ve içimizdeki hayvan

Zimbabve Hwange Ulusal Parkı’nda yaşayan, pek çoğumuzun hikâyesine sonradan aşina olduğu ancak tanıyan herkesin çok sevdiği bir aslanın trajik ölümü büyük ve derin bir tartışmaya konu oldu. 2015 yılında Walter Palmer isimli Amerikalı diş hekiminin eğlence amaçlı yaptığı av macerasına kurban giden Cecil’in avlanması tüm dünyada yankı buldu. Ardından nesli tükenmekte olan türler listesine aslanların da eklenmesiyle ABD’de avcılığın yasal olarak sınırlandırılması kararı alındı. 1999 yılından ölümüne kadar Oxford Üniversitesi’nin yaptığı araştırmanın parçası olan Cecil’in ilham olduğu araştırmacılardan biri ise bugün benzer süreçlerin yaşanmaması adına tüm dünyaya meydan okuyor.

Trajedinin ardından

Geçtiğimiz aylarda Moreangels Mbizah yaptığı Ted konuşmasıyla bu vahşeti yeniden hatırlatarak yaşanan trajedileri unutmanın ya da üzülmenin bir faydası olmadığını gözler önüne serdi. Bunun yerine bir hikâyenin daha sonunun kötü bitmemesi için neler yapılabileceğini düşündüğü bir konuşmaya Cecil’i de dahil etti. Mbizah, Oxford Ünivesitesi’nin yaptığı araştırma dahilinde üç yıl boyunca Cecil’i incelediğini ve onu en iyi tanıyanlardan biri olarak bu bağlılığın verdiği üzüntüyü dile getirdi.

Bu yüzyıl çoğu hayvan türünün kaybedildiği, vahşi ve bakir doğanın daha sık sorgulandığı bir dönemi işaret ediyor. Çoğunun yüksek olduğu oranlara aslanların da eklendiğini söyleyebiliriz zira yüzde 90’ı kaybedilmiş durumda. Ve bugün sadece 20 bin aslanın olduğu öne sürülüyor. Mbizah’ın ifadeleri öncelikle yerel topluluklar üzerindeydi –ki vahşi doğanın yüzleştiği zorlukların en yakın tanığı ve değişen doğadan en çok etkilenen de yine onlardı.

Çocukluğu Zimbabve’de geçen Mbizah, bu bilince 29 yaşında değil de 10 yaşında sahip olsaydı, muhtemelen büyüdüğü bahçenin yakınlarında bir yerlerde vahşi hayvanların yaşadığını bilecek, kendi ifadeleriyle anavatanında vahşi bir hayvanı ilk kez gördüğü yaş 25 olmayacaktı. O zaman onlara daha bağlı ve bu hayatın doğallığını korumaya çok daha erken yaşta başlayacağını belirterek çevre bilincinin hâkim olduğu, doğa ve hayvanların korunması için çalışan insanların çok azının yerel topluluklara aşina olduğunun altını çizdi. Mbizah’a göre mücadele verdiğimiz doğal yaşamı koruma çabalarına yerel toplulukları korumayı da eklemeliyiz çünkü onlara yakınlar ve yakınlıklarını nasıl değerlendirebilecekleri konusunda bilinçli değiller.

Yerel toplulukların karşılaştığı zorlukların tahmini kolay. Ekonomi, kültür, eğitim gibi imkânları sınırlı olan bu toplulukların yetenekleri geliştirilir ve doğal yaşamı koruma fikri onlara daha fazla aşılanabilirse geçmişte yarattığımız engelleri etkin bir biçimde ortadan kaldırabiliriz.

Kral değil, insan çıplak

Moreangels Mbizah’ın vahşi hayatı koruma üzerine yaptığı çalışmalar farkındalığın sağlanacağı âna kadar devam edecek gibi duruyor. Fakat avcılık ya da diğer suçlar bir şekilde devam ediyor ve insan var olduğu sürece edeceği aşikâr. Trajediye geri dönelim. Cecil’i avlayan James Palmer hakkında uluslararası tutuklanma kararı alındı ve Palmer ona yardım eden kişilerin olduğunu, hatta bunun için 50 bin dolar teklif ettiklerini, tüm bunların da yasal sürece dahil olduğunu ifade etti. Zafer gibi algıladığı bu katlin ardından bu ânı fotoğraflaması da tartışmaları şiddetlendirdi. Palmer ya da dünya gündeminin bu kadar aşina olmadığı diğer pek çok insanın içinde bu acımasızlık var ancak bunların yasal olma fikri tüm bu trajedilerin önüne geçiyor. Tıpkı insanın içindeki hayvani ve acımasız yönü anlatan, gelişen sanayinin geliştiremediği insanı konu alan Emile Zola romanındaki gibi, bazen işin en kötü yanı yargının bu kötülüğe imkân vermesi ve esas suçun insanın kendini inkâr etmesidir: “Geleceğe doğru ilerleyerek, mekanik, görkemli bir şekilde geçiyor da geçiyordu ve o geçip giderken, iki yanında insanlıktan geriye kalanın, gizlense de soğukkanlılıkla hayatta kalmayı başaran ezeli bir tutku, ezeli bir suç olduğunu bilmezden geliyordu.”

Bu yazı ilk kez AdHoc Şubat 2020 sayısında yayımlanmıştır.

Benzer Yazılar

Tesla: Tekerlekli cep telefonu

Ad Hoc

Hasankeyf, Allianoi ve Zeugma’nın sessiz çığlıkları

Ad Hoc

Yine, yeni, yeniden: Fandom, K-Pop ve popüler kültür

Ad Hoc